Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1566 K.2025/2434
7. Hukuk Dairesi 2025/1566 E. , 2025/2434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/545 E., 2024/1920 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yahyalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/294 E., 2023/446 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 11.02.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 103 ada 41 numaralı parselde paydaş olduğunu, ön alım hakkına dayalı olarak davalı ...'ın 19.12.2014 tarihinde aldığı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; ön alım davasının eski malike açılamayacağını, yeni malike açılabileceğini, haksız davanın reddi ile yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ...; davanın her yönü ile haksız olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazın hisseli olmadığını, ön alım hakkının paylı mülkiyete konu taşınmazlarda doğabilecek bir hak olduğunu, satış işlemi tarihinde taşınmazın müstakil ve tek hissesi bir taşınmaz olduğunu, taşınmazı tapudaki bu müstakil duruma güvenerek hissesiz, müstakil bir taşınmazı satın aldığını, usul ve esas bakımından haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... adına olan hissenin iptali ile davacı adına tesciline, davalı ...’un halihazırda tapu maliki olmadığından pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava değeri olan 15.300,00 TL'nin hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığı, bu nedenle kararın istinafı kabil olmadığı gerekçesiyle istinaf dilekçesinin miktardan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
C. Ek Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilince; 11.02.2025 tarihli ek karar ile kararın temyiz edilemeyeceği belirtilerek temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. EK KARAR TEMYİZİ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Ek Karar Temyiz Sebepleri
Davalı vekili ek karar temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın tapuda ve dava dilekçesinde gösterilen değerinin gerçeği yansıtmadığı, gerçekte çok daha yüksek fiyatlı olduğunu keşifte taşınmazın değerinin belirlendiğini, ek kararın ve istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararın hatalı olduğu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Uyuşmazlık; istinaf başvuru dilekçesinin miktardan ret kararının kesin olup olmadığı ile dava değerinin istinaf inceleme sınırı üstünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
a. Ek karara yönelik temyiz incelemesinde; 6100 sayılı Kanun'un 346. maddesinde; "istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.
Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar" düzenlemesi mevcuttur.
Aynı Kanun'un 366. maddesi ise; "Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin dava değerinin istinaf inceleme sınırı üzerinde olmadığı değerlendirilerek dilekçenin miktardan reddine dair karar verilmişse de, bu karar, usule ilişkin bir karar olup yukarıda ayrıntılı açıklanan ilgili kanun hükümlerine göre bir haftalık temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilmesi gerekirken, kanun yolu kapatılmak suretiyle kesin nitelikte olacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2025 tarihli ek kararının kaldırılması gerekmiştir.
b. Ön alım davalarında, kural olarak davaya konu payın değeri, satış senedindeki satış bedeli olmakla birlikte, davacı, resmi senetteki satış bedelinin yüksek gösterildiği iddiası ile davasını kendi belirlediği daha düşük bir bedel üzerinden harçlandırmak suretiyle açabilmektedir. Davalı taraf genellikle davanın reddini savunmakla birlikte, davanın mahkemece kabul edilmesi halinde önalım bedelinin davacı tarafından düşük gösterildiğini belirterek, resmi satış sözleşmesindeki bedel üzerinden veya ileri sürdüğü daha fazla miktar üzerinden hüküm kurulmasını talep edebilmektedir.
Bu tür davalarda hüküm altına alınan bedel aynı zamanda davanın değerini de gösterdiğinden, dava değeri, davanın başlangıcında taraflar arasında ihtilaflıdır.
Bu sebeplerle, başlangıçta dava değerinin belirlenmesinde inisiyatif davacıda ise de, Kanun'un 26 ıncı maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık” ilkesi sadece davacının değil, davalının da taleplerinin nazara alınmasını emrettiğinden, kanun yoluna başvurulması halinde davacının talepleri yanında, davalının taleplerinin de mahkemece değerlendirmeye alınması gerekir. Aksi kabul edilerek davacının belirlediği değeri aşan davalı taleplerinin dikkate alınmaması halinde verilen kararın davalı tarafından kanun yoluna götürülmesi ve denetlenmesi engellenmiş olacaktır. Bu durum, davalının davada kendisini savunmasına ve adil yargılanmasına engel olacak nitelikte bulunduğundan, temyiz hakkının dava değerine veya hüküm altına alınan değerine göre belirlenmesi sırasında Kanun'un 341. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası ile 362. maddenin ikinci fıkrası uyarınca istinaf ve temyiz sınırı belirlenirken davalı tarafın ileri sürdüğü taleplerin de nazara alınması kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme olacaktır.
Davalı taraf temyiz dilekçesinde; dava konusu payı 130.000,00 TL bedelle satın aldığını, keşif sonucu Mahkemece alınan raporda dava tarihindeki değerinin 500.000,00 TL olduğunun, değerin taşınmaz değeri nazara alınmadan belirlenmesinin doğru olmadığını, bu miktara göre hükmün kesinlik sınırının altında kalmadığından kesin olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının kaldırılmasını, 12.12.2024 tarihli kararının bozulmasını talep etmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, Mahkemece hüküm altına alınan bedel her ne kadar karar tarihindeki istinaf sınırının altında kalsa da, davalı taraf belirlenen bedeli kabul etmeyerek, ileri sürdüğü ve istinaf sınırının üzerindeki değeri ifade eden 130.000,00 TL üzerinden kanun yoluna başvurduğundan, davalının bu talepleri nazara alınmadan, Kanun'un 341. madde hükmü eksik ve hatalı değerlendirilerek, hüküm altına alınan payın resmi satış senedindeki değeri gerekçe gösterilerek istinaf kanun yoluna ilişkin dilekçenin reddine karar verilmesi doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.02.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.