Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4005 K.2025/2443
7. Hukuk Dairesi 2024/4005 E. , 2025/2443 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/645 E., 2024/1067 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/342 E., 2024/23 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Müvekkili ile davalı şirket arasında 30.12.2017 tarihinde adi yazılı olarak imzlanan "Daire Satış Sözleşmesiyle", Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 664 ada, 1-2-3-4-5 parsel sayılı taşınmazlar üzerine inşaa edilecek binadaki bir adet dairenin satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmede kararlaştırılan dairenin yenilenen tapu bilgilerinin Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1656 ada 12 parsel, 89 bağımsız bölüm numaralı mesken olup tüketici sıfatıyla müvekkili tarafından dairenin konut olarak kullanılmak üzere satın alındığını, sözleşmede 105.000,00 TL olarak kararlaştırılan taşınmaz satış bedelinin 60.000,00 TL'sinin nakden ve peşinen sözleşme tarihinde ödendiğini, kalan 45.000,00 TL'nin ise yarısının kaba inşaat bitiminde ve kalan son yarısının (22.500,00 TL) ise dairenin tesliminde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak; kaba inşaatın bitmesinin üzerinden uzun zaman geçmiş olup inşaat alanına giden müvekkilince inşaatın bittiğinin bizzat tespit edildiğini, davalı şirketin bu durumdan davacıyı haberdar etmediğini, bu gelişmeler üzerine ... Noterliği aracılığıyla davacı tarafından 10.10.2022 tarihinde davalı şirkete gönderilen ihtarnamede; "Kaba inşaatın bittiğini kendim tespit ettim. Bu nedenle 22.500,00 TL'yi ödemek istiyorum. Bedelin ödenebilmesi için hesap numarası bildirilmesi gereklidir, aksi taktirde tevdi mahalli tayini için başvuruda bulunulacağı... hususunun ihtar edildiğini, ancak ihtarın davalı şirkete ulaşmasına rağmen hesap numarası bildirilmediğini, 14.10.2022 tarihinde davalı tarafça davacıya gönderilen karşı ihtarnamede ise "Kaba inşaatın 2020 yılının Aralık ayında bittiği, bu konuda defalarca davacının uyarıldığı, aradan 2 yıl geçtikten sonra bedelin ödenebilmesi için hesap numarası istenmesinin haksız kazanç sağlamak amaçlı ve kötüniyetli olduğunu, sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiklerini, ödenen 60.000,00 TL'nin ise bildirilecek hesap numarasına iade edileceğini, bunun karşılığında 60.000,00 TL tutarındaki teminat senedinin de iade edilmesi gerektiği..." hususunun ihtar edildiğini ileri sürerek Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1656 ada, 12 parseldeki, 89 bağımsız bölüm numaralı davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin tam olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 105.000,00 TL'sinin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini savunmuştur.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili; taraflar arasında imzalanan 30.12.2017 tarihli satış sözleşmesine göre, binanın kaba inşaatın 2020 yılının Aralık ayında bittiğinin defalarca davacıya ihtar edildiği halde yapılması gereken ödemenin davacı tarafından 2 yıl boyunca yapılmadığını, edim yerine getirilmediği halde aradan 2 yıl geçtikten sonra bedelin ödenebilmesi için hesap numarası istenmesinin haksız kazanç sağlamak amaçlı ve kötüniyetli olduğunu, bu sebeplerle 30.12.2017 tarihli sözleşmenin 14.10.2022 tarihli ihtarnameyle haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının ödediği 60.000,00 TL'yi geri almayı istememesi üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/12 D.İş sayılı dosyasında davacı ... adına tevdi mahalli tayin ettirilerek 60.000,00 TL'nin davacı adına açılan hesaba yatırıldığını belirterek; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinin adi yazılı düzenlenmiş olması sebebiyle geçersiz olduğu, ancak 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasının kabul edilebileceği, davacının satış bedelinin tamamını ödediği ve tapunun devrini talep edebileceği, davalının tapu devrinden kaçınması haklı nedene dayalı olmadığından davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu, öte yandan davacı tüketici, 6502 sayılı Yasa nın 73/2 maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden harç tamamlatılmadığı, davanın konusu para ile ölçülebilen değer olduğundan taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1656 ada 12 parsel, A blok, zemin kat, 89 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda, sözleşmenin feshine ilişkin açık düzenleme bulunmamakla birlikte, 19. maddesinde satıcının kalan borcunun tamamının ifasını talep edebilmesi için alıcının temerrüt koşullarının düzenlendiği, satıcının feshi talep edebilmesi için alıcının hangi koşullarda temerrüde düştüğünün kabul edileceğinin de bu kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, davacı tarafça 22.500,00 TL'nin bina kaba inşaatının bitiminde ödeneceği kararlaştırıldığından davalı tarafça inşaatın belirlenen seviyeye getirilerek davacıya bakiye borcu ödemesi hususunda davacının yöntemince temerrüde düşürülmemiş olduğu, aksine davacı tarafça 10.10.2022 tarihli ihtarname ile kalan bedelin ödenmesi için davalıdan hesap numarası istendiği, bu ihtar üzerine davalı tarafça 13.10.2022 tarihli ihtarla sözleşmenin feshedildiği belirtilse de, yukarıda açıklandığı üzere davalının öncesinde davacıyı temerrüde düşürücü ihtarı bulunmadığı, dolayısıyla davalı yüklenicinin bu yöndeki fesih işlemi yerinde olmayıp sözleşmenin hukuken geçerli ve ayakta olduğu, davacı tarafça ödeme ve tevdi suretiyle bedel ödeme edimlerinin ifa edildiği, davalının tapu devrinden kaçınmasının haklı nedene dayalı olmadığı, davanın kabulü yönünde verilen hükmün yerinde olduğu, öte yandan, dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı gibi davanın konusunun para ile ölçülebilen değer olması sebebiyle mahkemece taşınmaz değeri üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olup verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının çok cüz'i miktar borç için ödeme yeri (tevdi mahalli) tayini talep ederek böylece sanki müvekkilinin ödemeyi kabul etmemiş gibi bir tutum sergilediğini, yaşanan ekonomik sebepler sebebiyle deyim yerindeyse sudan ucuz bir bedelle davacının taşınmaz sahibi olma niyetiyle sebepsiz zenginleşme amacıyla davayı açmış olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı davrandığı açıkça ortada iken davanın TMK'nın 2. maddesi gereğince kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; yüklenicinin (yap-satçı) temliki iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede bedelin tazmini istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.