Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4300 K.2025/2373

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4300 📋 K. 2025/2373 📅 05.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4300 E.  ,  2025/2373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3014 E., 2024/184 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/365 E., 2021/70 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalılar murisi ...’nun ... 4. Noterliği'nin 18.12.1989 tarihli, 34863 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu 196 parsel sayılı taşınmazda 200 m² yerin müvekkiline satışını vaadettiğini, 500.000,00 TL satış bedelinin peşin ödendiğini, yerin alıcıya teslim edildiğini, ancak taşınmazın müvekkilinin adına tapuda devredilmediğini, taşınmaz üzerine müvekkilince inşa edilen yapının değerinin zemin değerinden yüksek olduğunu, müvekkilinin satış vaadi sözleşmesine dayanarak 1989 yılından bu yana taşınmazı iyi niyetli olarak kullandığını belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, terditli olarak taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vasisi ..., dava konusu taşınmazın maliki ...’nun 24.07.1989 tarihinde öldüğünü, murisin 11.07.1989 tarihinde ... isimli kişiye vekalet verdiğini, ...’nun da ...’nun ölümünden sonra 14.12.1989 tarihinde ... ...’e genel vekaletname verdiğini, ... ...’in de 18.12.1989 tarihinde ... ...’na taşınmaz satış vaadinde bulunduğunu, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vekaletname ile yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tarihi itibarı ile murisin ölü olduğu, ölüm ile birlikte vekaletin sona erdiği, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı, davacının edimlerini yerine getirdiğini ispatlayamadığı, taşınmaz bedelinin muris veya mirasçılarına ödenmediği, geçersiz vekaletname ile yapılan sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından tescil ve terditli olarak rayiç değerin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış vaadi sözleşmesi tarihi itibarı ile muris ...’nun ölü olduğu, ölüm ile vekalet ilişkisinin sona erdiği, kaldı ki vekil ... tarafından vekil ...’nun vekil tayin edildiği işlemde ... yönünden tevkil yetkisinin de verilmediği, bu durumda satış vaadi sözleşmesine dayanak olan vekaletin son bulmuş olduğu, davanın reddine yönelik verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, sözleşmenin noterde düzenlendiğini, geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini, murisin vermiş olduğu vekaletnamenin iradeye uygun olduğu yetkisiz temsil durumunda dahil temsil olunan ve mirasçılarının dava açılıncaya kadar geçen sürede itirazları olmaması nedeni ile iyiniyetli müvekkili yönünden sözleşmenin geçerli olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, terditli olarak alacak istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.