Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1572 K.2025/2218

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1572 📋 K. 2025/2218 📅 24.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1572 E.  ,  2025/2218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1410 E., 2025/295 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/295 E., 2020/91 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak veriken karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ili,...Mahallesi, 1655 parselde kayıtlı "on zeytin ve on yemiş ağacını havi tarla" vasıflı taşınmazın 03.10.2013 tarihinde müvekkili şirket tarafından satın alındığını, tapu kayıtlarında "31.07.2002 tarih 1187 sayılı Muhakemat Müdürlüğünün yazısı ile Bornova 2. Asliye Hukuk Hakimliğinin 2001/762 sayılı kesinleşmiş kararı vardır." beyanının olduğunu, ilgili mahkemesine başvurulduğunu, ancak tedbirin/şerhin mahkemeleri tarafından değil, ilgili idare tarafından, yani tapu müdürlüğünce konulduğunu belirterek mahkemece taleplerinin reddedildiğini, taşınmazın beyanlar hanesinde ayrıca "Muamele Vukuunda Efrad-ı Aile Aranacaktır" kaydı bulunduğunun öğrenildiğini, tapu müdürlüğünden her iki kaydın da silinmesine yönelik taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek; taşınmaz kaydındaki şerhlerin/tedbirlerin/beyanların kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın idare mahkemesinde açılıp yararına şerh konulan kişi veya kişilere yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, şerhin terkini isteminin yol açacağı sonuçlar bakımından yargılamayı gerektirdiğinden tapu müdürlüğünün karar merci olmadığını, taşınmazla ilgili izale-i şüyu davasında 2010/10 Satış sayılı dosyası ile yapılan satışta beyanlar hanesindeki belirtmelerle yükümlü olarak taşınmazın satılarak ihale alıcısı adına tescil edildiğini, davacının da şerhlerle yükümlü olarak taşınmazı satın aldığını, talebin haksız olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; 21.05.1963 tarihinde tesis kadastrosuyla ... oğlu ... mirasçıları adına tescil edildiği, o dönemde tespit malikinin kimlik bilgilerinin bilinememesi nedeniyle "muamele vukuunda efrade aile aranacaktır" şeklinde şerh düşüldüğü, tespit malikinin mirasçıları tarafından Bornova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/762 Esas sayılı dava dosyasıyla tapuda isim tahsisi davası açıldığı, mirasçıların davasının kabul edildiği, dolayısıyla tespit malikinin açık kimlik bilgilerinin bu dava nedeniyle belirlenmiş olduğu, sonrasında idare tarafından bu davanın tapu kaydına şerh verildiği, bu durumda her iki şerhin de tapu malikinin açık kimlik bilgilerinin belirlenmesi karşısında konusunun kalmadığı ve idarece kaldırılması gerektiği, nitekim bu şerhlerin davacı yanla bir ilgisi olmayıp, mülkiyet hakkını kısıtladığı, şerhlerin idare tarafından konulmuş olması hususu nazara alındığında hasmın da doğru yöneltildiği kanaati ile davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli kararıyla; her iki şerhin de Maliye Hazinesi tarafından konulduğu, adı geçen Bornova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası ile beyanlar hanesindeki şerhten beklenen amaç da gerçekleşmiş olduğundan, şerhin kaldırılmasında bir sakınca bulunmadığı ancak tapu sicil müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğundan kendisine yargılama giderleri yükletilemeyeceği için davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli ilamı ile; mahkemece dava konusu taşınmaza ilişkin güncel tapu kaydı getirtilerek, 6100 sayılı HMK’nın 125'inci maddesi hükmü uyarınca davacının payını devrettiği kişi veya kişiler saptanarak, payı devralan üçüncü kişinin devreden davacının yerine geçerek davaya devam edebileceği hususu göz önüne alınmak suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya devam edilerek bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirkete ait 1655 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde "Muamele vukuunda efradı aile aranacaktır" şeklindeki şerhin tesis kadastrosu sırasında düşüldüğü, yine aynı parselin tapu kaydına "31.07.2002 tarih 1187 sayılı Muhakemat Müdürlüğü'nün yazısı ile Bornova 2. Asliye Hukuk Hakimliği'nin 2001/762 sayılı kesinleşmiş kararı vardır" şeklinde şerh konulduğu, Bornova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/762 Esas sayılı dava dosyasıyla tapuda isim tahsisi davası açıldığı, mirasçıların davasının kabul edildiği, dolayısıyla tespit malikinin açık kimlik bilgilerinin bu dava nedeniyle belirlenmiş olduğu, sonrasında idare tarafından bu davanın tapu kaydına şerh verildiği, bu durumda her iki şerhin de tapu malikinin açık kimlik bilgilerinin belirlenmesi karşısında konusunun kalmadığı ve idarece kaldırılması gerektiği, Tapu Müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğundan kendisine yargılama giderleri yükletilemeyeceği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini, davanın İdarenin işlem ve eylemine karşı açıldığından idari yargının görev alanına girdiğini, tapunun beyanlar hanesinde gösterilen şerh ilgilisine tanınan bir hak olduğundan davanın yararına şerh konulan kişi veya kişilere yöneltilmesi gerektiğini, Tapu Müdürlüğünün tüzel kişiliği bulunmadığından da husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesindeki belirtmeler ile yükümlü olarak satılarak ihale alıcısı adına tescil edilmiş olması sebebiyle şerhlerin terkinini talep etmesinin haksız olduğunu
ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu kaydındaki şerhin terkini istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi veya uygun görülen diğer bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre de; Bölge Adliye Mahkemesi, peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Burada artık İlk Derece Mahkemesinin bir kararı mevcut değildir; bozulan karar Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır, bu nedenle dosya kararı bozulan mahkemeye gönderilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi, yaptığı değerlendirmede bozma kararının doğru olduğu kanaatine varırsa bozmaya uyma kararı verecektir. Bu kararın anlamı, Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu önceki kararının hatalı olduğu ve Yargıtay'ın bozma kararı doğrultusunda yeniden inceleme yaparak bir karar vereceğidir. Bozmaya uyma kararı ile bozma kararı lehine olan taraf için bir usuli müktesep hak doğar (Pekcanıtez Usul-Medeni Usul Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017 III.Cilt, Sh.2302 vd.).
Başka bir anlatımla, Yargıtay’ın bozma kararına uyan Bölge Adliye Mahkemesi, bozma kararı uyarınca yargılama yaparak yeni bir karar verir (Kuru, .../Aydın, Burak İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2020, s.537).
Bu kapsamda taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemi olup Bölge Adliye Mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, istinaf yargılaması yapıldığı gerekçesiyle yargılama gideri yönünden hüküm kurmamalıdır.
Somut olaya gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/3 üncü fıkrası gereğince bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesi, Dairemizin bozma ilamını yanlış yorumlayarak daha öncesinde kaldırılmasına karar verdiği, dolayısıyla hükümsüz hale gelen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunu yeniden inceleyerek başvurunun kabulüne karar vermiş, ardından işin esası hakkında yeniden hüküm kurmuştur.
İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulduğunda Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını denetleyen ifadeler içerecek şekilde hüküm tesis etmemelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince işin esası ile ilgili davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; İlk Derece Mahkemesi kararının da kaldırılmasına dair hüküm tesisi ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde "istinaf incelemesi yönünden" şeklinde ayrı bir başlık açılarak istinaf yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-1 nci bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Yukarıda 2 nci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün A bendinin 1 ve 2 numaralı paragrafında yer alan “A)1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile, 2-İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03.03.2020 tarih ve 2019/295 Esas, 2020/91 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına,” ifadelerinin ve B-İstinaf Yargılaması Bakımından başlıklı 1, 2 ve 3 numaralı paragrafında yer alan "1-Davalı tarafından istinaf aşaması ve bozma ilamı sonrası yapılan toplam 207,63 TL yargılama giderinin verilen kararın niteliği gereğince davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2-Davacı tarafından istinaf aşaması ve bozma ilamı sonrası yapılan yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-HMK'nın 333/(1). maddesi gereğince artan gider avansının davacıya, artan delil avansının davalıya geri verilmesine," ifadelerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, HMK'nın 370/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
3-Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.