Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2662 K.2025/2030

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2662 📋 K. 2025/2030 📅 15.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/2662 E.  ,  2025/2030 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/793 E., 2024/550 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/147 E., 2023/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahale talep eden vekili ve duruşma istemiyle davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve asli müdahale isteyen vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alıcı sıfatıyla imzaladığı 12.12.1996 tarihli "Kontrat" başlıklı sözleşme doğrultusunda davacı ile davalının yarışar oranda malik olmak amacıyla aynı oranda bedelini ödeyerek dava dışı ...'dan satın aldıkları taşınmazın müvekkilinin nüfus cüzdanındaki sorun nedeniyle tapuda davalı adına tescil edildiğini, aldıkları tarihten itibaren müvekkili ile davalının dava konusu taşınmazı yarışar oranda ve nizasız olarak kullandıklarını ancak davalının tapu devrine yanaşmayarak müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkilinin davalıya güvenerek yıllarca taşınmazın devredileceği inancıyla beklediğini ileri sürerek; dava konusu 3 parselin 1/2 hissesinin tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
2.Asli müdahale talep eden asıl ... 07.09.2022 havale tarihli dilekçesi ile, taşınmazın gerçekte yarışar oranlarda............ Ltd. Şti. ile Mettaş Ltd. Şti. adına satın alınmasına karşın tapudaki işlem sırasında yanında nüfus cüzdanı olan tek kişi olması nedeniyle tapunun emaneten davalı adına tescil edildiğini ve kendisinin de ... Ltd Şti'nin ortaklarından olduğunu ileri sürerek; taşınmazın 1/2'sinin davalı ... adına, 1/2'sinin ise kendisiyle birlikte diğer ortaklar olan dava dışı ... ...ve davacı ... adına tescilini ve davaya asli müdahil olarak kabulünü istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile özetle; zamanaşımından ve resmî olarak düzenlenmediğinden 12.12.1996 tarihli "Kontrat" başlıklı belgeye dayanarak taşınmaz devrinin istenemeyeceğini, ön protokol niteliğindeki anılan belgenin sadece kaporanın satıcıya verildiğinin belgelenmesi amacıyla düzenlendiğini, taraflar arasındaki inançlı işlemin delili sayılamayacağını, kapora da dâhil olmak üzere tüm bedelin müvekkili tarafından ödendiğini, zaten bu nedenle taşınmazın tapuda müvekkili adına tescil edildiğini, o gün için parası olmayan davacının ileride paranın yarısını ödeyeceğini vaat ettiğini, bir diğer deyişle taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre payına düşen parayı ödemesi hâlinde dava konusu yerin yarı hissesinin davacıya verileceğinin kararlaştırıldığını ancak davacının müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, sonuç olarak dava konusu taşınmazın sadece müvekkilinin parasıyla alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesin süre içinde harç yatırılmadığından asli müdahale talebinin reddedildiği, kontrat başlıklı belge ve tüm dosya kapsamı ile dava konusu taşınmazın taraflarca birlikte satın alındığının ispatlandığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve asli müdahale talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, asli müdahale istemi reddedilen vekilinin başvurusunun ise taraf sıfatı yokluğundan incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili, davacının ödemesi gereken parayı ödemediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, aksi yöndeki kabulün hatalı olduğunu, zamanaşımı süresinin geçtiğini, tanıklardan ... ...nun beyanlarının müvekkili ile husumetli olduğundan hükme esas alınamayacağını, diğer tanığın da davanın ispatına yeter beyanının olmadığını, davacının tapuya giderken yanında nüfus cüzdanının olmadığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2-Asli müdahale talebi reddedilen vekili, müvekkili açısından 793.746,33 TL olan dava değeri üzerinden hesaplanması gereken harcın fazla miktarda hesaplandığından verilen kesin sürenin sonuç doğurmayacağını, ayrıca fakirlik belgesi olan müvekkilinin adli yardım isteminin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.Asli müdahale talep eden ... vekilinin temyiz dilekçesine gelince ise; asli müdahale talep eden 07.09.2022 havale tarihli dilekçesi ile, taşınmazın gerçekte yarı oranda ortağı olduğu ... Ltd. Şti. adına satın alındığını ileri sürerek taşınmazın 1/2'sinin kendisiyle birlikte diğer ortaklar olan dava dışı ... ...ve davacı ... adına tescilini ve davaya asli müdahil olarak kabulünü istemiştir. Bir diğer deyişle asli müdahale talep eden, farklı bir tüzel kişiliği olan limited şirket adına yapılan kazandırmayı gerekçe göstererek kendisiyle birlikte dava dışı olan gerçek kişiler adına toplamda 1/2 hissenin tescilini istemiştir. Asli müdahale talep edene talep sonucu gözetilerek belirlenen dava değeri üzerinden harcı ikmal etmesi için verilen kesin süre içinde harç yatırılmamış ve İlk Derece Mahkemesince asli müdahale talebi reddedilmiştir. Taraf sıfatı, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Asli müdahale talebi reddedilen, davada taraf olmadığından hükmü temyiz etme hakkı yoktur ve bu nedenle temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
2. Asli müdahale talep eden ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine, dilekçesi reddedilen asli müdahale talep eden vekilinden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Dava konusu taşınmaz için taraflar arasında 12.12.1996 tarihli "Kontrat" başlığını taşıyan belge imzalanmıştır. Bu belgede taşınmazı davacı ve davalının 1.450.000.000 TL bedel karşılığında satın aldıkları, peşinat olarak 50.000,00 TL kapora verildiği belirtilmiştir. Bilahare 850 ada 3 parsel sayılı taşınmaz tapuda davalı adına tescil edilmiştir. Satış sözleşmesi dosyaya kazandırılmamış olmakla birlikte, taşınmaz davalı adına tescil edildiğine göre davacı, birlikte alınan taşınmazın yarı bedelini satıcıya veya davalıya ödediğini kanıtlamak zorundadır. Ancak davacı bu iddiasını kanıtlayacak bir delili mahkemeye sunmamıştır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilse dâhi, öncelikle, taşınmazın yarısının güncel değeri belirlendikten sonra süre verilerek davalıya ödenmek üzere mahkeme veznesine depo edilmesi için davacıya süre verilmesi gerekirdi. Zaten davalı vekili 27.07.2021 tarihli cevap dilekçesinde de, davacının, hissesine düşen bedeli davalıya ödemesi hâlinde, taşınmazın yarısını davacıya devretmeyi kabul ettiği beyan etmiştir.
Kaldı ki; yukarıda da belirtildiği gibi, taşınmaz 12.12.1996 tarihinde satın alınmış, 16.12.1997 tarihinde de davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı, ...Noterliğinden 29 Mart 2021 tarihli ve...yevmiye numarası ile davalıya ihtarname keşide ettiği tarihe kadar geçen 24 yıl içerisinde taşınmazın yarı payının adına tescili için davalı nezdinde herhangi bir girişimde bulunmamış, aksine, taşınmazı kiralamak için kira kontratı imzalamıştır. Yani davacının, taşınmazı malik olarak kullandığına dair bir delil de bulunmamaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuş, ancak 03.12.2021 tarihli celsede "Davalı vekilinin zamanaşımı itirazının aşamalarda değerlendirilmesine" şeklinde ara kararı kurulmuş olmasına rağmen, yargılama aşamasında davalı vekilinin zamanaşımı itirazı değerlendirilmediği gibi, gerekçeli kararda da, bu talebe ilişkin bir gerekçe oluşturulmamıştır. Bilindiği gibi, inanç sözleşmelerine dayalı talepler on yıllık genel zamanaşımı süresine tâbi olup, bu süre davanın açıldığı tarihte dolduğundan ve davacının, yukarıda sözü edilen 29 Mart 2021 tarihine kadar, sözleşmenin yerine getirileceğine dair bir talebi de bulunmadığından, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirdi.
Belirttiğim bu gerekçeler ile davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi, aksinin kabulü hâlinde dava konusu taşınmazın yarı bedelini davalıya ödemesi için davacıya uygun bir süre verilmesi için temyiz incelemesine konu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17.04.2024 tarihli ve 2023/793 Esas, 2024/550 Karar sayılı kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.