Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1038 K.2025/1836

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1038 📋 K. 2025/1836 📅 09.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1038 E.  ,  2025/1836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 31.05.2025
SAYISI : 2024/2402 E., 2024/2075 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/28 E., 2024/354 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2025 tarihli ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin 957 ada 9 parselde kayıtlı zemin kat 8 bağımsız bölüm numaralı depolu dükkan niteliğindeki taşınmazda paydaş olduğunu, diğer paydaşlardan ........., ve ...'nun toplamda 2/3 oranındaki hisselerini davalıya sattıklarını, davacının hâlen söz konusu taşınmazda 1/3 oranında pay sahibi olduğunu, annesinden kalan taşınmazda başka kişilerin paydaş olmalarını istemediğini belirterek ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının annesi ile davalının kardeş olduğunu, akrabalar arasında satış olduğundan gerçek bir satımın söz konusu olmadığını, davacının annesi olan murisin sonraki aşamada da davacı ve diğer hissedarlar ile inançlı işleme dayalı olarak tapuyu ellerinde bulundurduklarını, davacının ön alım hakkını kullanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalı tarafından taşınmazın sağlığında muris ... tarafından kendisine devredildiği ancak bazı engellerden dolayı devrin yapılamadığı, davacının dava açmakta kötüniyetli olduğunun iddia edildiği, ancak tanıklar ... ve ...in satış bedeli olan 40 bin avronun davalı tarafından murise elden verildiğini, diğer tanık ........,'un ise ...'nın davalı ...'ye olan borçlarına karşılık dükkanın devredildiğini ve resmî devrin gerçekleşmediğini beyan etmesi karşısında tanık beyanları çelişkili olduğundan itibar edilmediği, muris .......,'ye vasi atandığına ilişkin kararın da davalı tarafından sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2025 tarihli ek kararında, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kesinlik sınırı altında kaldığından reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili asıl kararı temyizinde; temyiz yolunun açık olduğunu, 08.03.2016 tarihli belgede davacının da imzası olduğunu, davacının 40 bin avro ödenerek taşınmazın satın alındığını bildiğini, muris .......'nin dava konusu taşınmazın davalıya devrini vasiyet olarak sözleşmede bildirdiğini, murisin vesayet altında olması nedeniyle tapuda devrin gerçekleştirilemediğini, davanın öncelikle reddini aksi takdirde 40 bin avronun depo edilmesi karşısında kabulünü talep etmiştir.
2. Davalı vekili ek kararı temyiz dilekçesinde; öncelikle davanın reddini, aksi takdirde 40 bin avronun ödenmesi karşılığında ya da dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle tespit edilecek değerinin depo edilmesi karşılığında davanın kabulünü istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 08.03.2016 tarihli sözleşmeye dayanmış ve davacının da imzasını taşıyan bu sözleşmede taşınmazın bedelinin 40 bin avro karşılığı olduğu anlaşılmıştır.
Anayasa'nın 36/1 hükmü uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
Bu hâliyle taşınmazın değerinin tapuda gösterilen miktar olmadığı, yazılı sözleşmede bedelin daha yüksek belirlendiği gözetilmeden davalının temyiz itirazlarının kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle reddi doğru olmadığından ek kararın ve kesinleşme şerhinin kaldırılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonucunda;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "dürüst davranma" başlıklı 2. maddesinde yer alan;
"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
"Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." şeklindeki hüküm ile herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken makul ve dürüst bir kimseden beklenilen objektif davranışa uygun biçimde hareket etmekle yükümlü olacağı düzenlenmiştir. Hukuki işlemlerin kurulmasında, yorumlanmasında ve tamamlanmasında dürüst davranma ilkesi oldukça önemlidir. Ayrıca hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirleme noktasında da dürüstlük kuralının önemli bir işlevi bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken somut olayın şartları dürüstlük kuralı dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (re'sen) bunu dikkate almalıdır (... Dural/Suat Sarı: Türk Özel Hukuku, 13. Baskı İstanbul 2018, s. 261-262).
Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/(23)6-1043 Esas, 2024/537 Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile birlikte dava dışı ... ve ...’nun da adının yer aldığı 08.03.2016 tarihli adi yazılı sözleşmede, tapusu .........'na ait olan ........ Mahallesi .......Apartmanı altındaki takribi 70 m² civarı olan dükkanın...tarafından 01.01.2010 tarihinde ...'nun bankaya olan borcu dolayısıyla 40 bin avro karşılığı ...'a satıldığı belirtilmiştir.
Bu yazılı sözleşmede adı geçen ....... mirasçılarından ... ve .......in tapuda ...’a yaptığı hisse satışına karşı aynı sözleşmede taraf olan ve imzası bulunan davacı ...'in ön alım hakkını kullanması, 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırıdır.
Yukarıda belirtilen nedenler ile ön alım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemli davanın reddi gerekirken tescil hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2025 tarihli ek kararı ile istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 27.12.2024 tarihli kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.