Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3305 K.2025/1693
7. Hukuk Dairesi 2024/3305 E. , 2025/1693 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2965 E., 2024/488 K.
FER'Î MÜDAHİL : ... vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/119 E., 2023/269 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ...(Eski...) ilçesi... mahallesi 1439 ada (eski 48 ada) 1 No.lu parselde gecekondu yapmak suretiyle zilyetliğinin olduğunu, 2981 sayılı Kanun
gereği arsa bedelini ödediğini, 07.01.1985 tarih ve 1486 yevmiye nolu işlem ile bu yerin davacıya tahsis edildiğini, taşınmazın tapu kütük
sayfasının beyanlar hanesine 25.01.1985 tarih 300 yevmiye No.lu işlem ile hak sahibine yerin
tahsis edildiğinin belirtildiğini ileri sürerek tapu tahsis belgesi gereği taşınmazın davalı taraftan terkini ile davacının
hissesine düşen payın tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İdare Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olduğunu, meri planına göre 1439 ada 1 parselin halen okul alanında kaldığını, dava konusu taşınmazın da içerisinde bulunduğu İstanbul ili, ...ilçesi... mahallesinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 1968 yılında 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümleri uyarınca gecekondu önleme bölgesi ilan edildiğini, akabinde 2981 sayılı Kanunun 08.03.1984 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte burada tahsis sahibi olmayıp, işgalci sıfatı ile bulunan kişiler için 2981 sayılı Kanun uygulamalarının yürütüldüğü ancak gecekondu önleme bölgelerinde bu kanunun uygulanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı adına düzenlenmiş tapu tahsis belgesinin mevcut olduğu, davacıya tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapıldığına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı, dosya içerisinde bulunan Emlak Bankası'na ait 29.09.1988 tarihli ve tarihi net tespit edilemeyen toplam iki adet dekont ile idarece tespit edilen toplam 475.000,00 TL'nin ödendiğinin anlaşıldığı, yapılan keşif sonrası tanzim edilen bilirkişi raporunda, tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olduğunun tespit edildiği, tahsise konu yerin imar planına göre meslek lisesi alanında kaldığı tespit edilmiş ise de, dava konusu taşınmaza ilişkin başka bir şagil tarafından açılan 2017/415 Esas sayılı dosyada konu edilen Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği üzere imar durumunun değiştirilmesi nedeni ile tescil talebinin reddedilmesi halinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği, bu nedenle davacı adına düzenlenen ve geçerliliğini koruyan tapu tahsis belgesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil taleplerinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı TOKİ vekili istinaf talebinde, davaya konu taşınmazın feri müdahil ...'ne devredilmiş olduğundan müvekkilinin davada taraf sıfatının sona erdiğini belirtilerek müvekkili hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerektiğini, bu talebinin yerinde görülmemesi halinde HMK'nin 125. maddesi gereği davacıdan hangi seçimlik hakkını kullandığının sorulması ve neticesine göre hüküm kurulması gerektiğini beyan etmiş ise de, karar tarihi itibarıyla dosyada mevcut tapu kaydına göre TOKİ'nin malik olarak gözüktüğü anlaşıldığından bu talebinin yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazın diğer işgalcisi Osman Ukav tarafından yapılan başvuru sonucu Anayasa Mahkemesince 06.07.2017 tarih, 2014/12501 başvuru sayılı kararda "...sonradan yargılama sırasında kamu makamlarınca imar durumunun değiştirilmesi işlemlerinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile Anayasanın 35. maddesi gereğince güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin kabulüne..." karar verildiği, AYM kararına konu olan emsal dosyada davanın İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/415 Esas sayılı dosyası ile 18.06.2007 tarihinde açıldığı, yargılama devam ederken 13.02.2008 tarihli imar planı değişikliği yapıldığı, Anayasa Mahkemesince tescil koşullarının dava açıldığı tarihte gerçekleştiğinin kabul edildiği, yargılama sırasında imar planı değişikliğinin mülkiyet hakkına aykırı görüldüğü anlaşılmış olup, işbu davada, dava tarihinin 25.02.2021 olduğu, imar planı değişikliğinin 13.02.2008 olup, dava tarihinde mevcut olduğu, bu yöndeki idari işlemin iptal edilmediği, geçerli ve yürürlükte olduğu anlaşıldığından, davanın açıldığı tarih itibariyle değerlendirme yapılması gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davalı TOKİ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından karar verildikten sonra taşınmazın malikinin değişmesinin dikkate alınmadığını, taşınmaz imar durumunun sebepsiz ve kamu ihtiyacı olmaksızın konut alanından çıkarılarak meslek lisesi alanı olarak belirlendiğini, kararın tapu da hissedar olan Osman Ukav ile müvekkili arasında adaletsizliğe sebebiyet verdiğini, uygulanması imkansız olan mer'i plana göre dava konusu taşınmazın okul alanında olduğunun savunulamayacağını, taşınmazın okul inşası için uygun olmadığını, uygulanamaz imar planı ile müvekkilinin tüm Anayasal haklarına zarar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.