Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/3330 K.2025/1492
7. Hukuk Dairesi 2024/3330 E. , 2025/1492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1281 E., 2024/850 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uzunköprü 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/28 E., 2022/120 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 28.11.2018 tarihinde ölen muris tarafından iki adet vasiyetname düzenlendiğini, ilk vasiyetnamenin 28.11.1989 tarihinde Uzunköprü 1. Noterliği tarafından 18522 yevmiye numarası ile ikinci vasiyetnamenin ise 14.04.1994 tarihinde yine Uzunköprü 1. Noterliği tarafından 3590 yevmiye numarası ile düzenlediğini, murisin okuma yazma bilmemesine karşın tanıklar şerhinde vasiyetnamenin ...'nın önünde okuduğunun beyan edildiğini, bu durumun 28.11.1989 tarihli vasiyetnameyi yasanın aradığı şekil şartından uzak hale getirdiğini, aynı vasiyet tanıklarının 14.04.1994 tarihli ve 3590 yevmiye numaralı vasiyetnamede de hazır edildiğini, bu vasiyetnamede ise tanıkların noter vekili...tarafından vasiyetnamenin okunduğunu beyan ettiklerini, ilk vasiyetnamede okur yazar olmayan ...'nın vasiyetnameyi okuduğu beyanın bulunmasının vasiyetnameyi geçersiz kıldığını, dava konusu vasiyetnamelerde başkaca eksikliklerin de bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu vasiyetnamelerin TMK'nın 535. maddesinde yer alan şekil şartlarına aykırı düzenlendiğinden iptaline, bu taleplerinin mahkemece kabul edilmemesi halinde ise müvekkillerinin ihlal edilen saklı payları yönünden tenkise karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi ve babası olan ...'nın muris babasını dövmeye kalktığını ve murise karşı kötü sözler sarf ettiğini, tüm mahalleli ve komşuların bu duruma şahit olduğunu, murisin bu sebeplerle vasiyetname düzenlediğini, muris ...'nın dava konusu vasiyetname ile evini müvekkiline bırakırken davacıların murisi ...'i de miras dışı bırakmadığını, davacıların murisi askerden geldikten sonra Meriç ilçesinde iş yeri satın alarak tapu kaydının davacılar murisi adına tescilini yaptırdığını, mal varlığı muris tarafından bu şekilde paylaştırıldığından davacıların tenkis talebinin doğmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2028/28 Esas, 2021/120 Karar sayılı kararı ile "...vasiyetnameler incelendiğinde miras bırakanın okur yazar olmadığının anlaşıldığı vasiyetnamenin TMK'nın 535. maddesine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği... 28.11.1989 tarihli 18522 yevmiye no lu vasiyetnamenin tanıkların beyanlarına ilişkin kısım incelendiğinde ''vasiyetname noter ...tarafından yazıldıktan sonra vasiyetçi ... önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyet namenin son isteklerine ve gerçek arzularına uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işi yapmağa yetenekli gördüğümüzü onaylarız'' şeklinde olduğu, Uzunköprü 1. Noterliği'nin 14.04.1994 tarih ve 03590 yevmiye no lu vasiyetnamenin tanıkların beyanlarına ilişkin kısım incelendiğinde ''vasiyetname noter vekili...tarafından vasiyetçi ...'ya önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son isteklerine ve gerçek arzularına uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işi yapmağa yetenekli gördüğümüzü onaylarız.' şeklinde olduğu, bu haliyle tanıkların miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığına yönelik beyanlarının olmadığı..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile her iki vasiyetnamenin iptaline..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2024 tarihli ve 2022/1281 Esas, 2024/850 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun "...okur yazar olmayanın vasiyetnamesinin tanzimi sırasında tanıkların sadece vasiyetçinin beyanının huzurlarında yapıldığına ve vasiyetçiyi ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerine dair şerh verip imzalamakla yetinmeyip vasiyetnamenin kendi huzurlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu da verecekleri şerhte belirtmeleri gerektiği, oysa her iki vasiyetnamede, tanıkların vasiyetçinin beyanının huzurlarında yapıldığına dair beyanlarının olmadığının görüldüğü, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği..." gerekçesiyle "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde cevap dilekçesinde yer alan nedenleri tekrarla;
a.Dava konusu vasiyetnamelerin değerlendirilmesinde muris iradesine üstünlük tanınması ve geçerliliğini koruyacak şekilde yorumlanması gerektiğini,
b.Vasiyetnameler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, vasiyetnamelerinvasiyetçiye okunduğu sonucuna varılması gerekirken, daktilodan kaynaklanan harf eksikliğinin aksi şekilde yorumlanmasının doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesi şöyledir;
"Miras bırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine miras bırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.
Bu durumda tanıklar, hem miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından miras bırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar."
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin "Okuyup Yazamıyan Vasiyetçi" başlıklı 482. maddesi ise şu şekildedir:
“(2)Vasiyet eden kimse vasiyetnameyi okuyamaz ve imza edemez ise resmî memur şahitler huzurunda vasiyetnameyi kendisine okur.
Vasiyetçi vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu beyan eyler. Bu takdirde şahitler vasiyetçinin beyanatı, huzurlarında vâkı olduğuna ve onu tasarrufa ehil gördüklerine dair şerh vermekle iktifa etmeyip vasiyetnamenin kendi huzurlarında resmî memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu dahi tahrir ve imza ederler.”
2.Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın resmi vasiyetname hazırlanmasına ilişkin usul ve ilkeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 535. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemenin tanıkların beyanına ilişkin ikinci fıkrasında yer alan "hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" ibaresinin hangi anlama geldiği ile vasiyetname metninde bu ibarenin aynı ifadelerle belirtilmemiş olmasının şekli açıdan eksiklik oluşturup oluşturmadığı hususları doktrinde ve uygulamada tartışmalı bir alanı ifade etmektedir. Bir kısım görüşler, beyanın mirasbırakanın iradesini açıklayarak arzularını sıraladığı metin kısmına ilişkin olduğunu ileri sürerken, diğer görüşler beyanın noter tarafından vasiyetname mirasbırakana okunduktan sonra mirasbırakanın vasiyetnamenin son arzularını içerdiğine dair beyanına ilişkin olduğunu savunmaktadır. Bu noktada, mirasbırakanın arzularını notere açıkladığı ve vasiyetnamenin birinci kısmı olarak nitelendirilen bölüme, tanıkların katılma zorunluluğu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2008/11440 E., 10969 K. sayılı kararı ve benzer kararlarında da belirtildiği üzere okuma yazma bilmeyen mirasbırakan tarafından arzularını içeren yazılı metnin vasiyetnameye aktarılması suretiyle de vasiyet tanzimi mümkündür. Bu durumda, tanıkların mirasbırakanın arzularını açıkladığı ilk safhaya katılmasının zorunlu olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır. 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi dikkate alındığında da aynı sonuca varıldığı görülecektir. Mülga Kanunun 482. maddesinin ikinci fıkrası TMK'nın 535. maddesine nazaran daha anlaşılır niteliktedir. Madde gerekçesinde bahse konu ikinci fıkra yönünden hükümde değişiklik yapılmadığı, sadece metnin arılaştırıldığı ifade edilmiştir. Tüm bu değerlendirmeler göstermektedir ki vasiyet tanıklarının mirasbırakanın iradesini açıkladığı birinci safhaya katılması zorunlu değildir. Bu durumda "hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" ibaresindeki beyandan anlaşılması gereken, noter tarafından vasiyetname mirasbırakana okunduktan sonra onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğine dair tek cümleden oluşan beyanıdır. Bu noktada ise işlemde birlik kuralı dikkat çekmektedir. Bu kurala uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamelerde beyanın mirasbırakanın tarafından tanıklar önünde yapıldığı beyanlardan anlaşıldığı takdirde bahsi geçen ibarenin eksikliği vasiyetnameyi şekli anlamda kusurlu kılmayacak birebir ifade edilmeyişi iptal nedeni olarak kabul edilmeyecektir. Bu durum mirasbırakanın iradesinin ayakta tutulmasına yönelik "favor testamenti" ilkesinin de bir gereğidir.
3. Davaya konu vasiyetnameler incelendiğinde;
a. 28.11.1989 tarihli, 018522 sayılı vasiyetnamede "...vasiyetçi ... bu suretle söze başladı, maliki bulunduğum ... gayrimenkulün tamamını Alaaddin Bosnalı'ya vasiyet ediyorum, diye sözlerini bitirdi. Yazılan vasiyetmameyi tanıklar önünde vasiyetçiye okudum, vasiyetçi yazılanların tamamen son isteklerini gerçek arzularını kapsadığını söyledikten sonra birlikte imza edildi...vasiyetname noter ...tarafından yazıldıktan sonra vasiyetçi "... önümüzde okuduğunu" adı geçenin vasiyetnamenin son isteklerine ve gerçek arzularına uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işi yapmağa yetenekli gördüğümüzü onaylarız..."
b. 14.04.1994 tarihli ve 3590 yevmiye numaralı vasiyetnamede ise "...vasiyet ediyorum diye sözlerini bitirdi.Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyetçiye okudum.Vasiyetçi yazılanların son isteklerini ve gerçek arzularını kapsadığını söyledikten sonra birlikte imza edildi...vasiyetname Noter vekili...tarafından vasiyetçi "... ya" önümüzde "okunduğun" adı geçenin vasiyetnamenin son isteklerine ve gerçek arzularına uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işi yapmağa yetenekli gördüğümüzü onaylarız..." ibarelerinin yer aldığı görülmektedir.
Vasiyetnamelerin içeriğinden, vasiyetnamelerin ilk sayfasından itibaren tanıkların kimlik bilgilerinin tespiti ile birlikte vasiyetnamelerin birinci sayfalarında noterin/vekilinin "sorularak okur yazar olmadığını anladım, yanında getirdiği...tanıklar hakkında kanı sahibi oldum. Vasiyetçi şu suretle söze başladı..." açıklamaları ile izleyen sayfaları gözetildiğinde tanıkların bu belgenin düzenlenmesinde başından beri bulundukları, tüm işlemlerin tek seferde aynı oturumda yapıldığı anlaşıldığı gibi, 28.11.1989 tarihli vasiyetnamede noter ...tarafından yazıldıktan sonra vasiyetçi "...|önümüzde okuduğunu" ifadesindeki eksikliğin okur yazar olmayan tanığın vasiyetnameyi okuduğu şeklinde değil, vasiyetçiye tanıkların önünde okunduğu şeklinde anlaşılması gerektiği kanaatine varılmaktadır. Aksi yorum, yukarıda bahsedilen vasiyetnamenin korunması başka bir deyişle onun elden geldiğince ayakta tutulması anlamına gelen favor testamenti prensibine aykırı olacaktır. Zira, ölen kişinin artık herhangi bir irade açıklamasında bulunamayacağı bir zaman dilimine geçilmiş olacağı için vasiyet edenin irade beyanı lehine bir incelemenin yapılması gerekir.
4.Yukarıda belirtildiği üzere, TMK’nın 535. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "miras bırakanın beyanı”, mülga 743 sayılı Kanun'un 482. maddesinde yer alan "vasiyetçinin beyanatı" ibaresi ile kast edilen noter tarafından vasiyetname mirasbırakana okunduktan sonra onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğine dair tek cümleden oluşan beyanıdır. Dava konusu vasiyetnamelerde; vasiyetnamenin tanıklar önünde mirasbırakana okunduğu, yine tanıklar önünde son ve gerçek isteklerini kapsadığını beyan ettiği, bu merasimin aynı şekilde tanık beyanlarında da ifade edilerek imzalandığı görülmektedir. Mirasbırakanın tanıklar önünde beyanda bulunduğu vasiyetname içeriği itibariyle de anlaşıldığından anılan hususlar iptal sebebi olarak kabul edilmemelidir. Hal böyle olunca düzenleme şeklindeki vasiyetnamelerin şekil eksikliği nedeniyle iptaline yönelik karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (V.B.1-4) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.