Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2894 K.2025/1111

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2894 📋 K. 2025/1111 📅 26.02.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/2894 E.  ,  2025/1111 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1073 E., 2024/320 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/116 E., 2022/355 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin cami yapma ve dernek bünyesinde bulunan caminin her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenmek üzere hizmet verdiğini, dava konusu caminin köylüler tarafından 60-70 yıl önce ortak bir emek sarfederek yapımının tamamlandığını, yeni yol yapımı için caminin yıkımının gerektiğini, uyuşmazlığa konu cami için Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/14 Esas sayılı dosya içerisindeki ilgili yazışmalarda Millî Emlak Müdürlüğünün Karayolları 10. Bölge Müdürlüğüne hitaben yazdığı cevabında; "'B harfi ile gösterilen cami Maliye Hazinesine aittir' şeklindeki muhdesat beyanının İdaremiz bilgisi ve izni dışında konulduğu anlaşıldığından söz konusu caminin yıkımına ilişkin idaremizce yapılacak herhangi bir işlem bulunmamaktadır." ifadelerine yer verdiğini, bu ifadelerin cami mülkiyetinin davacı müvekkiline ait olduğunu doğrular nitelikte olduğunu, cami arsa üzerinde her ne kadar şahıs üzerine kayıtlı olsa da yıkımı gerçekleşecek olan caminin bedelinin müvekkil Dernek adına yatırılabilmesi için mülkiyet olarak müvekkil Dernek adına tespitinin gerektiğini ileri sürerek; taşınmaz üzerinde yer alan ... Camiinin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesine göre kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak açılan davada 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflarına karşı dava açılmış ise de, bahse konu işlemin Millî Emlak Müdürlüğü ile bir ilgisinin bulunmadığını, yapılan inceleme sonucunda dava konusu muhdesat beyanının Millî Emlak Müdürlüğünün bilgisi ve izni dışında konulduğunu, tapu müdürlüğünce yapılan yanlışlık sonucunda taraflarına dava açılmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda kadastro tespit çalışmalarının 2004 yılında kesinleştiğini, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bu davanın açılmadığını, davanın öncelikte hak düşürücü süre nedeniyle reddini, 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesine göre camilerin kamu mallarından olduğunu, bu taşınmazların kamu tüzel kişileri dışında özel ve tüzel kişiler adına tespit ve tescilinin mümkün olmadığını, yenileme tutanağında yer alan tanıkların dinlenmesini istediklerini, davacı tarafın davaya yazılı bir delil sunamadığını, hangi kurumu temsilen davaya dâhil edildikleri konusunda tereddüt oluştuğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Hazinenin davada gerçek hasım olmayıp yasal hasım olması, harçtan muaf olmaları ve davanın açılmasına kusurlu hareketleri ile sebep olmamaları nedeniyle aleyhine yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davacı Tüzel Kişiliğin 2018 yılında kurulduğu ve Tüzel Kişilik kazandığı, caminin yapım tarihinde hukuken mevcut olmayan Tüzel Kişilik lehine tespitte bulunulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmaz üzerinde köylülerin katkısı ile 1974 yılında dava konusu caminin inşa edildiği, davacı Derneğin 04.07.2018 tarihinde kurulduğu, muhdesatın inşa tarihinde Derneğin mevcut olmadığı, muhdesatın davacı Dernek tarafından inşa edilmediği ve bu nedenle davacı Derneğin bu davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vekâlet ücretine ilişkin kararın isabetli olduğunu ancak bunun dışında,
a. Tanık beyanlarına göre ... Camiinin 60-70 yıl önce köy halkı tarafından yapıldığının belli olduğunu,
b. Yenileme kadastrosu ile de taşınmaz üzerindeki B ile gösterilen caminin köy halkı tarafından yapıldığının belli olduğunu, Derneği de köy halkının kurduğunu dolayısıyla caminin bu Derneğe ait olduğunu (Derneğin ismi ile cami isminin bile Derneğin kuruluş amacını gösterdiğini),
c. Husumete ilişkin eksikliğin yargılama esnasında giderilebilecek bir eksiklik olduğunu, Mahkemece süre verilerek bu eksikliğin giderilmesi gerekirken direk olarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
2. Katılma yolu ile temyiz eden davalı ... Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporunda dava değerinin 437.760,00 TL olarak tespit edildiğini, eksik harcın bu değer üzerinden tamamlandığını ve davanın bu değer üzerinden ıslah edildiğini,
b. Davacı tarafından talep edilen meblağın reddi hâlinde bu miktar üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ve katılma yolu ile temyiz eden davalı ... Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.