Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/709 K.2025/1070
7. Hukuk Dairesi 2024/709 E. , 2025/1070 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2175 E., 2023/1641 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/415 E., 2022/225 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... ile davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 66 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalılar ... ve ...'un ise 66 ada 163 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, her iki taşınmazın kadastro beyannamesi ve kayıt varakasında "...163 parsel sayılı gayrimenkulün zeminden 3.61 m yükseklikte havasının 1 parsele ait bulunduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine" karar verildiğinin belirtildiğini, ancak bu kararın tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılmasının unutulduğunu belirterek, 66 ada 163 parsel sayılı taşınmazın zeminde 3.61 metre yükseklikteki hava sahasının 66 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait olduğunun tespitine, kararın infazı bakımından bilirkişi raporlarının da eklenerek tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 50, 51 ve 52. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiğini, söz konusu hükümler ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü uyarınca davanın hakdüşürücü süre ve zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, 1985 yılında davacılar aleyhine açılan el atmanın önlenmesi davasının üstün arzın mülkiyetine tâbi olduğu gerekçesiyle kabul edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sicil kaydı oluşturulurken hata yapılarak kadastro komisyonunca beyanlar hanesine yazılmasına karar verilen hava hakkının beyanlar hanesinde gösterilmeden kütüğe tesis işleminin gerçekleştirilmiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 66 ada 163 parsel sayılı taşınmazın zeminde 3.61 metre yükseklikteki hava sahasının 66 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait olduğunun tespitine ve bu tespitin 66 ada 163 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yolsuz tescile ilişkin nitelendirmenin somut olayla örtüşmediği, muhdesatın arzın malikinden başkasına aidiyetinin tespitinin istenemeyeceği, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilemeyeceği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen hakdüşürücü sürenin geçtiği, komisyon kararı tarihindeki durumun aksine taşınmazların tek parça hâlinde ve bir bütün olarak kullanılmadığı ve tek malik elinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın Tapu Sicil Tüzüğünün 54. maddesi gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun hükümlerine göre kurulmaları artık mümkün olmayan ayni nitelikteki hava hakkının davalıların maliki olduğu taşınmazın kütüğünün beyanlar hanesine yazılması talebine ilişkin olduğunu, bu havanın herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresine bağlı olmadığını, davada kesinleşen kadastro tespit ve kararının uygulanmasının istendiğini, taşınmazların bir bütün hâlinde kullanılmaması ve el değiştirmesinin davanın reddi gerekçesi olamayacağını, davalıların tapu sicilindeki kaydı bilmediklerini ve iyiniyetli olduklarını ileri sürmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapu sicilinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
4721 sayılı Kanun'un "Beyanlar" kenar başlıklı 1012. maddesinde, "Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır." hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenlemeyle taşınmaz eklentilerinin ve taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu kısıtlamalarının beyanlar sütununa kaydı öngörülmüş, kaydedilebilecek diğer hususlar tüzüğe bırakılmış ve özel kanunlardaki beyan sütununa kaydedilmesi öngörülen hususlar saklı tutulmuştur.
Tapu Sicil Tüzüğünün "Beyanlar sütununda belirtme" kenar başlıklı 52/1. maddesinde ise tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılabilecek hususlar belirtilmiştir. Bu hükme göre, "Kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır."
Bunlardan başka 634 sayılı Kanun, 3402 sayılı Kanun, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun ve başka Kanunlarda da "beyan" ı öngören hükümler vardır.
4722 sayılı Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Ayni haklar" kenar başlıklı 18. maddesi şöyledir: "Eski hukuka göre kurulmuş olup da, Türk Kanunu Medenîsinin yürürlükte bulunduğu zamanda varlıklarını korumuş olan aynî haklar, Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da varlıklarını sürdürürler. Bu haklardan Türk Medenî Kanunu uyarınca kurulması mümkün olmayanlar, tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılır.
"
Tapu Sicil Tüzüğünün "Kurulmaları artık mümkün olmayan aynî hakların yazımı" kenar başlıklı 54. maddesinde de "4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulmaları artık mümkün olmayan aynî haklar, ilgili taşınmaz kütüğünün beyanlar sütununa yazılır. Bu hakların tasarruf işlemleri, bağımsız ve sürekli hakların kayıt usulüne tâbidir." hükmüne yer verilmiştir.
Tapu Sicil Tüzüğünün 54. maddesine göre eski hukuktan intikal eden ve tesisleri artık kabil olmayan aynî haklar, ilgili taşınmazın sayfalarının beyanlar sütununa kaydedilir. 4722 sayılı Kanun'un 18. maddesinde de aynı esas kabul edilmiştir. Bu mahiyetteki hakların bazıları şunlardır: Dalyan hakları, voli hakları, hava hakları vb.
Diğer taraftan 3402 sayılı Kanun'un“Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre” kenar başlıklı 12. Maddesi, "30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. (Ek cümle: 25/2/2009-5841/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/31, K.: 2011/77 sayılı Kararı ile.) Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz. Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar." hükmünü içermektedir.
Bununla beraber 3402 sayılı Kanunun 12/3. hükmü gerekçesinde kanun koyucunun amacı" “…Büyük emek ve masrafla meydana getirilen düzenli kütük ve kadastro işlemlerinin korunmasını sağlamak için kamu ve özel mal ayrımı yapılmadan kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağı esası getirilmiştir. Burada kadastro işlemlerinin eski olaylara dayanılarak süresiz olarak askıda bırakılmasının kamu düzenini ters yönde etkileyeceği ve kamu zararı doğuracağı gerçeğinden hareketle mülkiyet hakkı değil sadece hak arama hürriyeti kısıtlanmıştır” şeklinde açıklanmıştır.
Dosya içeriği ve yukarıdan açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacıların maliki olduğu 66 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında, "Komisyon incelemeleri ve kararı" başlığı altında, "1, 2 ve 163 parsellerin kadimden mübadeleye tabi Rumlardan metruk olarak bir parça hâlinde ve bir hudut dahilinde olarak tasarruf edilmekte olduğu ve gayrimenkul mal sahibinin bir olmasından gayrimenkulünü dilediği gibi tasarruf ettiği ve bilahare teffiz suretiyle verilirken gayrimenkulün istihkak sahibinin istikakından fazla gelmesinden bir numaralı parselin altında bulunan 2 ve 163 numaralı parseller iskanca başka başka şahıslara verildiği ve iş bu 2 ve 163 parsellerin havasının 1 numaralı parsele ait olduğu ve bu hakkın medeni kanundan çok evvel tesis edilmiş olduğu iskanca her nasılsa medeni kanun içerisinde ayrı ayrı birer dükkan imiş gibi tahsis edildiği ve bu şekli tahsis işin mevzuata aykırı olduğu anlaşılmış bulunmasından vaktile teessüs etmiş olan hava hakkının aynen kabulü zarurui bulunmasına binaen 2 parsel sayılı gayrimenkulün zeminden 2.40 m. yükseklikte ve 163 parsel sayılı gayrimenkulün zeminden 3.61 m. yükseklikte havası bir parsele ait bulunduğunu tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine ve 1 parsel sayılı gayrimenkulün beyannamesine bağlı temmuz 931 tarih ve 56 ve 28/!/957 tarih ve 40 sayılı tapu kayıtları ila tamamı ... oğlu ... adına ve 2 numaralı parselin beyannamesine bağlı 26/11/930 tarih ve 57 sıra numaralı tapu kaydı ile yarı yarıya ... kızı ... ve ... kızı ... namlarına ve 163 numaralı parselin de beyannamesine bağlı 27/1/931 tarih ve 72 sıra numaralı tapu kaydı ile ... kızı ... adına tescillerine karar verildi." ibaresine yer verildiği kadastro tespitinin 01.03.1955 tarihinde yapıldığı kadastro tutanağının 29.11.1955 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, kesinleşen kadastro beyannamesine göre tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilen hava hakkının tapu kütüğüne işlenmesinin ihmal edildiğini ileri sürerek Tapu Sicil Tüzüğünün 5, 52, 54 ve 74. maddeleri ile 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca davalılar adına kayıtlı 66 ada 163 parsel sayılı taşınmazın zeminden 3.61 m. yükseklikteki hava sahasının maliki oldukları 66 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait olduğunun tespiti ile bu hususun tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılmasına karar verilmesi istemiyle 31.01.2019 tarihinde eldeki davayı açmışlardır.
Davalılar uyuşmazlığın 634 sayılı Kanun'un 50, 51 ve 52. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini buna göre davanın reddinin gerektiğini ve davanın hak düşürücü süre içerinde açılmadığını savunarak zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, dava kabul edilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, arazi üzerindeki yapıların ayrı üstündeki yapıların ayrı mülkiyete mülkiyete tâbi olduğunun düşünülemeyeceği, davaya konu hava hakkının tapu kütüğünün beyanlar sütununda yazılmasına imkan veren yasal düzenlemenin bulunmadığı ve komisyon kararına konu taşınmazların tek parça hâlinde ve tek malik elinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde;
Davacılar, kadastro tutanağında belirtilen hakkın tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılması isteminde bulunduklarından; başka bir ifadeyle davacılar davada, kadastro tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere kadastrodan önceki sebeplere dayanarak itiraz etmediklerinden Bölge Adliye Mahkemesinin davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmü uyarınca hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Öte yandan 4721 sayılı Kanun'un 1012., 4722 sayılı Kanun'un 18. ve Tapu Sicil Tüzüğü'nün 54. uyarınca kurulması artık mümkün olmayan ayni hakların tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılması mümkün olduğundan ve "hava hakkı" da bu mahiyette bir hak olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin özellikle "hava hakkının" tapu kütüğünün beyanlar sütununda yazılmasına imkan veren bir yasal düzenlemenin bulunmadığına yönelik gerekçesi ile diğer gerekçeleri de isabetli olmamıştır.
Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarına dayanak kayıtlar ile tutanaklarda sözü edilen diğer kayıtlar getirtilip incelenerek davaya konu edilen hakkın eski hukuka göre kurulmuş olup da, Türk Kanunu Medenîsinin yürürlükte bulunduğu zamanda varlığını korumuş olan aynî haklardan olup olmadığı belirlendikten sonra yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile tarafların iddia ve savunmaları değerlendirmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.