Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1985 K.2025/983

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1985 📋 K. 2025/983 📅 24.02.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/1985 E.  ,  2025/983 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2937 E., 2023/2722 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/248 E., 2023/561 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 852 ada 2 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölümünü 13.08.2021 tarihinde davalıdan satın aldığını, davalının taşınmazı kendisine satmasına rağmen kullanmaya devam ettiğini, davalının satıştan itibaren taşınmazı kullanmasına rızasının bulunmadığını, davalıya taşınmazdan çıkması için defalarca sözlü olarak uyarmasına rağmen davalının kendisini oyaladığını belirterek rızası olmamasına rağmen oturmaya devam etmesi nedeniyle davalının müdahalesinin önlenmesine, haksız kullanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 1.000,00 TL ecrimisilin tahsiline, ayrıca davalı taşınmazdan çıkmadığı için tadilat yapamadığından 1.000,00 TL munzam zararın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; taşınmazı davacıya sattığını, satış bedeli ile başka bir taşınmaz aldığını, satın aldığı taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle davacının rızasıyla taşınmazda oturmaya devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "müdahalenin men'i yönünden taraflarca sunulan deliller, watsapp yazışma içerikleri ve keşifte dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu bağımsız bölümün 13.08.2021 tarihli resmi satış işlemiyle davacı tarafından temlik alındığı, ancak davalının kendi satın aldığı dava dışı bağımsız bölümün teslim alınma sürecinin gecikebileceğini belirterek, dava konusu bağımsız bölümü tahliye etmek için bir müddet süre istediği, taraflar arasındaki .... yazışma içeriklerinden tarafların en son 2022 yılı Ocak ayının başında taşınmazın tahliye edileceği konusunda iradelerinin uyuştuğu, bu durumda 2022 yılı 1 Ocak tarihine kadar davalının taşınmazı kullanmaya devam etmesi davacı tarafın rızasına uygun olduğundan bu tarihe kadar taşınmazın haksız kullanımının söz konusu olmadığı, ancak davalı bu tarihte de taşınmazı tahliye etmediği, taraf anlatımları ve tanık beyanlarıyla belirli olduğundan belirtilen tarihten itibaren taşınmazda haksız işgalci konumunda olduğu, davacı tarafın mülkiyet hakkına dayalı olarak dava konusu taşınmaza yönelik haksız kullanımın önlenmesi ve tahliye talebinde haklı olduğu ne var ki dava açıldıktan sonra davalının 2022 yılı Ağustos ayı itibariyle bağımsız bölümü tahliye ettiği, dolayısıyla el atmanın önlenmesi ve tahliye istemi yönünden davanın konusuz kaldığı, dava açıldıktan sonra el atmanın önlenmesi istemli dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davacı taraf dava açmakta haklı olduğundan HMK'nın 331/1 maddesi gereğince davacı taraf lehine vekalet ücreti takdir edildiği, dava konusu talep her ne kadar dava açılırken nisbi harca tabi ise de, yargılamanın devamı sırasında dava konusuz kaldığından, davalı aleyhine maktu karar ve ilam harcına hükmedildiği; ecrimisil istemi yönünden haksız işgalin başlangıç tarihi 01.01.2022 olmakla davacı taraf bu tarih ile dava tarihi olan 19.05.2022 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil istemekte haklı olduğu, bilirkişi raporunda, emsallerden yararlanılarak kira tazminatı hesaplandığı, bu hesaplamaya göre 2022 yılı Ocak ayı kira getirisinin 1.000 TL olarak belirlendiği, 01.01.2022-19.05.2022 dönemi için 4 ay 19 günlük ecrimisil bedeli 4.633 TL olarak tespit edildiği; munzam zarar talebi yönünden davanın açılmasından sonra somutlaşan dava tarihi itibarıyla muhtemel olan zararların eldeki davada incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı" gerekçesiyle dava açıldıktan sonra el atmanın önlenmesi istemli dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemli davanın kabulü ile 4.633,00 TL ecrimisil tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın munzam zarar istemli talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı, çekişmeye konu edilen taşınmazın davalı tarafından 13.08.2021 tarihinde davacıya satıldığı, davalı tarafından dava açıldıktan sonra taşınmazın 14.08.2022 tarihinde tahliye edildiği, eldeki davanın 19.05.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla el atmanın önlenmesi isteği bakımından konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve dava açılmasına sebep olan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesin de hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi şartları oluşmayan munzam zarar isteğinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ecrimisil isteği bakımından ise mahkemece davacının rızası var kabul edilerek 01.01.2022 ile 19.05.2022 tarihleri arası hesaplama yapılarak hüküm kurulmuşsa da dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına göre davacının davalıya Ocak 2022 tarihine kadar taşınmazı kullanması için muvafakat ettiğinin anlaşılamadığı, dolayısıyla satış tarihinden dava tarihine kadar ecrimisil hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 01.01.2022 tarihinden ecrimisil hesaplanması doğru değilse de davacı taraf 05.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 4.633,00 TL üzerinden ıslah ettiğinden ve mahkemece de ıslah edilen miktar üzerinden hüküm kurulduğundan taleple bağlılık ilkesi gereğince değerlendirme yapılması gerektiğinden ecrimisile yönelik hükümde de bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki mahkemece el atmanın önlenmesi davası bakımından keşif ile belirlenen ve harçlandırılan dava değeri olan 840.000,00 TL değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin ise doğru olmadığı" gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun sair yönlerden reddedilerek belirtilen nedenle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu 852 ada 2 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölümün yargılama esnasında 14.08.2022 tarihinde tahliye edilmesi nedeniyle el atmanın önlenmesi bakımından konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, munzam zarar isteğinin şartları oluşmadığından reddine, taleple bağlı kalınarak 4.633,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilerek davacı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Ecrimisilin başlangıç tarihi yönünden bir itirazlarının bulunmadığını ancak ecrimisil hesabı yönünden kira bedelinin çok düşük belirlendiğini,
b. Munzam zarar talebinin kabul edilmesi gerektiğini, beyan etmiştir.
2.Katılma yoluyla davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bölge Adliye Mahkemesince nispi vekalet ücretine hükmedildiğini,
b. İlk Derece Mahkemesinin takdir ettiği gibi maktu harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı müdahalenin men'i, ecrimisil, munzam zarar istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
I- 492 sayılı Harçlar Kanununun:
1- “Değer esası” kenar başlıklı 16. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına göre; değer ölçüsüne göre harca tâbi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahelenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır.
Gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır.
2- “Tahliye davalarında değer” kenar başlıklı 17. maddesine göre, gayrimenkulün tahliyesi davalarında, yazılı mukavele olsun veya olmasın bir yıllık kira bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınır.
II- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9. maddesine göre; avukatlık ücretinin, tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı üzerinden hesaplanacaktır.
Kira sözleşmesinden kaynaklanan davalarda, davacı kirayı verenin, davalının taşınmazdan tahliyesini talep ettiği davalarda, dava konusu taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı olmadığından taşınmazı değeri üzerinden değil, 17. madde uyarınca bir yıllık kira bedeli üzerinden harç ve vekalet ücretinin hesaplanması gerekmektedir.
Dava konusu olaya gelince; dava konusu taşınmazın önceden davalıya ait olduğu ve tapuda yapılan satış suretiyle mülkiyetinin davacıya geçtiği konusunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, taşınmazın mülkiyetinden (aynından) kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yapılan yargılamada taşınmazın kime ait olduğu hususu tartışma konusu olmadığı gibi mahkemece mülkiyete ilişkin bir karar da verilmiş değildir. Uyuşmazlık, taşınmazı satan davalının asli ve doğrudan sahip olduğu zilyetliği zamanında devredip devretmediğiyle ilgilidir. Davalının yargılama sırasında taşınmazı tahliye ettiği ve mahkemece bu asıl taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından davacının malik olduğu tarihten tahliye tarihine kadar davalının haksız işgalci olması nedeniyle davacı lehine tazminata (ecrimisile) hükmedildiği anlaşılmıştır.
Davalının temyiz talebi, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
Gerek doktrinde, gerek uygulamada kötüniyetli haksız zilyedin eşyayı bizzat kullanma karşılığı ödeyeceği tazminata ecrimisil adı verilmektedir. Bu davada, taşınmazda devam eden davalı zilyetliğinin haksız olduğu davacı tarafından iddia edilerek tazminat (ecrimisil) ile birlikte bu haksız işgalin sona erdirilmesi de talep edilmektedir. Ecrimisil konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilebilmesi için davalı zilyetliğinin haksız olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerekir. Davalının taşınmazda haksız işgalci olduğunun belirlenmesinden sonra tazminatın hesabı dışında bir yargılama konusu kalmadığına ve taşınmazın aynından kaynaklanan bir uyuşmazlık da bulunmadığına göre, tahliye konusunda davalı aleyhine bir karar verilse bile bu taleple ilgili harç ve vekalet ücretinin hesabı için taşınmazın değerinin esas alınmasının bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Dava konusu olmayan, hakkında yargılama yapılmayan, taraflarca ve mahkemece emek ve mesai verilmeyen mülkiyetle ilgili olarak taşınmazın değeri üzerinden harç ve vekalet ücreti hesabı yapılması doğru olmayıp, bu hatalı uygulamanın Harçlar Kanununun 16 ve 17. maddelerinin yüzeysel ve biçimsel yorumundan kaynaklandığı, işin esası hakkında adalete ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapılmadığı görüşündeyim.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin vekalet ücretinin taşınmazın değeri üzerinden hatalı hesaplandığına ilişkin temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz talebinin reddiyle onamaya yönelik kararına katılamıyorum.