Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2569 K.2025/1010
7. Hukuk Dairesi 2024/2569 E. , 2025/1010 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/117 E., 2024/627 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/70 E., 2023/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, davalı olan oğlu ile aralarında 02.04.2013 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme kapsamında ölünceye kadar davalının kendisinin bakım ve gözetim borcunu üstlendiğini, buna karşılık kendisine ait Kastamonu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1020 ada 143 parselde kayıtlı taşınmazını davalıya temlik ettiğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan borcunu yerine getirmekten imtina ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı tutum ve davranışları sebebiyle 12.07.2017 tarihinde davalıya karşı Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/170 Esas sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açtığını, davalının yargılama esnasında sonraki zaman zarfında ölünceye kadar bakım sözleşmesi şartlarına uyarak kendisinin bakım ve gözetimini üstleneceğini ifade etmesi ve kendisinin de bakıma muhtaç olduğundan davasından feragat ettiğini ancak davalının aynı tutum ve davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek kendisi ve davalı arasında imzalanan 02.04.2013 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi yerine getirilmediğinden davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının etki altında kalarak bu davayı açtığını, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının torunlarının sesinden rahatsız olarak dava dışı diğer oğlu ...'e sık sık gitmeye başladığını, dava dışı ... ile davalı arasında husumet ve ceza davası olduğunu, tarafların bir araya gelip birlikte yaşama olanaklarının bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin ifasının imkânsız hâle geldiği sonucuna varılması hâlinde, davalı tarafından sözleşmesel bütün yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davacının davalı ile yaşadığı herhangi bir anlaşmazlık bulunmamasına karşılık sebepsiz olarak müşterek evden ayrılmasının kendi kusurundan ileri geldiğini, davacının bu kusurlu eyleminin davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 614. maddesinde sayılan borçlarını ifa edememesine neden olduğunu, bu durumda ölünceye kadar bakım akdinin sürdürülememesinin davalının değil; davacının kusurlu hareketlerinden kaynaklandığının açık olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalının sözleşme gereği bakım yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmakla davalının kusurlu olduğu, davacının sözleşme gereği kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve herhangi bir kusurunun bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının bakım ve gözetiminin dava dışı oğlu ... tarafından gerçekleştirildiği, davalının akit ile üstlendiği ölünceye kadar bakıp beslemek ve gözetmek koşulunu 2018 yılından beri yerine getirmediği, tanık anlatımlarına göre sözleşmenin yerine getirilmemesinin davalının kusurundan kaynaklandığı, davacıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığının teyit edildiği Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davacının kusurlu hareketleri nedeniyle sözleşmenin sürdürülemediğini, 6098 sayılı Kanun'un 617. maddesinin uygulanması gerektiğini, davacının dava dışı diğer oğlu ...'den baskı gördüğünü, davalı ile dava dışı ... arasında gerçekleşen bıçaklama olayından sonra davalının dava dışı ...'e komşu olan evinden ayrıldığını, davacının davalı ile gitmek istemediğini, feragat ile sonuçlanan davaya anlam yüklenmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.