Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2640 K.2025/958
7. Hukuk Dairesi 2024/2640 E. , 2025/958 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/772 E., 2024/1040 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/652 E., 2023/933 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; muris ...'nın 18.05.2019 tarihinde ölmüş olup en yakın mirasçıları olan davadışı eşi ve iki çocuğunun (başka çocuğu yok) Konya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/821 Esas, 2019/787 Karar sayılı dosyası üzerinden mirası reddettiklerini ve kararın kesinleştiğini, bu hâlde murisin torunları olan davacıların mirasçı sıfatları bulunmadığı hâlde Çumra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/372 Esas, 2023/393 Karar sayılı dosyasından verilen mirasçılık belgesinde davacı (torunların) mirasçı olarak gösterildiklerini, oysa en yakın mirasçılarının tümünün mirası reddetmiş olmaları nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612/1 hükmü uyarınca terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiğini ileri sürerek; davacıların murisin mirasçıları olmadıklarının tespiti ile Çumra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/372 Esas, 2023/393 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mirasçılık belgesinin iptali davasının iptali istenen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmiş şahıslara karşı açılması gerektiğini, davalının mirasçı değil mirasbırakanın alacaklısı olduğunu, davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine için açılan 2020/12 Tereke sayılı dosyanın hâlen derdest olduğunu, mirasbırakanın mirasçılarının eşi ve çocukları olup bunların kayıtsız - şartsız mirası reddetmeleri nedeniyle muristen önce ölmüşler gibi kabul edilerek mirasın taksim edileceğini, bu durumda murisin yasal mirasçılarının davacılar (torunları) olacağını, Çumra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/372 Esas 2023/393 Karar sayılı veraset ilâmının hukuka uygun olup tereke dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın açılmasına müvekkilinin neden olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Murisin alacaklısı olan davalının yetki belgesiyle almış olduğu dava konusu mirasçılık belgesinde davacıların mirasçı olarak belirlendikleri, tasfiyenin devam ettiği, mirasçılık belgesinin aksi ispat edilinceye kadar adına düzenlenmiş kişi/kişilerin mirasçılığı lehine karine oluşturduğu, aksi ispatlanan mirasçılık belgesinin iptali gerektiği, terekenin tasfiyesi söz konusu olduğundan yeni bir veraset ilâmı düzenlenmesinin mümkün olmadığı; veraset ilâmında mirasçı gösterilenlerin tamamı işbu davayı ikame etmiş olduklarından veraset ilâmı talep edene husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlanmış olup (Yargıtay 14. H.D. 2015/1822 E., 2015/5797 K. sayılı ilâmında da veraset ilâmı talep eden davalıdır) davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda olan ve işbu davanın ikamesine sebebiyet vermeyen davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmayacağı, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı, taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, Çumra Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.04.2023 tarihli ve 2023/372 Esas 2023/393 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Kural olarak, mirasçılık belgesinin iptali davasının, mirasçılık belgesinde kendisine pay verilen kişilere husumet yöneltilerek açılabileceği, mirasçılık belgesinde kendisine pay verilenlerce dava açıldığından nüfus kaydına göre mirasçı olması gereken kişilere husumet yöneltilerek yargılamanın yürütülmesi gerekirken mirasçı sıfatı bulunmayan davalı ...'e husumet yöneltilmiş olmasının doğru görülmediği, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/2704 E.-1615 K.), davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi gerektiği..." gerekçesiyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 hükmü uyarınca kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; reddi miras kararının kesinleşerek terekenin tasfiye için satış memurluğuna gönderilmesinden sonra davalının veraset ilâmı istemesi üzerine düzenlenen belgede müvekkillerinin mirasçı olarak gösterildiklerini, 4721 sayılı Kanun'un 612. maddesinde belirtilen mirasçıların eş ve alt soy olup anılan maddede yer alan "en yakın" ifadesiyle murisin ölümü hâlinde ilk bakışta ve doğrudan mirasçı sıfatına sahip olan yasal mirasçıların anlatılmak istendiğini, bu durumda müvekkillerinin (torunların) mirasçı olamayacaklarını, davalının ise murisin yasal mirasçısı bulunmadığını bildiği hâlde kendisine hukuki yarar sağlayabilmek için veraset ilâmı isteminde bulunarak geçersiz olduğunu bildiği veraset ilâmına dayanarak davacıları diğer dava dosyalarına dâhili davalı ettiğini, müvekkillerinin reşit olmadıklarını, davanın açılmasına sebebiyet veren ve haksız hukuki yarar sağlayan davalıya husumet yöneltilmiş olmasında bir yanlışlık olmadığını, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin kararlarında da veraset ilâmı talep eden kurumun davalı olarak gösterildiğini, hatalı veraset ilâmı nedeniyle çok sayıda dava dosyasına dâhil edilmiş müvekkillerinin kendilerini savunmak zorunda bırakılarak zor duruma düşürüldüklerini, aksi kanaat hâlinde dahi davayı açmakta kusuru bulunmayan davacılar aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılması gerekiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mirasçık belgesinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.