Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2823 K.2025/851

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2823 📋 K. 2025/851 📅 18.02.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/2823 E.  ,  2025/851 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2995 E., 2024/774 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 40. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/47 E., 2023/219 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların 494 ada 15 parselde paydaş olduğunu, davacıların murisi ... ...'nın babası ... ...'nın ... Noterliğinin 20.05.1981 tarihli ve 1418 sayılı vasiyetnamesi ile dava konusu taşınmazda bulunan dükkan ve ardiyeyi davacıların murisi ... ...'ya vasiyet ettiğini, o zamandan beri davacıların murisine ait olan söz konusu dükkan ve ardiyenin davacılar tarafından kullanıldığını, davalı ... tarafından İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/34 Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu ecrimisil davasının fiili paylaşım nedeniyle reddedildiğini belirterek taşınmazda bulunan 1/5 hisseli dükkan ve ardiyenin davacılara aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davacıların fiili paylaşımdan kaynaklı talebini ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürmesi gerektiğini, taraflar arasında fiili paylaşım bulunmadığını, tarafların dükkanlı kargir binaya birlikte malik olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamında toplanan delillerden, dinlenen tanık beyanlarından, uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerindeki dükkan ve müştemilatın davacıların murisi tarafından kendi geliri ile kendi nam ve hesabına meydana getirildiğinin ispatlanamadığı, davacıların iddiasının dava konusu taşınmazın miras hissesine karşılık devredildiği hususuna dayandığı, bu hususun muhdesatın aidiyeti iddiası olarak dinlenemeyeceği gerekçesi ile ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapının 1937 yılından önce tarafların kök murisi ... tarafından yapıldığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, taşınmazın mirasçılarına payları oranında intikal ettiğine, davacıların murisi olan ...'in babası ...'nin ancak kendi payı üzerinde tasarrufta bulunabileceği, yapı üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti de kurulmadığı, bu doğrultuda ... oğlu ...’nin davacıların murisi olan ...'e kendi payını vasiyet ettiğinin kabulü gerektiği, davacılarca eski yapı yıkılarak yerine yeni bir yapı yapıldığı da iddia edilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tarafların kök murisi ... ...'nın, taşınmazı vasiyetname ile müvekkillerinin murisi olan ... ...'ya bıraktığını, davalıların bu taşınmazda hak sahibi olmadıklarını, pay oranlarının sadece taşınmazın diğer kısmı ile ilgili olabileceğini, bilirkişilerin dükkan ve ardiyeye ilişkin bedelini belirlemedikleri gibi dosya içeriğine aykırı olarak rapor sunduklarını, taşınmazın değerini dava konusu muhdesatın artırdığını, müvekkillerinin vasiyetname ile kazanmış olduğu hakkın yok sayıldığını, Mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.