Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1857 K.2025/6734
8. Hukuk Dairesi 2025/1857 E. , 2025/6734 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1548 E., 2024/1538 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) Kadirli 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/5 E., 2022/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ve dava dışı hissedarlar adına kayıtlı bulunan eski 34 parsel sayılı 65.125,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 06... parsel numarasıyla ve 63.310,64 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; "Tesis paftasındaki sınırların tesis kadastrosu tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarında mevcut olsa da 1986 yılına ve sonrasına ait hava fotoğraflarında değişikliğe uğrayarak uygulama kadastrosu paftasındaki sınırlarla aynı hale geldiği, dava konusu parselin tesis kadastrosu tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarında batı, kuzey, güney hudutlarındaki parseller ile olan girintili-çıkıntılı sınırlarının 1986 yılı ve sonraki hava fotoğraflarında düz bir hat şeklini aldığı ve uygulama kadastrosu tarihine kadar bu sınırların değişmediği, (22/a) uygulama kadastrosunda da 1986 yılı ve sonraki hava fotoğraflarında zeminde mevcut olan batı, kuzey, güney hudutlarındaki düz hat sınırlarından ölçüm yapılarak aynı zamanda ihtilafsız da olan bu sınırların sabit sınır olarak esas alındığı, bu suretle yapılan tespitte tesis paftasındaki girintili-çıkıntılı sınırlarda yapılan düzeltmelerin dava konusu parsel açısından orantı ve dengeleme kurallarına da uygun yapılmış olduğunun anlaşıldığı, dava konusu parselin girintili çıkıntılı hudutlarındaki dava dışı komşu parsellerin yüzölçümlerinde (22/a) çalışması sonucu artma meydana gelmediği gibi tam tersi olarak dosya arasında mevcut (22/a) kadastro tutanak suretlerinden de görüleceği üzere bu parsellerin yüzölçümlerinde 200, 00... ,00 metrekare arası azalma meydana geldiği, bu itibarla dava konusu parsel aleyhine bu sınırlardaki parsellerden kaynaklanan herhangi bir azalmanın mevcut olmadığı, ancak dava konusu parselin planimetre ile yapılan alan hesabında yapılan hata gözönünde bulundurulduğunda dahi (22/a) sonucu belirlenen yüzölçümününde azalma meydana geldiği, bu azalmanın da dava konusu parselin doğu hududunda bulunan yoldan kaynaklandığı, doğu hududundaki yolun, tesis kadastrosu tarihinden sonra zaman içerisinde dava konusu parselin tesis kadastrosu tarihindeki doğu sınırının içerisine girmeye başladığı, bu sebeple parselin doğu hududundaki yol ile olan sınırın belirlenmesinde geçerli sınır olarak tesis paftasındaki sınırın esas alınması gerektiği" gerekçesiyle Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, Hazine ile ... Köyü Tüzel Kişiliğine karşı açılan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 22/a uygulama kadastrosu tespitinin iptaline, 11.04.2022 havale tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 886,58 m²lik bölümün dava konusu taşınmaza eklenmesine, dava konusu taşınmazın 64.197,22 m² yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; "Çekişmeli taşınmazın tesis kadastrosu sınırlarının, kadastro tespitinin yapıldığı 19.07.1959 tarihine en yakın tarihli 1954, 19 73... tarihli hava fotoğraflarındaki sınırlarla uyumlu olduğunun görüldüğü, bu tarihlere kadar zeminde herhangi bir değişiklik bulunmadığı, aynı hususun yaş itibarıyla sınırları bilebilecek durumda olan mahalli bilirkişi ... tarafından doğrulandığı, her ne kadar taşınmazın kuzey, güney ve batı sınırında bulunan kanaletlerin kadastro tespitinin kesinleşmesi sürecinde tesis edildiği anlaşılmakta ise de, 19 54... tarihli hava fotoğraflarında herhangi bir sınır değişikliği gözlemlenmediği gibi davacının da kanalların kendi taşınmazı içinde kaldığına dair bir iddiasının bulunmadığı, komşu taşınmazların yüzölçümlerinde davalı taşınmaz lehine bir artış meydana gelmediği, nizalı taşınmazda (22/a) ile oluşan alan değişiminin taşınmazın ilk yüzölçümü hesabının planimetrik yöntemle yapılmasından ve zaman içinde değişikliğe uğrayan doğu sınırındaki yolun ilk tesis kadastrosundaki miktarının gözetilmemesinden kaynaklandığı ve davanın açıklanan bu nedenle doğu sınırı yönünden kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle, istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; duruşmalı istinaf incelemesi talebine ilişkin olumlu olumsuz karar verilmediğini, doğu sınırındaki yolun davacının parselinden geçtiğini, 1998 yılında yolun genişletildiğini, yola ilişkin 1.411,08 metrekare ihlal olduğunu, 1 06... parsel ile olan sınırda hendeğin baz alındığını ancak sınırın zikzaklı olduğunu, 1 06... parsel ile olan sınırda da hata yapıldığını, davalılar yasal hısım diye davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; keşifte dinlenen kişilerin yolun kadimden beri olduğunu, değişmediğini söylediğini, yolun özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı ...'ın yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.