Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/4064 K.2025/6744

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4064 📋 K. 2025/6744 📅 17.11.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/4064 E.  ,  2025/6744 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2061 E., 2025/578 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/219 E., 2022/81 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 14 57... parsel sayılı 2.051,49 m² yüzölçümlü taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işbu taşınmaz üzerindeki 3 adet 1 katlı kargir ev ve 1 kat natamam binanın 25 yıldan beri ... evlatları ... ve ... 'ın müştereken fiili kullanımında bulunduğu şerhi verilerek, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca, 28.08.2014 tarihli satış işlemiyle dava konusu taşınmazın 102574/205149 hissesinin davalı ...'a satışı yapılarak tapuya tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalı ... ve dava dışı ...'ın kullanımında bulunduğuna ilişkin kadastro tutanağı düzenlendiğini, taşınmazın kullanıcısı olan davacı tarafından, tapunun beyanlar hanesine yazılı hatalı şerhin düzeltilmesi ve taşınmazın kendi kullanımında bulunduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesi talebiyle 15.11.2013 tarihinde Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/176 Esas (bozma öncesi 2013/529 Esas) sayılı dosyasıyla açılan dava neticesinde, "taşınmazın davalı ... adına kayıtlı 102574/205149 hissesine denk gelen bölümde davacının zilyet olduğunun tespitine" karar verildiğini, davanın devam ettiği süreçte, 28.08.2014 tarihinde ... Belediyesi tarafından dava konusu taşınmazın 102574/205149 payının davalıya satışının yapıldığını, 6292 sayılı Kanun'a göre hak sahibi olmayan davalıya yapılan satış neticesinde davalı adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile davalı tarafından ödenen satış bedeli kendisine ödenmek kaydıyla, taşınmazın 102574/205149 payının davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili duruşmada; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığını, davacının eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra 29.06.2018 tarihinde açtığını, davalıya ait tapu kaydı İdarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna göre, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davanın tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacının eldeki davayı tapu maliki üçüncü kişi aleyhine, 6292 sayılı Kanun uyarınca 28.08.2014 tarihinde yapılan satış işleminden sonra 29.06.2018 tarihinde açtığı, dava dışı gerçek kişi adına kayıtlı tapu kaydının İdarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğu ve yolsuz tescil niteliğinde olmadığı, davacının zilyet olduğuna dair İlk Derece Mahkemesi kararının tapu iptali ve tescil talebine dayanak teşkil etmeyeceği, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe kullanıcı şerhi, tapu kaydının iptali ve tescil veya tazmin istemli dava açılamayacağı, bu durumun dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında İlk Derece Mahkemesince re'sen nazara alınması gerektiğine göre İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş olmasında sonuç itibarıyla bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2017/176 Esas, 2018/164 Karar sayılı kararı ile taşınmazın dava konusu payının davacının zilyetliğinde bulunduğuna dair karar verildiğini, söz konusu kararın davaya konu 12 parsel yönünden Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.09.2021 tarihli kararı ile kesinleştiğini, yukarıda değinilen İlk Derece Mahkemesinin kararı ile taşınmazın kullanıcısının davalı olmadığının sabit olduğunu, dolayısıyla davalının 6292 sayılı Kanun'da hak sahipliği için aranan şartları taşımadığı ve hak sahibi olmadığını, bu nedenle davalı adına satış neticesinde oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, usul ve kanuna aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilemeyeceğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacı ...'ın yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.