Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/6021 K.2025/6354

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/6021 📋 K. 2025/6354 📅 15.10.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/6021 E.  ,  2025/6354 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1970 E., 2024/1316 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/118 E., 2022/82 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Korkuteli ilçesi ... Mahallesi 1 63... parsel sayılı taşınmazın tespit dışı bırakılan, ilk tesis kadastrosu yapılırken kimsenin kullanımında olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden iken 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması sırasında davalı adına tespit gördüğünü, ancak taşınmazda herhangi bir zilyetliğin bulunmadığını ve kullanımsız olduğunu, tescil harici bırakılan taşınmazların gerçek kişiler adına tespit görmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinin birinci fıkrası ve 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde yer alan iktisap koşullarının oluşması gerektiğini belirtilerek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalıya murislerinden intikal ettiğini, taşınmazdaki imar-ihyanın tamamlandığını, kadastro tespitinden önceki 20 yıllık sürenin dolduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yerde son 20 yıllık süreçte kullanımın olmadığı, davalı yararına 4721 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerindeki şartların gerçekleşmediği, dava konusu taşınmazın imar-ihyasının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarında taşınmazın imar-ihya edilmediğinin ve tarım toprağı sıfatı kazanmadığının bildirildiğini, rapora karşı itirazların İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediğini, taşınmazın davalıya babası ...'dan intikal ettiğini, imar-ihyasının 1998-1999 yıllarında tamamlandığını, taşınmazın bir yıl ekildiğini ve bir yıl nadasa bırakıldığını, ekilmediği yıllarda yabani otların tarlayı kapladığını ve uydu görüntülerinde de bu durumun imar-ihya edilmemiş bir görüntü verdiğini, babası ...'nın ölümünden sonra mirasçılar arasında taksim yaptıklarını ve taşınmazların davalı ...'e düştüğünü, davalının eşi ... ile birlikte taşınmazı ceviz bahçesi yaptığını, bilirkişi raporunda taşınmazlardaki ceviz ağaçlarının 5-6 yaşlarında olduklarının bildirildiğini, su kıtlığı ve yeterli sulama yapılamaması nedeniyle cevizlerin yaşı konusunda bilirkişilerin yanılmış olabileceğini, su kuyusunun güneyindeki ağaçların 12-13 yaşında olduklarını, bilirkişilerin havuzun kuzeyindeki ağaçlarla güneyindeki ağaçları ayrı ayrı değerlendirmediklerini, taşınmazın toprak yapısı itibarıyla taşlık niteliğinde olmasının doğal olduğunu, civarındaki tüm tapulu taşınmazların da benzer özelliklere sahip olduğunu, tarıma engel olmayan küçük taş parçacıklarının taşınmazın tarım toprağı haline dönüşmesine engel olmadığını, İlk Derece Mahkemesince hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, taşınmazın kullanımının mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile davalı tanıklarının beyanlarıyla kanıtlandığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro işleminin usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.