Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3904 K.2025/6289
8. Hukuk Dairesi 2023/3904 E. , 2025/6289 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2022/3 E., 2023/23 K.
KARAR: Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kayseri ili Develi ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi gereğince yapılan kadastro neticesinde 104 ada 1 parsel numarasıyla ve 3.629.026,04 m² yüzölçümlü olarak, orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; Kayseri ili Develi ilçesi ... köyü 104 ada 1 parselde 4.000 m² büyüklüğündeki tarlayı kendisinin ... varislerinden 1963 yılında satın aldığını ve 40 yılı aşkın zilyetliği olduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazının adına tescilini istemiştir.
Birleşen 2007/1 dosyasında davacı dava dilekçesinde; ... köyü 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 19.300 m²lik kısmını 1963 yılında ...'den satın aldığını, 40 yıldan beri zilyet ve tasarrufunda bulundurduğunu, dava konusu yere ilişkin 15.12.2005 tarihli ve 5 sıra nolu tapu kaydı bulunduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline ilişkin hükmün, davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.12.2013 tarihli ve 2013/9215 Esas, 2013/10957 Karar sayılı ilamıyla, “...davanın, 104 ada 1 sayılı orman parseli hakkında açıldığı, 109 ada 355 sayılı parsel içinde kalan (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkında usûlüne uygun şekilde açılmış bir davanın bulunmadığı, davacının tescil ilâmı ile oluşan tapu kaydına dayandığı halde, tapu kaydının dayanağı tescil ilâmı ve krokisi getirtilip krokinin mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmediği, tescil davasında Hazine ve Orman Yönetimi taraf ise kararın kesin hüküm oluşturacağı düşünülmeden eksik incelemeyle karar verildiği açıklanarak, tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren getirilip usulünce uygulanarak ve orman araştırması yapılarak taşınmazın orman olup olmadığının saptanması, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmek suretiyle, tescil davasında Hazine ve Orman Yönetimi taraf ise, tescil hükmünün kesin hüküm oluşturacağı gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi...” gereğine değinilerek bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonunda, Dairemizin 13.10.2021 tarihli ve 2021/12979 Esas, 2021/10325 Karar sayılı ilamıyla; "...Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı, tespit maliki olan Hazine’ye husumet yönetilmediği gibi, taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığı takdirde 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde sayılan orman içi açıklık olarak kabul edilemeyeceğinin de düşünülmediği ve bu kapsamda orman araştırması bakımından en eski hava fotoğrafının incelenmediği, orman bilirkişisinin hüküm vermeye elverişli olmayan soyut içerikli, yetersiz raporu ile yetinildiği..." gerekçesiyle bozulmuş; bozma sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "...Her ne kadar davacının dayandığı tapu kayıtlarının, bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazları kapsadığına kanaat getirilmiş olsa da mahkememizce 104 ada 1 parselin içinde kalan (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazların orman olduğuna kanaat getirilmekle, orman olan bir taşınmazdan tapu kaydına dayanılarak taşınmaz kazanılamayacağı, (C) harfi ile gösterilen ve 109 ada 355 parselin içinde kalan taşınmaz hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığı..." gerekçesiyle, davacının davasının reddine, 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, ... köyü (Mahallesi) 109 ada 355 parsel içerisinde kalan ve (C) harfiyle gösterilen bölüm yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.