Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5035 K.2025/6184
8. Hukuk Dairesi 2023/5035 E. , 2025/6184 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/624 E., 2023/884 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/505 E., 2021/585 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Konya ili Beyşehir ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 94... , 3, 2 95... , 2 96... , 3 69... , 3 70... , 57... ada 7 parsel sayılı; ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 30... , 2 62... , 157, 1 68... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, gerçek kişilerin zilyetliğinde bulunduğu, ancak 1. Derece Doğal Sit Alanı sınırları içinde bulunması nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyeceği belirtilerek, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Beyşehir ilçesi ... Mahallesi 2 94... , 3, 2 95... , 2 96... , 3 70... , 3 69... , 3 70... , 3 71... , 2 62... , 168, 60, 2 26... ada 9 parsel sayılı taşınmazların yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 2863 sayılı Kanun uyarınca Kültür ve Tabiat Varlıkları ile bunların korunma alanları ve sit alanları zilyetlik yoluyla iktisap edilemez anlamında yorumlanarak Hazine adına tespit görüp kesinleştiğini, ancak bu çalışmalara ilişkin tespit tutanaklarında zilyet olarak müvekkilinin görülmediğini, bahsi geçen 2863 sayılı Kanun'un, 5663 sayılı Kanun ile Değişik geçici 7. maddesi uyarınca taşınmazların doğal sit alanları içerisinde bulunmalarının "zilyetlikle iktisap edilebileceği " birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanları dışında kalmaları halinde kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilebileceğinin düzenlendiğini, hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların 70-80 yıldır müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun amacını gösteren 1. maddesinde yer alan "Bu Kanunu'nun amacı, yurdumuzdaki milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemektedir", 2. maddesinde yer alan "Milli park; bilimsel ve milletlerarası ender bulunan tabi ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını..." ifade ettiğini, tescil yasağı başlıklı 15/1. maddesinde yer alan "Bu Kanun kapsamına giren yerlerdeki kamu daireleri, kamu kurum ve kuruluşları ve Hazineye ait taşınmaz mallar ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki mevcut açıklıkların ve var olan ağaçların bitki örtüsünün yanması her ne sebeple olursa olsun kesilmesi, sökülmesi, boğulması, budanması sonunda oluşacak açıklıkların ve arazinin çeşitli şekillerde düzeltilmesi suretiyle elde edilecek sahaların işgali, kullanılması, bu yerlerde her türlü yapı ve tesis yapılması, bu yapı ve tesislerin tapuya tescili yasaktır" hükümleri kapsamında, yurdumuzdaki milli ve milletlerarası değerlere sahip yerlerden birisi olarak korunması ve zarar görmemesi gayesi ile milli park olarak ilan edilen ... Milli Parkı sınırları içerisinde kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılmasını ve tapuya tescilinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro tespit tutanağında taşınmazların Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olması nedeniyle Hazine adına tescil edildiği, ancak davacının buraya zilyet olduğunu beyanlar hanesinde yazıldığı kadastro tespitinin yapıldığı tarihte 2863 sayılı Kanun'un 11. maddesinin taşınmazın zilyetlik yoluyla iktisabına engel olduğu, ancak bu maddenin 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 2863 sayılı Kanun'un 11. maddesini değişikliğe uğratan 5663 sayılı Kanun ile revizyona yapıldığı ve getirilen değişiklik ile zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyen taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca 1. Grup olarak tescil edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1 ve 2. Derecede Arkeolojik Sit Alanlarının olduğunun sayıldığı, 28.07.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların 1. Derece Doğal Sit Alanında ve kıyı kenar çizgisi dışında kaldığının tespitinin yapıldığı, 16.07.2021 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların tarla vasfında kuru tarım arazisi olduğu, taşınmazların en az 30-40 yıldır nizasız ve fasılasız olarak zilyetlikle kazanılan yerlerden olduğu, 03.08.2021 havale tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli ve özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olduğu, 1971-1981-1986-1992-2010 yıllarına ait hava fotoğraflarının yapılan incelemesinde dava konusu taşınmazların 2 30... parsel dışında tarla olarak, 2 30... parsel sayılı taşınmazın ise arsa olarak kullanıldığının tespit edildiği, 16.07.2021 havale tarihli orman mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların kesinleşen orman kadastrosuna göre 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. ve 17/2. maddeleri kapsamında olmadığı, dolayısıyla orman sayılan yer veya orman içi açıklık olmadıkları, dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisap edilen taşınmazlardan olduğu, eklemeli olarak davacı tarafın zilyetliğinde olduğu, tasarruf şeklinin zilyetlik ve taşınmaz tescil koşullarını taşıdığı, zilyetliğin nizasız fasılasız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2 94... , 3, 2 95... , 2 96... , 3 70... , 3 69... , 3 70... , 3 71... , 2 62... , 168, 60, 2 26... ada 9 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların 1956 yılından ... Milli Park statüsüne geçirilen 1993 yılına kadar yaklaşık 37 yıllık zaman aralığında tarımsal alan olarak kullanıldığı, ayrıca parsellerdeki kullanıma milli park ilanı olan 1993 yılından sonra da devam edildiği, 1993 tarihli ... Milli Park sınırları içinde iken, 27.11.2018 tarihli ve 30608 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 26.11.2018 tarih ve 378 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan ... Milli Park sınırlarına göre taşınmazların ... Milli Park sınırları dışına çıkarıldığı, uzman orman bilirkişi ile jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarla kesinleşen orman tahdidine ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yapılan inceleme, araştırma ve uygulama sonucunda dava konusu taşınmazların tamamının 4785 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi dışında kaldıkları, orman sayılmayan yerlerden oldukları, birinci ve ikinci Derece Arkeolojik Sit Alanlarındaki taşınmazlardan olmadıkları, taşınmazların 1. Derece Doğal Sit Alanında kaldığından, 5663 sayılı Kanunu'nun 1. maddesi ile Değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11/1. maddesi kapsamında yer almadıklarından zilyetlikle iktisaplarının mümkün olduğu, benzer nitelikteki davaların Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.3 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeye itibar edilerek dava konusu taşınmazların yalnızca 1. Derece Doğal Sit Alanında olmaları yönü nazara alınarak mülkiyete konu edilip edilmeyeceğinin değerlendirildiğini, dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilememesinin nedeninin 1. Derece Doğal Sit Alanında bulunması değil aynı zamanda milli park sahası içinde kalması olduğunu, Mahkeme tarafından bu hususun gözardı edilerek eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde açıklanan nedenler ve dayanılan Yargıtay kararları ve kanun maddelerinin yalnızca 2863 sayılı Kanun'u işaret ettiğini, İlk Derece Mahkemesince taşınmazların aynı zamanda milli park sınırları içerinde olduğunun yargılama boyunca gözardı edilip 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na aykırı olarak hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazların ... Milli Parkı Koruma sahası içinde kaldığı hususunun bilirkişiler tarafından da tespit edilip anılan raporlarında açıkça ifade edildiğini, buna rağmen bilirkişilerin dava konusu taşınmazın niteliklerini ortaya koymakla beraber kendilerine tevdi edilen görev sınırlarını aşarak taşınmazların ... Milli Parkı Koruma Sahası içinde kaldığını ancak buna rağmen zilyetlikle kazanılabilecekleri yönünde tespit ve yorumda bulunduklarını, yargılama devam ederken 27.11.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 26.11.2018 tarihli 378 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ... Milli Park sınırlarının değiştirildiğini, aksi düşünülse dahi yapılan değişikliğin yargılama devam ederken gerçekleştirilmiş olması nazara alınarak; müvekkil idarenin yargılama gideri ve karşı yan vekalet ücretine mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davanın açılmasına müvekkil idarenin sebebiyet vermediğini, dayanılan gerekçe ve savunmalarının esası olan Milli Park sınırlarının müvekkili İdarenin tasarrufundan bağımsız olarak değiştirildiğini, ayrıca davacılar bakımından aktif husumete ilişkin yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasının talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dosya içerisinde bulunan Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2023/205 Esas, 2023/149 Karar sayılı dava konusu 2 30... parsel sayılı taşınmaza yönelik birleştirme kararına gelindiğinde; bilindiği üzere, 6100 sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrasında; "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki Hukuk Mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı Mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı İlk Derece Mahkemesince verilir ve bu karar diğer Mahkemeyi bağlar" ve 357. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166. maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen gözönünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Eldeki dava dosyasında 09.09.2021 tarihinde karar verildikten sonra dosya istinaf kanun yolu aşamasında iken, Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 05.04.2023 tarihli kararla davaların birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Birleştirme kararı verildiği tarihte davaların aynı düzeyde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince karar verilerek dosyadan el çektikten sonra birleştirme kararı verilemeyeceği gözetilmeden birleştirme kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince birleştirme kararı verilen 2 30... parsele yönelik davanın yeni bir esas numarasına kaydedilerek görülmesi gerekmektedir. Bu haliyle dosyada Dairemizce yapılacak bir işlem bulunmadığından Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/205 Esas ve 2023/149 Karar sayılı dosyasının İlk Derece Mahkemesine işlemsiz iadesine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/205 Esas ve 2023/149 Karar sayılı dosya hakkında herhangi bir işlem yapılmaksızın dosyanın İlk Derece Mahkemesine İŞLEMSİZ İADESİNE,
Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.