Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1576 K.2025/5854

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1576 📋 K. 2025/5854 📅 18.09.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/1576 E.  ,  2025/5854 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/313 E., 2024/211 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... köyünde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmaz, kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığından, parsel numarası verilmek suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesinin son fıkrası gereğince orman niteliğiyle tapu kütüğüne aktarılmıştır.
Davacı ... 13.02.2008 tarihli dava dilekçesiyle, zilyetliğinde bulunan taşınmazın orman parseli içinde tespit gördüğünü ileri sürerek, adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesine dava açmış, taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya genel Mahkemeye gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin 15.03.2013 tarihli ve 2008/335 Esas, 2013/49 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne dava konusu taşınmazın 08.10.2012 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfli ile işaretli 7.740,48 m² yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptaliyle, verâset ilâmındaki payları oranında ... mirasçıları adına tapuya teciline karar verilmiş; hüküm, dahili davalı Hazine ve davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.06.2016 tarihli ve 2015/9447 Esas, 2016/7321 Karar sayılı ilamı ile; taşınmazın orman tahdidindeki konumu açıkça belirlenerek denetlemeye elverişli, irtibatlı krokinin düzenlenmediği, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumun belirlenmesi ve tahdit içinde kaldığı anlaşılır ise orman kadastrosunun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) gereğince yapılarak, 03.04.2007 - 03.10.2007 tarihleri arasında ilân edildiği, eldeki davanın ise 13.02.2008 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarıyla 6 aylık askı ilân süresi, dolayısıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açmaya ilişkin hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacının da dava tarihi itibari ile 10 yıl içerisinde tapu kaydına dayanılmaksızın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açtığı ve olayda Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve yasal değişikliğin uygulanma imkanı bulunmadığından, zilyetliğe dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, taşınmazın tahdit dışında kaldığı anlaşılır ise dava konusu yere ilişkin 1960, 19 73... yıllarına ait hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtildikten sonra stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği ile üzerinde var ise, bitki örtüsünün cinsi, sayısı, yaşı ve dağılımının açıklanması, kullanıcısının bulunup bulunmadığının, tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı ile zilyetliğin taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihte başlayıp tamamlandığının belirlenmesi ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek hüküm bozulmuş; bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu alanın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, yörede orman kadastrosunun 6831 sayılı Kanun gereğince yapılarak 03.04.2007-03.10.2007 tarihleri arasında ilân edildiği, eldeki davanın ise 13.02.2008 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarıyla 6 aylık askı ilân süresi dolayısıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açmaya ilişkin hak düşürücü sürenin geçirildiği, davacının dava tarihi itibari ile 10 yıl içerisinde tapu kaydına dayanılmaksızın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açtığı ve olayda Anayasa Mahkemesi iptal kararı ve yasal değişikliğin uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşıldığından, zilyetliğe dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmiş; davacılar vekili tarafından; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, yirmi yıllık zilyetlik süresinin sağlandığı, taşınmazın orman olmadığı, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, orman kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bozma ilamına uyularak 6831 sayılı Kanun gereğince yapılan orman kadastrosuna 6 aylık askı ilân süresi içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmişse de verilen karar, dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Anayasa Mahkemesinin 22.05.2013 tarihli ve 2012/108 Esas, 2013/64 Karar sayılı kararı ile, 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Kanun'un, 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Orman Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'nın 13, 35... . maddelerine aykırı görülerek iptallerine karar verilmiş ve bu karar, 12.07.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak, yayım tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olduğundan 13.01.2014 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 26.02.2014 tarihli ve 6527 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nun (6527 sayılı Kanun) “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 01.03.2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve 6527 sayılı Kanun'la, 31.08.1956 tarihli 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinin somut davayı ilgilendiren birinci fıkrası, “Orman Kadastro Komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilân ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde Kadastro Mahkemelerinde, Kadastro Mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli Mahkemelerde dava açabilirler. İlân süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” şeklinde değiştirilmiştir. Getirilen bu yeni düzenlemeye göre, tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içerisinde tapuya dayalı olsun veya olmasın kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açılabilecektir.
Eldeki dava, kadastro sonucu orman olarak tescil edilen taşınmaza yönelik olarak on yıllık süre içerisinde açılmış olup, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde 6527 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin usûlî kazanılmış hakkın istisnalarından olup derdest davalarda da uygulanması gerektiğinden, orman kadastrosuna itiraz davalarının 10 yıl içinde zilyetliğe dayalı olarak açılabileceği nazara alınarak, tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.