Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/657 K.2025/4879
8. Hukuk Dairesi 2025/657 E. , 2025/4879 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/14 E., 2022/36 K.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili, davalılar ... ve ... ile davalılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 06.12.2024 tarihli ek kararla, davalılar ..., ..., ... vekilinin kesin süreye rağmen istinaf harç ve avans eksikliğini gidermediğinden bahisle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, ek karar adı geçen vekile tebliğ edilmiş olmasına rağmen kanun yoluna başvurmadığı anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 180 ada 20 parsel sayılı 115.379,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle davalılar ... ve ... adına; 181 ada 2 parsel sayılı 51.067,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle davalılar ... ve müşterekleri adına ve 183 ada 1 parsel sayılı 49.613,25 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, tapu kaydı nedeniyle ... ve ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine asıl dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi 180 ada 20 parsel yönünden yapılan tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiş; ... Kadastro Mahkemesinin 2000/212 Esas, 2004/40 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmaz hakkındaki dava tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiş ve dava ... Kadastro Mahkemesinin 2004/32 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmüştür.
Davacı Hazine birleşen dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi 183 ada 1 parsel yönünden, taşınmazın tespitinin hatalı olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek yapılan tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiş, ... Kadastro Mahkemesinin 2000/185Esas, 2001/37 Karar sayılı kararıyla verilen davanın reddine dair karar, davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2000/9795 Esas, 2000/8215 Karar sayılı ilamıyla "eksik incelemeyle hüküm verilemeyeceği" gerekçesiyle bozulmuş olup, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 2003/26 Esas, 2006/51 Karar sayılı kararıyla, davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2007/1149 Esas, 2007/1065 Karar sayılı ilamıyla, "eksik incelemeyle hüküm kurulamayacağı" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında dava dosyasının mahkemenin 2004/32 Esasa sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davacı Hazine birleşen dosyaya sunduğu dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi 181 ada 2 parsel yönünden, taşınmazın tespitinin hatalı olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek yapılan tespitin iptali ile adına tescilini talep etmiş; ... Kadastro Mahkemesinin 2000/181 Esas, 2001/53 Karar sayılı kararıyla verilen davanın reddine dair karar, davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2002/9800 Esas, 2002/8220 Karar sayılı ilamıyla, "eksik incelemeyle hüküm verilemeyeceği" gerekçesiyle hükmün bozulmuş olup, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 2003/28 Esas, 2006/116 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2007/1232 Esas, 2007/1193 Karar sayılı kararıyla, aralarında irtibat olan dosyaların birleştirilmesi gerektiği, kesinleşen hükümdeki maddi olguların güçlü delil niteliğinde olacağının düşünülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında dava dosyasının mahkemenin 2004/32 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece (... Kadastro) Mahkemesinin 24.06.2010 tarihli ve 2004/32 Esas, 2010/111 Karar sayılı kararıyla verilen hüküm, davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.11.2012 tarihli ve 2012/2092 Esas, 2012/7695 Karar sayılı ilamıyla; "... ilk derece mahkemesince 183 ada 1 ve 181 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarla ile ilgili dava yönünden hüküm kurulduğu halde 180 ada 20 ve 181 ada 31 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak hüküm kurulmadığı, usul hükümleri gözardı edilerek hüküm oluşturulamayacağı ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece (... Kadastro) Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, 11.02.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/11 Karar sayılı kararla, davanın reddine ve dava konusu 180 ada 20, 181 ada 2 ve 183 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine temsilcisi ile davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.05.2018 tarihli ve 2015/17064 Esas, 2018/3129 Karar sayılı ilamıyla; "... dava konusu 183 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verildikten sonra, dava konusu 181 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden, davanın kabulü ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerektiği, Mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, dava konusu 180 ada 20 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, komşu 180 ada 65 sayılı mera parseli mevcut olduğu halde usulüne uygun mera araştırmasının yapılmadığı, hava fotoğraflarından yararlanılmadığı ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu ... mahallesi 180 ada 20 nolu parsele ilişkin alınan hava fotoğraflarına ilişkin bilirkişi raporunda 1955 tarihinden A ile gösterilen alan ham toprak kısmen çayır, B ve C ile gösterilen alanların ham toprak niteliğinde olduğunun, D ile gösterilen alanın ise kısmen ham toprak, kısmen doğal nitelikte çayır olduğunun gözlemlendiği, bu durumun 1983 yılında alınan hava fotoğrafları ile de aynı olduğu, kadastro tespit tarihi olan 2000 yılından önceki 20 yıl öncesinde toprak yapısının daha önceki yıllar ile aynı olduğu, bu hali ile imar ve ihya yapılmış olsa bile 1955 ile 1983 yılları arasında bu imar ve ihyanın yapılmamış olduğunun alınan hava fotoğrafları ile görüldüğü, 2002 yılına ait hava fotoğraflarında da aynı nitelikte olduğunun görülmüş olduğu, dava konusu 181 ada 2 nolu parselin 1955 yılına ait hava fotoğraflarında A, B ve C ile gösterilen alanların ham toprak niteliğinde olduğunun, 1983 yılına ait hava fotoğraflarında A, B ve C ile gösterilen alanların doğal çayır niteliğinde olduğunun belirtildiği, 2002 yılına ait hava fotoğraflarına göre 181 ada 2 nolu parselin A, B ve C ile gösterilen alanların doğal nitelikte çayır olduğunun belirtilmiş olduğu, 181 ada 2 nolu parselin imar ve ihya tarihinin keşif sırasında ve alınan hava fotoğraflarına ilişkin rapor ile tespit edilemediği, ancak 1955 ile 1983 yılları arasında imar ve ihyasının yapıldığının sabit olduğu, bu hali ile olağan üstü zamanaşımı ile kazanma şartlarının kesin olarak sağlanamadığının anlaşıldığı, 181 ada 2 nolu parselin üzerindeki bitkiler açısından etrafındaki meralardan oldukça farklı kompozizsona sahip olan (A ve B) alanlarının meradan kazanıldığı kanaatine varılmıştır şeklinde bilirkişi raporunun düzenlendiği, C alanının ise kuru çayır niteliğinde olduğunun bilirkişilerce değerlendirildiği, A ve B alanı yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne, C alanı yönünden ise tespit gibi tesciline karar verildiği, 181 ada 20 nolu parsele ilişkin kadastro ve ziraat mühendislerince düzenlenen bilirkişi raporuna göre A, B ve C alanlarının mera niteliği taşıdığı, tarıma elverişli olmayan mera niteliğinde taşınmaz olduğunun değerlendirilmiş olduğu, D alanı ise tarımsal faaliyetlerin yürütülmesine uygun kuru çayır niteliğinde arazi olduğunun belirtildiği ..." gerekçesiyle, dava konusu 180 ada 20 parsel yönünden davanın kısmen kabulüne, 10.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen "66.646,32 m², (B) harfi ile gösterilen 4.143,48 m² ve (C) harfi ile gösterilen 1086.54 m² yüzölçümündeki kısımların mera olarak Hazine adına tesciline, bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 41192,64 m² kısım yönünden davanın reddi ile bu kısmın davalı ... ve davalı ... adına ayrı ayrı 1/2 oranında davalılar adına çayır olarak tesciline, yine dava konusu 181 ada 2 parsel yönünden davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.284,70 m² ve (B) harfi ile gösterilen 1.629,17 m² yüzölçümündeki kısımların mera vasfıyle Hazine adına tesciline, (C) harfi ile gösterilen 41.806,27 m² kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili, davalılar ..., ... ve davalılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmesinden sonra 06.12.2024 tarihli ek kararla, davalılar ..., ..., ... vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen istinaf harç ve avans eksikliği giderilmediğinden bahisle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
.
1. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar ..., ... vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Ancak; İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi ve kesin bozma kararı uyarınca hüküm kurmak zorunluluğu doğar.
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.05.2018 tarihli ve 2015/17064 Esas, 2018/3129 Karar sayılı bozma ilamında, dava konusu taşınmazlardan 181 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden ‘"... davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine ..." değinilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde yeniden keşif yapılarak, çekişmeli taşınmaz yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
3. Dava konusu 180 ada 20 parsel sayılı taşınmaz yönünden; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A, B, C) harfiyle gösterilen kısımlarının mera olarak, (D) harfiyle gösterilen kısmın ise davalılar adına çayır olarak tesciline karar verilmiş ise de, dosyaya kazandırılan hava fotoğraflarına göre 1955 ve 1983 tarihli hava fotoğrafında (D) harfiyle gösterilen kısmın kısmen ham toprak, kısmen de doğal nitelikte çayır olduğu; yine bilirkişi raporunda, taşınmazın bir kısmının kuru çayır vasfında tarım arazisi olmasına rağmen, meradan kazanılan alanların olduğunun ve otunun biçilerek kullanıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla; meraların kullanım şekli itibariyle bütünlük arz edeceği, çayırların mera olarak kullanımı müsait ayırıcı niteliğinde olduğunun kabulü ile meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu ile birlikte arazinin konumu da göz önüne alındığında, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 180 ada 20 parsel yönünden, taşınmazın tamamının mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; mera olduğu anlaşılan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunun (16/B) maddesi uyarınca mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazların mera olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.