Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1363 K.2025/4829

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1363 📋 K. 2025/4829 📅 24.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/1363 E.  ,  2025/4829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1599 E., 2024/2296 K.
KARAR : Başvurunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/199 E., 2022/177 K.
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışı hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7. maddesinden kaynaklı terditli olarak tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 164 ada 15 parsel sayılı taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve üzerindeki kargir 2 bina 1990 tarihinden beri ... oğlu ...'ın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 03.11.2014 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereğince ... satılmış, bilahare 10.11.2014 tarihinde ...'a satılarak bu kişi adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ...'ın davacının eski eşi olduğunu, tapuda yapılan satışların davacıdan mal kaçırmak maksadıyla yapıldığını ve muvazaalı olduğunu, taşınmaz üzerinde 1/2 oranında hakkı olduğunu, bu pay yönünden tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminata karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....davacının davalı ...'ın eski eşi olduğu, dava konusu taşınmazın 1/2'sinin kendisine ait olduğu iddiasıyla işbu davayı açtığı, talebin yolsuz tescil ve zilyetliğe dayandırıldığı, alınan tanık beyanlarında davacının taşınmazı evlenmeden önce satın aldığının ifade edildiği, taraflar arasında daha önceden görülen tasarrufun iptali davasının icra iflas hukukuna özgü bir dava olması nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında kesin delil teşkil etmeyeceği, yine taraflar arasında görülen muarazanın giderilmesi ve ecrimisil davalarının dava konusu taşınmazın tapusu Hazine adına kayıtlı olduğu döneme ilişkin olduğundan işbu davaya doğrudan etki edemeyeceği, taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapusunun 6292 sayılı kanun kapsamında davalı tarafından satın alınması nedeniyle oluştuğu, 6292 sayılı kanun gereğince yapılan satış işlemi iptal edilmeksizin zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteminin dinlenmesinin olanaklı olmadığı, zira bu satışın da kadastro çalışmasında kullanıcı olarak tespit edilen kişi/kişilere yapılmakta olduğu, kadastro tutanağında davalı ...'ın tek kullanıcı olarak göründüğü, bu durumun aksinin kadastro tespitine itiraz davası açılarak ispatlanabileceği ancak böyle bir durumun gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.