Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/604 K.2025/4831
8. Hukuk Dairesi 2025/604 E. , 2025/4831 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/598 E., 2022/129 K.
KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1963 yılında kesinleşen afet kadastrosu sonucunda, 2 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 1978 yılında ifrazen 133 parsel numarası ve 814,00 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tescil edilmiş ve 2005 yılında yapılan ada değişikliği ile 183 ada 15 parsel numarasını almıştır.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü 183 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 3367 sayılı Kanun ve Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği uyarınca dağıtılarak kendisine satıldığını ve bedelinin tarafından ödendiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesince davacının aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı açısından bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğu, davada sıfatın, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişki olduğu, bir subjektif hakkı dava etme yetkisinin, kural olarak o hakkın sahibine ait olduğu, bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine ait olması gerektiği, hakkın bulunduğu yerde sıfatın varlığının da kuşkusuz olduğu, subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğunun maddi hukuka ilişkin bir sorun olduğu, diğer bir anlatımla sıfatın maddi hukuka göre belirleneceği, somut olayda davacının, yörede yapılan afet kadastrosu sonrasında taşınmazı idareden satın aldığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu iddiasına dayanarak adına tescil istemiyle dava açtığı, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanlarına göre, dava konusu taşınmazın köy gelişme alanı olarak bırakıldığının, davacının 25 yıl kadar önce taşınmazı Hazine'den satın aldığının ve 20 yıl kadar önce de ... adlı kişiye sattığının ve halen de bu şahsın kullanımında olduğunun anlaşıldığı, açıklanan bu duruma göre, davacı ... ...'ın dava konusu taşınmaz üzerinde hakkı bulunmadığının anlaşıldığı açıklanarak, davanın reddine karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
615,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 224,60 TL'nin temyiz eden davacıya istek halinde iadesine iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.