Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4018 K.2025/4736

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4018 📋 K. 2025/4736 📅 19.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/4018 E.  ,  2025/4736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2140 E., 2024/929 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/426 E., 2021/347 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevki 168 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında görünen maliki olduklarını, tapu kaydına göre 41.128,55 metrekare yüzölçümüne sahip bulunan taşınmazın Kurum görevlilerince yapılan tahkikatlar neticesinde 6.667,05 m²lik kısmının kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını, yani orman arazisi niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, anılan arazinin bulunduğu yörede orman kadastrosu uygulaması yapıldığı ve kesinleştiğini, orman arazisi niteliği taşıyan ve orman sınırları içerisinde yer alan bu miktarda arazinin tescilinin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, dava konusu parselin krokisi ve Orman İşletme Müdürlüğünce yer ile ilgili düzenlenmiş inceleme raporlarının ekte sunduklarını, krokide de belirtilmiş olan 6.667,05 m²lik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, dava iadeleri lehine sonuçlanır ise İİK md. 28 hükmüne göre işlem yapılmasına, davanın kabulü sonrası orman vasfı ile Hazine adına tescil edilen kısım üzerindeki mevcut tüm şerh ve takyidatların kaldırılmasına, her türden yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın mezarlık olarak 6360 sayılı Kanun kapsamında 21.05.2014 tarihinde belediyelerine Mersin Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyon kararıyla tashihen devderildiğini, taşınmazın alanında 70-80 yıl öncesinin mezarlıklarının bulunduğu yani Kadim mezarlık olduğunu, 9 Ağustos 1948 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... Devlet Ormanının mezkur köyler ile ilgili sınırlarının tahdit kısa dayanağında; çalışma alanı sınırları ..., ..., garben ve şimalen mevki bazında kabaca tanımlanmış koordinatlı bir çizelge ile net bir şekilde orman sınırlarının belirtilmediğinin anlaşıldığını, dava konusu taşınmazın kamu hizmetinde oluşu yani mezarlık alanı oluşu da dikkate alınarak davanın reddine, masrafın ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın, davalı adına tapu da kayıtlı olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde "taşınmazın 6.667,05 m²'lik kısmı orman sınırı içinde kalmaktadır" şerhinin bulunduğu, bilimsel ve teknik verilere uygun, hüküm kurmaya elverişli 09.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile; davalı taşınmazın bulunduğu alanda 1948 yılında orman tahdit çalışmalarının yapıldığı, kesinleşmiş orman tahdit haritası ile orman sınır nokta ve hatlarının yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 6.667,05 m² büyüklükteki kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla 6831 sayılı Kanun'un 1-D maddesinin uygulanma alanı bulunmadığı, taşınmazın bu kısmının daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu ve bu taşınmazın fiili durumunun ve geçmişinin orman alanı olarak belirlendiği, dava konusu taşınmazın 6.667,05 m²lik kısmının kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu hali ile arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu anlaşıldığından açılan davanın kabulüne, 21.11.2020 tarihli krokide (B) harfi ile gösterilen sarı renk ile taralı 6.657,05m² yüz ölçümündeki kısmın tapu kaydının iptali ile bu kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun yapıldığı ve kesinleşerek ilan edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı anlaşıldığı, kamu malları üzerinde özel mülkiyet kurulamayacağı, bunların kamu hizmeti yönünden tahsis edildikleri yetkili İdarece kamu malı olmaktan çıkarılmadıkları sürece temlik edilemeyeceği; kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemeyecekleri, kamu malı niteliği kazanmış bir taşınmaz özel mülkiyete konu olamayacağından tapuya bağlansa bile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsinin 931 ve Türk Medenî Kanunu'nun 1023. maddeleri bu durumda uygulanmayacağından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadimden bu yana mezarlık olduğunu, 6831 sayılı Kanun 1/D bendinde eski kadim mezarlıklardaki ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerin orman sayılmadığının belirtildiğini, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; taşınmazın kesinleşen tahdit içinde kaldığı iddia edilen kısmına yönelik açılan tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.