Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4939 K.2025/4706

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4939 📋 K. 2025/4706 📅 19.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4939 E.  ,  2025/4706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/28 E., 2023/59 K.
Taraflar arasındaki kullanım/güncelleme kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı mahkemece resen davaya dahil edilen ... vekili ile davacılar ... ve müşterekleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1978 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 347 parsel sayılı 5.555,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek beyanlar hanesinde ...'ün işgalinde olduğu gösterilmek suretiyle arsa vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, Orman İdaresi tarafından tespite itiraz edilmesi üzerine Kadastro Mahkemesinin 20.03.1985 tarihinde kesinleşen kararı ile hükmen orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmiştir. Daha sonra 2005 yılında taşınmazın tapu kaydına 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh konulmuş, 2009 yılında ise 3402 sayılı Kadastro Kanuna 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen Ek-4. madde kapsamında yapılan kullanıcı güncelleme çalışmalarında taşınmaz 1233 ila 1240 parsellere ifraz edilerek, ifrazen oluşan ve davaya konu edilen 1239 parsel sayılı 1.256,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın beyanlar hanesine parselin ve parsel üzerinde krokisinde (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kargir evlerin davalı ...'ün, (A) harfi ile gösterilen kargir evin ise davacılar murisi ...'ün fiili kullanımında bulunduğu yönünde şerh verilmiştir.
Davacılar ... ve müşterekleri; taşınmazın kullanım hakkının murislerinden kendilerine intikal ettiği ve kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece verilen önceki tarihli hükmün davacılar ... ve müşterekleri vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "davalı ...'ün temyiz itirazlarının yerinde olmadığı; davacı ... ve müştereklerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm ile bu bölümü çevreleyen 30,00 metrekare kısmın davacı ... mirasçıları tarafından kullanıldığı belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmediği; davacıların, çekişmeli taşınmazın kullanım hakkının murisleri ...’ten geldiğini öne sürerek miras payları oranında adlarına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açtıkları, davalı ...'ün ise çekişmeli taşınmazda davacı ... ve müştereklerinin bir hakkı bulunmadığını, taşınmazın kullanım hakkının müşterek muris ...’ten gelmediğini, taşınmazın kendisi ve annesi ... kullanımında iken annesinin kullanım hakkını kendisine devrettiğini savunduğu, şu halde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın kullanım hakkının kimden geldiği, tarafların müşterek murislerinden gelmekte ise taksim ya da satış yolu ile davalı tarafa devredilip devredilmediği noktasında toplandığı; Mahkemece yapılan keşif, alınan bilirkişi ve tanık beyanları ve toplanan delillere göre çekişmeli taşınmazın kullanım hakkının tarafların müşterek murisi ...’ten geldiği ve taşınmazın taraflar arasında taksim edilmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla; davacıların taşınmazın arzı üzerinde miras payları oranında kullanım haklarının bulunduğunun kuşkusuz olduğu; diğer taraftan davacı tarafın iddiasının ileri sürülüşüne göre; taşınmazın beyanlar hanesinde davalı ... lehine şerh verilen muhdesatlara yönelik bir davalarının da bulunmadığı; hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazın kullanım hakkının tarafların müşterek murisleri ...’ten geldiğinin ve taksim, satış ya da başka şekilde davalıya devredilmediğinin anlaşılmasına göre taşınmazın arzı üzerinde davacıların murisleri ...’ten gelen miras payları oranında adlarına kullanıcı şerhi verilmesi, geriye kalan kısmın ise davalı ... üzerinde bırakılması gerekirken, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda mirasçılardan biri ya da bir kaçının kullanımının tüm mirasçılar adına olduğu ve müşterek muristen gelen taşınmazda paylaşım yapılmadığı gözardı edilerek fiili kullanıma değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna.." değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra 14.02.2023 tarihli celsede tarafların ortak murisi ...'ün davada taraf olmayan mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ve ... mahkemece resen davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonucunda; ".... toplanan delillere, tarafların iddia ve savunmalarına, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ve kadastro tutanağına, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına, yapılan keşfe, bilirkişi raporlarına ve tüm dosya münderecatına göre; dava konusu edilen Kırklareli ili ... ilçesi ... köyü ... mevki 1239 parsel sayılı taşınmazın, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılan yerlerden olduğu ve tam hisse ile Hazineye ait olduğu, beyanlar hanesinde ise, (A) harfi ile gösterilen kargir ev ... adlı kişinin kullanımındadır" şerhinin mevcut olduğu, zilyetlik şerhinin bu şekliyle hatalı olduğu, ek bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere bahçenin bir kımının gerek ...'ün eşi tarafından ekilip biçilmek suretiyle kullanıldığı bir kısmının binadan doğsundaki yola ulaşmak amacıyla kullanıldığı, buna göre 30,00 metrekarelik zorunlu kullanım alanı bulunduğu, çekişmeli taşınmazın kullanım hakkının tarafların müşterek murisleri ...’ten geldiğinin ve taksim, satış ya da başka şekilde davalıya devredilmediğinin anlaşılmasına göre taşınmazın arzı üzerinde davacıların murisleri ...’ten gelen miras payları oranında adlarına kullanıcı şerhi verilmesi, geriye kalan kısmın ise davalı ... üzerinde bırakılması ..." gerektiği şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne; 239 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yazılı "(A) harfi ile gösterilen kargir ev ... adlı kişinin kullanımındadır" kısmının düzeltilerek, "(A) harfi ile gösterilen kargir ev ile 29.04.2016 tarihli fen bilirkişi raporundaki krokide kırmızı boyalı olarak gösterilen (A) harfli evin çevresindeki 30,00 metrekarelik alan muris ... mirasçıları olan (... Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/72 Esas ve 2022/66 Karar sayılı ilamı uyarınca) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adlı kişilerin kullanımındadır" şerhinin yazılmasına ve bu şekilde tapuya tesciline, davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine ve bu ücretin (Hazine hariç) davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş olup, işbu hüküm davacılar ... ve müşterekleri vekili ile resen dahil edilen davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Öncelikle belirtmek gerekir ki; uyulan bozma ilamında da ifade edildiği gibi çekişmeli taşınmazın evveliyatının davacılar murisi ... ile davalı ...'in müşterek murisi olan ...'e ait olduğunun anlaşılmakta ise de; somut olayın niteliğine göre eldeki davanın mirasçılar arasında görülmekte olmasına ve mirasçılar arasında pay devrinin her zaman mümkün bulunmasına; somut olayda kök muris ...'in diğer mirasçıları tarafından, çekişmeli taşınmaza yönelik olarak açılmış bir dava yahut açılan bu davaya usulünce bir katılımları da bulunmadığına ve yine kök murisi ...'ın davanın tarafları (yani davalı ... ile davacılar olan ... mirasçıları ... ve müşterekleri) dışındaki diğer mirasçılarının davaya dahil edilmesi hususunda yasal bir zorunluluk da bulunmamasına; resen davaya dahil edilmelerinin kendilerine taraf sıfatı da kazandırmayacağına göre; lehlerine hüküm kurulan ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın eldeki davada taraf sıfatı bulunmadığı açık olup resen dahil edilenlerden davalı ... vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Öte yandan, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, Mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça; " davacıların taşınmazın arzı üzerinde miras payları oranında kullanım haklarının bulunduğunun kuşkusuz olduğu... diğer taraftan davacı tarafın iddiasının ileri sürülüşüne göre; taşınmazın beyanlar hanesinde davalı ... lehine şerh verilen muhdesatlara (-yani krokisinde B-C-D ile gösterilen kargir evlere-) yönelik bir davalarının da bulunmadığı; hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazın kullanım hakkının tarafların müşterek murisleri ...’ten geldiğinin ve taksim, satış ya da başka şekilde davalıya devredilmediğinin anlaşılmasına göre taşınmazın arzı üzerinde davacıların murisleri ...’ten gelen miras payları oranında adlarına kullanıcı şerhi verilmesi, geriye kalan kısmın ise davalı ... üzerinde bırakılması gerektiği.." hususuna işaret edilmiştir.
Şu halde; Mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre yapılması gereken iş; arzı 1.256,31 metrekare olan davaya konu taşınmazın beyanlar hanesine, davacılar (... mirasçıları) ... ve müşterekleri adına kök muris ...'den kendilerine intikal edecek miras payları oranında kullanıcı şerhi verilmesi, geriye kalan payların ise davalı ... üzerinde bırakılması; yine krokisinde (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kargir evlerin ...'ün, (A) harfi ile gösterilen kargir evin ise ...'ün fiili kullanımında bulunduğu şeklindeki şerhlerinde aynen korunması gerekirken, Mahkemece 14.02.2023 tarihli celse de muris ...'ün dava dışı mirasçıları olan ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın resen davaya dahil edilerek ve bozma ilamına yanlış anlam yükleyerek (A) harfi ile gösterilen kargir ev ile 29.04.2016 tarihli fen bilirkişi raporundaki krokide kırmızı boyalı olarak gösterilen (A) harfli evin çevresindeki 30,00 metrekarelik alan muris ...'ün tüm mirasçıları adına kullanım şerhi verilmiş olması isabetsiz olup davacılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerindedir.
Kabule göre ise yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle dosyada taraf sıfatı bulunmayan ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmek suretiyle davacı yararına, adı geçen kişiler aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesi dahi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle resen davaya dahil edilen ...'ün vekilinin temyiz itirazlarının reddine;
(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ise davacılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.