Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/439 K.2025/4744

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/439 📋 K. 2025/4744 📅 19.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/439 E.  ,  2025/4744 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/982 E., 2023/1462 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/192 E., 2022/158 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... İdaresi vekili Kadastro Mahkemesine sunduğu 13.03.2017 tarihli dilekçe ile; 4342 sayılı Mera Kanunu'nun (4342 sayılı Kanun) 9. maddesi hükümlerine göre Çankırı ili ... ilçesi ... köyü 232 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mera olarak tespit, tahdit ve tahsisinin yapıldığını, ancak bu taşınmazın orman kadastro sınırları içerisinde kaldığını ve 6831 sayılı Kanun'a tabi orman sayılan yerlerden olduğunu belirtilerek yapılan tespit, tahdit ve tahsisin iptali ile dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış, İlk Derece Mahkemesince mera tahsisinin kadastro sebebine dayanmadığı, Çankırı Valiliği Mera Komisyonu'nun müstakil çalışması sonucu mera tahsis kararı alındığı gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu alan ile etrafindaki mera parselleri arasında tarımsal kullanım bütünlüğü de bulunmadığı, toprak yapısı itibarıyla orman özelliği taşıdığı, 1955 ve 1992 tarihli memleket haritasında kısmen açık renkle kısmen de yeşil renkle gösterilen ve
kadimden bu yana orman varlığının bulunduğu alanda kaldığından ve eski tarihli hava fotoğraflarına göre de dava konusu alanın kadimden bu yana üzerinde orman bitki örtüsü ve açıklık alanlar bulunan ve sınırları net bir şekilde ayırt edilebilen arazide kaldığı tespit
edildiğinden,
3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden olduğundan açılan davanın kabulüne, dava konusu Çankırı ili ... ilçesi ... köyü 232 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile taşınmazın 810.563,77 m²'lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve teciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "dosya kapsamından; Çankırı İl Mera Komisyonunca 4342 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan mera tespit ve tahdit çalışmaları sırasında M-41 ile işaretlenen 4.748.666,23 m² yüzölçümlü taşınmazın 4342 sayılı Kanun'un 5/B maddesi uyarınca mera olarak tespit edildiği, 04.04.2016 - 04.05.2016 tarihleri arasında ilan edildiği, itiraz edilmediğinden kesinleşmekle 10.11.2016 tarihinde tescil bildirimi düzenlenerek M-41 rakamlı yerin 232 ada 3 parsel numarasıyla 4.748.666,23 m² yüzölçümüyle mera niteliği ile mera özel siciline tescil edildiği, 10.02.2017 ile 13.03.2017 tarihleri arasında ilan edilen 4342 sayılı Kanun uyarınca yapılan mera tahsis çalışması bulunduğu, davacı ... İdaresinin, mera tahsis kararının askı ilan süresi içinde 13.03.2017 tarihinde taşınmazın tahdit sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla mera tahsis kararının, mera özel sicil kaydının iptali ve tescil isteğiyle istinaf incelemesine konu davayı açtığı, çekişmeli taşınmazın 810.563,77 m²'lik kısmının tahdit sınırları içinde kaldığı ve davacı yanca dava konusu yapıldığı, bu bölümün %10-30 eğimli olup %50-90 taşlılık-çakıllılık problemli olduğu, üzerinde yoğun miktarda ardıç ağaçları bulunduğu, tek ve çok yıllık mera bitkileri görülmediği, hayvan otlatıldığına dair herhangi bir emare bulunmadığı, komşu mera parselleri ile arasında pek çok ayırt edici unsur bulunduğu, çekişmeli taşınmazın eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarında kadimden bu yana bir kısmının ormanlık alan bir kısmının da üzerinde tarımsal faaliyet yapılmayan açık alan olarak gözüktüğü, böylelikle taşınmazın orman tahdidi içinde olduğu, tahdit iptal edilmediği sürece tahdide göre karar verileceği gibi öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu, fiilen kullanılmadığı gibi mera vasfında da olmadığı tespit edilmekle taşınmazın 810.563,77 m² lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca; 19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen 36/A maddesinde “ Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” hükmüne yer verilmiş olup somut olayda; çekişmeli taşınmaz kadastro tespiti yoluyla oluşmadığından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesinin dosyada uygulanma yeri bulunmadığı, davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedileceği açıktır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Hal böyle olunca dosya kapsamı, mevcut delil durumu, dava dilekçesi ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve esas yönünden kanuna aykırı olmadığı anlaşılmakla" davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 1955 ve 1992 tarihli memleket haritasında taşınmazın kısmen açık, kısmen yeşil renkte olduğu, 1955 tarihli hava fotoğrafına göre de taşınmazın bir kısmının ormanlık alanda bir kısmının üzerinde tarımsal faaliyet yapılmayan açık alanda olduğu tespit edilmesine rağmen taşınmazın tamamı ormanmış gibi değerlendirme yapılarak rapor tesis edildiği verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; orman iddiasına dayalı mera sicil kaydının iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1955 yılında yapılıp 23.07.1955 - 22.08.1955 tarihleri arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu, 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi gereğince yapılıp 29.01.2013 - 27.02.2013 tarihleri arasında ilan edilen uygulama kadastrosu, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) l. maddesi gereğince 30.11.2016 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu vardır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.