Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3868 K.2025/4745

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3868 📋 K. 2025/4745 📅 19.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/3868 E.  ,  2025/4745 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2325 E., 2024/598 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/79 E., 2022/67 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi 155 ada 6 parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit edildiğini, anılan taşınmaza ilişkin olarak davalı yönünden zilyetlik koşullarının oluşmadığını belirterek, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi 155 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesince özetle; eksik inceleme sonucu düzenlenen çelişkili tespitler içeren bilirkişi raporu dayanak alınarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile karar kaldırılmış, yeniden yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın zeytinlik olarak kullanıldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, üzerinde çok eski yıllardan beri tarım yapıldığı, uzun süreden beri ekonomik katkı sağlanan bir yer olduğu, taşınmazın yoğun emek ve masraf sarf edilerek, tarıma elverişli hale getirilip kadastro tespitinden en az 20 yıl öncesinden beri malik sıfatıyla çekişmesiz ve kesintisiz olarak kullanıldığı ve taşınmazın zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu gerekçesiyle tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan delillere göre, keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29.01.2021 havale tarihli müşterek bilirkişi raporunda; 1957 yılı yapımı eski ve 1976 ve 1999 basımı memleket haritaları, 1957-1976 ve 1995 çekimi hava fotoğrafları ile orman tahdit haritası ve amenajman haritasının uygulanması ile; dava konusu taşınmazın üzerinde orman hasılası veren bitki örtüsü olmayan, yandan tohumlama ile gelmiş küme halinde kapalılık teşkil etmeyen ağaçların olduğu, amenajman haritasına göre, ziraat arazisi olduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, toplu tarım arazilerinin devamı niteliğinde olduğu, 1971 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında orman olduğu gerekçesiyle tescil harici alanda bırakıldığı, 12.01.1988 tarihinde yapılan orman kadastrosu sırasında orman dışında kültür arazisi olarak bırakıldığı, 3116, 5658 ve 6831 sayılı Kanunlara göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, kapama zeytinlik vasfında olduğu, taşınmazın eğiminin %5-8 civarında olup, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerden olmadığı belirtilmiş, 1995 yılından başlayarak kademeli olarak imar-ihya faaliyetlerinin devam ettiği ve imar ihyanın 1999 yılında tamamlandığı, orman toprağı vasfında olmadığı, taşınmazın tamamının, bitişiğindeki toplu tarım arazilerinin devamı niteliğinde olduğu, tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; kadastro tespitine itiraz talebiyle açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı, imar-ihya faaliyeti tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden tamamlanan ve davalı tarafından nizasız fasılasız malik sıfatıyla tarım arazisi olarak kullanılan taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının davalı lehine gerçekleştiğinin anlaşılması üzerine Mahkemece davanın reddine karar verilmesi ve 3402 sayılı Kanun'un 31/son maddesi gereğince vekalet ücreti takdir edilmesi isabetli olduğundan davacı ... vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının zilyetlik süresinin yeterli olmadığı, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, verilen kararın bu yönüyle bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Çekişmeli 155 ada 6 parsel sayılı taşınmaz; 2020 yılında, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında düzenlenen 18.03.2020 tarihli kadastro tutanağı ile, 4.190,69 m² yüzölçümlü, zeytinlik niteliği ile belgesizden, davalı ... oğlu ... adına tespit edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.