Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4523 K.2025/4671
8. Hukuk Dairesi 2024/4523 E. , 2025/4671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/264E. 2020/134 K.
KARAR : Onama
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.04.2024 tarihli ve 2024/1808 Esas, 2024/2677 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin onama ilamına karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından kararın düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; ... ilçesi ... köyünde bulunan, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri toplam 4 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, mirasen intikal ve taksime dayalı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi hükmüne göre, dilekçe eklerindeki krokide (A) harfiyle gösterilen 2970 m² taşınmazın ... mirasçıları adına, (B) harfiyle gösterilen 2970 m² taşınmazın ... mirasçıları adına, (C) harfiyle gösterilen 2970 m² taşınmazın ... adına, (D) harfiyle gösterilen 362,76 m² taşınmazın ... adına tescilini talep etmişler ve yargılama sırasında asli müdahil ..., murisin mirasının paylaşılmadığını belirterek, taşınmazların miras hissesi oranında adına tescili talebiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, "... mirasçılar arasında tamamının katılımı ile gerçekleşen bir taksimin bulunmadığı, taşınmazların muris ... mirasçıları arasında iştirak halinde mülkiyete tâbi bulunduğundan davanın birlikte açılması gerektiği ..." gerekçesiyle verilen, davanın reddine dair karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2013 tarihli ve 2012/8709 Esas, 2013/1377 Karar sayılı ilamıyla; ''... Mirasçılar arasında usulüne uygun taksim yapılıp yapılmadığının araştırılması, araştırma sonucunda taşınmazların taksime konu olmadığının anlaşılması halinde, davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine 4721 sayılı Kanun'un 640 ncı maddesi uyarınca atanacak temsilci yardımıyla davanın sürdürülebileceğinin gözönüne alınarak, davacılara eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde verilen Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü sınırları içerisinde yer alan (A) harfiyle gösterilen alanın ... mirasçıları adına veraset ilâmı doğrultusunda tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfiyle gösterilen alanın ... mirasçıları adına veraset ilamı doğrultusunda tapuya kayıt ve tesciline, (C) harfiyle gösterilen alanın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine, müdahil davacı ... tarafından açılan davanın reddine dair hükmün, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.03.2016 tarihli ve 2015/4912 Esas, 2016/3008 Karar sayılı ilamıyla; "... Kök muris ... mirasçısı ... mirasçılarının davada taraf yapılmadığı gibi kendilerine gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği, taksim belgesinde imzaları bulunmasına rağmen, davaya diyeceklerinin sorulmadığı, bunun dışında yapılan orman ve zilyetlik araştırmasının da hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu taşınmazların ... köyü ile ... Beldesi arasında kaldığı halde iki köye ait kadastro paftaları ile tahdit haritaları kenarlaştırma yapılarak taşınmazlara komşu parsellerin belirlenmediği, taşınmazların tahdit hatlarına göre konumunun açıklanmadığı, Orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların 1989 tarihli memleket haritasında tarım alanı olarak gözüktüğü belirtilmesine rağmen taşınmazların hava fotoğrafı üzerinde gösterimi yapılmadığı, en eski tarihli memleket haritası ile dayanağı olan hava fotoğrafları getirtilip uygulanmadığı, ayrıca, ziraat bilirkişi raporunun da imar ve ihya ile zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığını belirleme noktasında yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ilişkin aynı nedenle açılan tescil davalarının bulunup bulunmadığı, var ise o dosyalarda dava konusu taşınmazların konumunun nasıl gösterildiği belirlenmeden eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğu, yeniden keşif yapılıp orman kadastro evrakı getirtilip uygulanarak imar-ihya-zilyetlik, sulu-susuz araştırması yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 12.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B), (C) harfleriyle gösterilen yerlerin üzerinde orman ağacı türlerine ve toprağında orman toprağı özelliklerine rastlanmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman sayılmayan sarı alanda kaldığı, fiili durumu, hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinde yapılan incelemelerde orman vasfına rastlanmadığı, en az 20 yıllık zilyetlik koşulunun sağlandığı kanaatinin bildirildiği, bu haliyle bu yerler yönünden davanın kabulüne, (D) harfli bölüm yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının gerekleşmediği, davacı ... tarafından açılan davanın işlemden kaldırılıp yenilenmediği ve 3 aylık sürenin geçtiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, (A), (B), (C) harfleriyle gösterilen yerler yönünden davanın kabulüne, (D) harfiyle gösterilen yer yönünden davanın reddine ve davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hükmün, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.04.2024 tarihli, 2024/1808 Esas ve 2024/2677 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından onama ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 47, 48, 49 ve 50. maddelerind tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır.
442 sayılı Köy Kanunu’nun 37/7. maddesi uyarınca da Köy Tüzel Kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukukî bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanunun 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır.
Ancak, On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun (6360 sayılı Kanun ) 1. maddesi gereğince;
1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülkî sınırlarıdır.
3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülkî sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
Aynı Kanun'un Geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrasında; "1inci maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur" hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm Kanun'un "Yürürlük" başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla; dava konusu aşınmazların bağlı olduğu ilçe belediyesi yanında aynı kanunla büyükşehir belediyesi sınırları il mülkî sınırları olarak belirlendiğinden Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin de davada taraf olarak yer alması gerekmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince, bu gereğe riayet edilmemiş ve böylelikle yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Öte yandan; kabule göre de, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; bozma sonrasında mahallinde yapılan keşif sonrası alınan 12.03.2020 havale tarihli orman, ziraat, inşaat ve jeoloji bilirkişilerinin ortak raporunda, 1958 yılı hava fotoğrafında taşınmazın münferit ağaççık ve çalılarla kaplı olduğu, açıklık alanlarda kuru tarımsal faaliyet yapıldığı, 1986 yılı hava fotoğrafında ise orman vasfı taşıyan ağaçların bulunduğuna dair kanaat oluşmadığı, taşınmazın kuru tarımsal faaliyet yapılan açıklık alan olarak kullanıldığı belirtilmiş olup, raporun " taşınmazın tarımsal faaliyetinin başlangıcı" başlıklı kısmında tarımsal faaliyetin en az 30 yıl öncesine dayandığı, fakat evveliyatının kesin olarak bilinmediği, imar - ihyanın 30 yıl önce başlamış olduğunun kabul edilebileceği, 2009 yılı uydu fotoğrafında ise seranın bu tarihten itibaren taşınmaz üzerinde mevcut olduğu ve diğer alanların yine tarım arazisi olarak kullanıldığı, dolayısıyla imar - ihyanın 2009 yılında tamamlanmış olduğu ifade edildikten sonra, bir sonraki satırda 1986 tarihinden itibaren tarım arazisi olarak kullanıldığı ve buradan zilyetlikle elde etmenin temel koşulu olan yasal süreyi doldurduğu ifade edilmek suretiyle, imar - ihyanın tamamlandığı tarih ve zilyetlik süresi hususunda raporun kendi içinde çelişki oluşturulmasına rağmen, bu çelişki üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca; dosya içerisinde bulunan 12.06.2008 tarihli ... Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün yazısında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunduğu, taşınmazın bu plan içinde yer aldığı ve belediye meclisince 06.02.1997 tarihinde onandığı, itirazların ise 29.06.1998 tarihinde onanarak yürürlüğe girdiğinin bildirilmiş olması karşısında İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun' un 17. maddesi uyarınca, dava konusu taşınmazlar yönünden imar - ihya ve zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının, imar planının kesinleştiği tarih esas alınmak suretiyle değerlendirilmesi (bu tarihten önce oluşması) gerektiğinin gözden kaçırılmış olması da doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacı tarafa, davasını, 6360 sayılı Kanun uyarınca eldeki tescil davası yönünden ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı' na da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, adı geçen belediyeden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra, imar planının kesinleştiği tarihten 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları dosya içerisine kazandırıldıktan sonra taşınmazlar başından yeniden keşif yapılarak, hükmüne uyulan önceki bozma ilamındaki bozma gerekleri yerine getirilmeli ve akabinde davacı taraf yararına imar - ihya ve zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar burilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olması isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak onanmış olduğu anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin karar düzeltme taleplerinin 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Kanun'un 442/3. maddesi gereğince kabulü ile Dairemizin 22.04.2024 tarihli ve 2024/1808 Esas ve 2024/2677 Karar sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.