Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1094 K.2025/4663
8. Hukuk Dairesi 2025/1094 E. , 2025/4663 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/159 E., 2024/2009 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/123 E., 2022/173 K.
Taraflar arasındaki mükerrer kaydın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan eski 286 parsel sayılı 98.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hükmen ham toprak niteliği ile Hazine adına tescil edilmiş, yapılan uygulama kadastrosu ile de 157 ada 9 parsel numarası ile ve imar uygulaması sonucu 2.192,00 metrekare yüzölçümü ile arsa vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. Davalı ... adına kayıtlı olan eski 2021 parsel sayılı 637 metrekare yüz ölçümlü taşınmaz ise 2981 sayılı Kanun gereğince İdari yoldan 16.12.1992 tarihinde İl Özel İdaresi adına tapuya kaydedilmiş, bilahare 23.07.2014 tarihinde kurumlar arası devir yoluyla ... adına tescil edilmiş, daha sonra uygulama kadastrosu sonucunda 245 da 1 parsel numarasıyla ve 640,96 metrekare ölçümü ile tespit ve tescil edilmiş, beyanlar hanesine "... mahallesi 157 ada 9 parsel ile mükerrerdir." ve "üzerindeki yapı Fehmi ve Emine Bilgiç'e aittir" şerhi yazılmıştır.
Davacı Hazine vekili, Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 157 ada 9 (eski 286) parselin 31.05.1951 yılında 98.900,00 metrekare yüzölçümü ile Hali Arazi olarak tescil edildiğini, 286 parselin 2008 yılında imar uygulamasına tabi tutulduğunu, uygulama sonucunda müvekkili İdareye ait 2.192,00 metrekare yüzölçümlü arsa vasıflı 157 ada 9 parselin oluştuğunu, davalı Belediyeye ait Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi 245 ada 1 (eski 2021) parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince uygulamaya alındığını ve 640,96 metrekare yüzölçümlü 245 ada 1 parsel olarak 11.03.2016 tarihinde tapuya tescil edildiğini, 245 ada 1 parselin tescili esnasında 157 ada 9 parselin konumu üzerine mükerrer olarak tescil edildiğini, 157 ada 9 parselin kesinleşme tarihinin daha eski olduğunu, mükerrer olan 640,96 metrekarelik (245 ada 1 parselin tamamı) kısmında iptal/terkinyapılması gerektiğini belirterek mükerrerliğin Hazine lehine giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya sunulan 12.07.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda; kadastro yenileme çalışmalarında dava konusu 245 ada 1 parsel ile 157 ada 9 parsel sayı taşınmazların sınırlandırmasının doğru yapıldığı, 1515 sayılı Tapu Kayıtlarından Hukuki Kıymetini Kaybetmiş olanların Tasfiyesine Dair Kanun'un 2. maddesi gereği ... Mahallesine ait arsa vasfı ile kayıtlı 640,96 m² yüzölçümlü 245 ada 1 parsel no.lu taşınmazın tamamının iptalinin gerektiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere, mevcut durumda mükerrerliğin ikinci kadastro çalışması neticesinde oluşmadığı, dolayısıyla ihtilafın çözümünde 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin, somut uyuşmazlıkta uygulanmaması gerektiği kanaatine varıldığı, bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde tapu kütüğüne güven ilkesi düzenlendiği, anılan maddeye göre; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." düzenlemesini olduğunu, davalının itirazları doğrultusunda dosyada dava konusu taşınmazlara ilişkin 1950,1960,1969 yıllarına ait hava fotoğraflarının da incelendiği, buna göre hava fotoğraflarının fen raporu ile uyumlu olduğunun görüldüğü belirtilerek, davanın kabulüne, Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 245 ada, 1 parsel numaralı taşınmazın harita mühendisi ...'nın 12.07.2021 tarihli raporunda "Terkin/İptal Edilecek Durumu Gösterir Kroki (Görüntü-3)" de mavi olarak taralı alanda gösterilen 640,96 metrekarelik alanının tapudan terkinine, Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 157 ada, 9 parsel numaralı arsa vasfındaki taşınmazın sınırlarının aynen korunmasına karar verilmiş, hükmün davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, toplanan delillere göre her ne kadar Hazine adına tapuda kayıtlı 157 ada 9 parsel sayılı taşınmaz kadastro parseli olup tespit tarihi daha eski ise de davalı adına kayıtlı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/b bendinde sayılan 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler hakkındaki Kanun gereğince oluştukları ve imar uygulamasının İdari bir işlem olup iptal edilmediği sürece değer verilmesi gerektiği dikkate alındığında mükerrerliğin Hazine adına kayıtlı 157 ada 9 sayılı parselden terkin edilmesi gerekirken 1992 yılında 2981 sayılı Kanun'a göre yapılan tescilin iptaline karar verilmesinin doğru bulunmadığı, ancak Belediye tarafından açılan bir dava da bulunmadığı gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.04.2022 tarih ve 2020/123 Esas 2022/173 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.