Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4446 K.2025/4695
8. Hukuk Dairesi 2024/4446 E. , 2025/4695 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/111 E., 2024/990 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/38 E., 2022/96 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili ve davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 181 ada 1 parsel sayılı 4.377,38 m² yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi 181 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesine göre yapılan çalışmalarda, zilyetlikle iktisap şartları oluşmadığı halde davalı adına tespit edildiğini, taşınmazın bulunduğu bölgeyi gösterir hava fotoğraflarına göre, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu, üzerinde imar-ihya faaliyetinin tamamlanmadığını ve halen devam ettiğini, dolayısıyla mülkiyet hakkının elde edilmediğini ve 2005 yılı uydu görüntüleri (Google Earth) incelendiğinde dava konusu taşınmazda kullanımın olmadığını, imar ve ihyanın bu tarihten sonra başladığının görüleceğini ve ayrıca taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyen yerlerden olup olmadığının ve eğiminin araştırılması gerektiğini, zira % 12 ve üzeri eğime sahip taşınmazlarda özel mülkiyet kurulamayacağının Yargıtay içtihatlarında yer aldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevabında; dava konusu taşınmazdaki arazileri 1 yıl kadar önce köy senedi ile köy halkından ...'dan satın aldığını, bu yerin ... ve murislerince 60 yıl kadar öncesinden kullanılmaya başlanıldığını, arpa, buğday vb. Tahıl ürünleri ektiklerini, miras anlaşmazlığı nedeniyle bir süre ekilip biçilemediğini, mirasçılar aralarında anlaşınca arazileri ...'dan aldığını, kadastro çalışmasında adına tespit yapıldığını, bu yeri kullandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın dört yönden devlet ormanı ile çevrili olup 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17. maddesindeki orman içi açıklığı kapsamında olduğu ve orman muhafaza karakteri taşıdığı, taşınmaz her ne kadar tarımsal faaliyette kullanılıyor olsa da bu gibi yerlerin imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hükümlerine göre iktisabının mümkün olmadığı, dava konusu taşınmaz orman olup, devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğu ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Oğlu mevkii 181 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, iş bu taşınmazın 4.377,38 m² yüzölçümü ve orman vasfı ile davacı ... adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden ve dört tarafı orman parseli ile çevrili, 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesine göre orman içi açıklık niteliğinde olduğu, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun'un 1., 6831 sayılı Kanun'un 1. ve Anayasa'nın 169. maddelerine göre orman sayılan yerlerden olduğu ve öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yerlerden olduğu ve orman sayılan yerlerin, anılan maddeler ve Kadastro Kanunu'nun 17/2. maddesi gereğince ve 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas-Karar; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas-Karar ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas-Karar sayılı kararları ile iptal edilmesi ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olması ve 05.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6831 sayılı Kanun'a göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26/h ve j bentlerinde ve 20.11.2012 tarihli ve 28473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği'nin 16/1-ğ maddesinde, her zaman orman kadastrosu yapılacak yerler arasında; "Sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanlar" gösterilmesi ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise; "Birinci fıkrada belirtilen sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmaz." düzenlemeleri sonucunda, bu yollarla kazanılmasının mümkün olmadığı ve bir yerin orman kadastro sınırları dışında kalmış olmasının o yerin orman vasfını ortadan kaldırmayacağı da birlikte değerlendirildiğinde; çekişmeli taşınmazın anılan maddelere göre özel mülkiyete konu olamayacağı ve dolayısıyla gerçek kişiler yararına Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen imar-ihya ve zilyetlik koşullarının oluşmadığı, davalı adına yapılan kadastro tespitinin, senetsizden olduğu ve davada, davalı tarafından tapu kaydına dayanılmayıp sadece olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayanıldığı ve orman olan bir yerin, yine aynı nedenlerle 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre Hazine adına, özel mülkiyete konu olacak biçimde tespit ve tapuya kayıt ve tescilinin de mümkün olmadığı ve davası kabul edilen Hazinenin bu yönde istinaf başvurusunda bulunmasında, açıklanan nedenlerle hukuki yararı da bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile orman vasfı ile tespit ve tapuya kayıt ve tescile karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle davacı ... vekilinin ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, taşınmazın en eski hava fotoğrafında kapalı olarak göründüğünün ve orman vasfında olduğunun anlaşılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Hazine harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.