Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4242 K.2025/4685
8. Hukuk Dairesi 2024/4242 E. , 2025/4685 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/671 E., 2024/357 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/32 E., 2022/19 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlm Derece Mahkemesi kararının, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince. İstinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3195 parsel sayılı 14.625,03 m² yüzölçümündeki taşınmaz, bağ vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Mardin ili ... ilçesi ... Mahallesi 3195 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı edinim şartları oluşmadığı halde, taşınmazın davalı adına tespitinin yapıldığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevabında; davalı lehine kazanım koşullarının oluştuğunu, atalarından beri kullanılan taşınmazın halen davalının kullanımında olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu 3195 parsel sayılı taşınmazın 26.11.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısmının ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre uzun süredir (parsel üzerinde yer alan bakımlı üzüm 30 - 40 yaşlarında erik, kiraz, 10 - 15 yaşlarında 10 adet kiraz - mahlep ve erik ağaçları göz önüne bulundurulduğunda) kullanıldığı, zeminin taşla karışık toprak olduğu, taşınmazda bağ yetiştiriciliği yapıldığı ve bir kısmının sürülü olduğu, imar-ihya edilidiği ve IV. sınıf tarım arazisi vasfında olduğu, jeodezi mühendisi bilirkişi raporuna göre de 2002 yılında taşınmazın (A) kısmının işlendiği, üzerinde tarımsal faaliyet yürütüldüğünün tespit edildiği ve keşifte dinlenen tespit bilirkişisinin dava konusu taşınmazın davalı tarafa miras kaldığı ve ezelden beri üzüm bağı olarak malik sıfatıyla kullandığını beyan etmiş olması karşısında dava konusu taşınmazın bulunduğu koordinatlarda Harita Genel Komutanlığında 1992 yılları arasında hava fotoğrafı bulunmadığı ancak bu durumun davalı aleyhine yorumlanmayarak taşınmazın fen bilirkişi raporunda ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 9.941,64 m²'lik kısım üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı, dava konusu taşınmazın 26.11.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (B)+(C) ile gösterilen kısımlarının (4.683,39 m²'lik) orman mühendisi bilirkişi raporuna göre; fiili durumu itibariyle evveliyatının orman olması, üzerinde meşe ağaçların olması, 1959 yılı memleket haritasında çalılık rumuzu ile orman alanında kaldığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilmesi nedeniyle davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri kapsamında imar ve ihyadan söz edilemeyeceği ve Yargıtay içtihatlarına göre öncesi orman olan bir yerin sonradan üzerindeki orman varlığı tahrip edilmiş bile olsa orman vasfını kaybetmeyeceği, bu kısımlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak, mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanları, bilirkişi raporları, komşu parseller ve keşif günü yapılan gözlem bir arada değerlendirildiğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayalı olarak taşınmaz edinim koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Mardin ili ... ilçesi ... mahallesi 3195 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 07.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B+C) harfleriyle gösterilen toplam 4.683,39 m²'lik kısmın taşınmazdan ifrazı ile son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 9.941,64 m²'lik kısmın tutanaktaki vasıf ve mahiyeti ile tespit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... davacı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının incelemesinde, 3195 parsel sayılı taşınmazın 07.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmaz kısmının; 1953 ve 2002 yıllarına ait hava fotoğraflarında sürülü olduğu, üzerinde tarımsal faaliyetin yapıldığı, 1973, 1984 ve 1992 yıllarına ait hava fotoğraflarında ise işlenmediği, herhangi bir tarımsal faaliyet olmadığının harita mühendisi (jeodezi ve fotogrametri uzmanı) bilirkişi raporuyla tespit edildiği, dava konusu taşınmaz kısmının orman, mera gibi kamu malı niteliğinde bulunmadığı, ziraat mühendisi tarafından hazırlanan raporda ise dava konusu taşınmaz kısmının uzun yıllar önce imar ihyasının tamamlanarak bağ vasfında olduğunun tespit edildiği, tespit ve mahalli bilirkişilerin ağırlıklı beyanlarında dava konusu taşınmaz kısmının davacı ve öncesinde murisleri tarafından kullanıldığının beyan edildiği, her ne kadar harita mühendisi (jeodezi ve fotogrametri uzmanı) tarafından düzenlenen raporda taşınmaz kısmında 1992 yılına ait hava fotoğrafında herhangi bir tarımsal faaliyet olmadığı şeklinde rapor düzenlenmiş ise de aynı raporda 1953 yılı hava fotoğrafında tarımsal faaliyetin bulunduğunun belirtilmesi, ayrıca ziraat mühendisi tarafından düzenlenen rapor ile mahalli bilirkişi beyanları davalı lehine oluşu, keşif tarihi itibariyle üzerinde 25-30 yaşlarında üzüm omçalarının bulunması ve taşınmazın kadastro tespit tarihinin 2016 yılı olması dikkate alındığında dava konusu taşınmaz kısmının öncesi itibariyle zilyetlikle kazanılabilecek nitelikte olduğu, 1992 ile 2002 yıllarında hava fotoğraflarının mevcut olmaması nedeniyle davalı lehine bu taşınmaz kısmı açısından tespit tarihinden geriye en az 20 yıl süresiyle ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet yapıldığı şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla ilk derece mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı; davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelemesine gelince, 3195 parsel sayılı taşınmazın 07.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfleri yönünden yapılan değerlendirmede; yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile taşınmazı gösterir fotoğraflara göre; her ne kadar tespit ve mahalli bilirkişilerin ağırlıklı beyanlarında; dava konusu taşınmazın davacı ve öncesinde murisleri tarafından kullanıldığının beyan edilmiş ise de; orman mühendisince hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmaz kısımlarının en eski hava fotoğrafında ve memleket haritasında parselin orman bütünlüğü içerisinde kaldığı, taşınmaz kısımlarının 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman vasfında olduğunun tespit edildiği, ziraat mühendisi tarafından düzenlenen raporda da dava konusu taşınmaz kısımlarının tarım arazisi vasfında olmadığının belirtildiği, harita mühendisi (jeodezi ve fotogrametri uzmanı) bilirkişi raporuyla da 1953, 1973, 1984, 1992 ve 2002 yıllarında dava konusu taşınmaz kısımlarında meşe ağaçlarının bulunduğu, tarımsal faaliyetin bulunmadığının ifade edildiği, bu nedenlerle dava konusu taşınmaz kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluşmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Hazine harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.