Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/7271 K.2025/4672

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/7271 📋 K. 2025/4672 📅 18.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/7271 E.  ,  2025/4672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/20 E., 2022/17 K.
KARAR : davacı ... yönünden feragat nedeniyle ret, davacılar ... ve ... yönünden esastan ret,
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın, davacı ... yönünden feragat nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar ... ile ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiği, her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 220 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman tahdit hattı dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, 221 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların ise dere yatağında bulunmadığı, taşınmazlarda davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, hükmüne uyulan bozma ilamında, dava konusu 220 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden orman araştırması yapılması gereğine değinildiği halde, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında taşınmaza ait en eski tarihli memleket haritası, varsa amenajman planı ile temin edilebilen en eski tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına alınmadığı ve keşif heyetine orman mühendisi bilirkişisi de dahil edilerek, söz konusu taşınmaz yönünden yöntemince orman araştırması yapılmadığı, dava konusu 221 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, bozma öncesi jeoloji mühendisi bilirkişiden aldırılan 26.11.2014 havale tarihli raporda, 221 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların tamamında, 221 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise büyük bir kısmında alüvyon malzemesinin hakim olduğu, alüvyonların üzerinde 20 ila 40 cm arasında değişen bitkisel toprak bulunduğu, keşif gününde taşınmazların sınırında bulunan derede gözlemlenen suyun akış rejiminin parsellere olumsuz etkisinin bulunmadığı, ancak debinin artması ve / veya aşırı yağış olması sebebiyle feyezan oluşması durumunda, parsellerin etkilenmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, parsellere herhangi bir yapı yapılması veya farklı bir amaçla kullanılması durumunda, ayrıntılı zemin etüdü yapılması gerektiği belirtildiği halde, bozma sonrası farklı bir jeoloji mühendisi bilirkişiden aldırılan 19.07.2019 tarihli raporda, söz konusu taşınmazlar ile sınırında bulunan dere arasında yer yer 5 metre, yer yer de 5 metreden fazla kot farkı bulunduğu, taşınmazlarda çay veya dere yatağı izine rastlanılmadığı, çay veya dere yatağından kazanılmadıkları, taşınmazlarda veya çevrelerinde taşkın bir durumunun söz konusu olmadığı belirtilmek suretiyle raporlar arasında çelişki yaratılmasına rağmen söz konusu raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulduğu açıklanarak, dava konusu 220 ada 1 parsel yönünden usulüne uygun orman araştırması ve zilyetlik araştırması yapılması , 221 ada 1, 2 ve 3 parseller yönünde dere yatağı vasfında olup olmadıkları, dereden kazanılıp kazanılmadıkları veya derenin aktif etkisi altında bulunup bulunmadıkları hususlarına ilişkin rapor alınması, hava fotoğrafları incelenerek imar - ihyanın ve zilyetliğin net olarak belilenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacı ... ve ...' ün davası yönünden dava konusu 220 ada 1 parsel ile 221 ada 1, 2 ve 3 parsellerin özel mülkiyete konu olamayacakları, orman içi açıklık konumunda oldukları ve aktif dere yatağındağında bulundukları, davacı ...’ün 220 ada 1 parsel yönünden davadan feragat dilekçesi verdiği ..." gerekçeleriyle, davacı ...’ün davasının usulüne uygun feragat beyanı nedeniyle esastan reddine, davacılar ... ve ...’ün davasının sübut bulunmadığından esastan reddine, dava konusu Sinop ili ... ilçesi ... köyünde kain 220 ada 1 parsel, 221 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ...'ün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 22.12.2009 - 20.01.2010 tarihleri arasında askı ilana çıkarılan kadastro çalışması bulunduğu ve bu çalışmalarda dava konusu 220 ada 1, 221 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tarla vasfıyla tespit edildiği görülmüş olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 21.07.2022 tarihli harita ve orman bilirkişilerinin ortak raporunda, tespit tarihinden 20 yıl öncesine ait 1990 yılı hava fotoğrafında 220 ada 1 parselin bir kısmının dağınık ve yer yer kapalılık oluşturan ağaçlarla kaplı olduğu, meşe ve gürgen cinsinde 5 - 30 yaş aralığında ve 1 kapalılıkta orman bütünlüğü içerisinde bulunduğu ve üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyetin mevcut olmadığı, 221 ada 1, 2 ve 3 sayılı parsellerin tamamı ile 220 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ise açıklık alanda kaldığı, üzerilerinde ağaç veya çalı formuna rastlanılmadığı, taşınmazların tarım arazisi olarak kullanıldıkları, tarımsal emarelerin ve bitki kalıntılarının bulunduğu, orman sayılmayan alanlardan oldukları ve 1993 tarihli memleket haritasının 1990 tarihli hava fotoğrafıyla örtüştüğü tespitlerine yer verildikten sonra, taşınmazların orman bütünlüğünü bozan yapıda oldukları, mevcut ormanların devamı niteliğinde orman bütünlüğü içerisinde bulundukları, 221 ada 1, 2, 3 sayılı parsellerin tamamına ve 220 ada1 parselin ise bir kısmına ulaşımın ormanlık alan içerisinden sağlandığı, 221 ada 1, 2 ve 3 parsellerin bitişiğinde dere yatağının yer aldığı, taşınmazların bulunduğu yer itibarıyla üç tarafının orman, bir tarafının dere yatağı ile çevrili olup, orman içi açıklık niteliğinde oldukları kanaati belirtilmişse de, dava konusu 221 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların 2 yönden dereye sınır oldukları, 220 ada 1 parselin ise yola sınırının bulunduğu gözetildiğinde, bu haliyle taşınmazların 4 yönü ormanla çevrili olmadığından, orman içi açıklık olduklarından söz edilemez.
Öte yandan; 18.07.2022 tarihli harita ve jeoloji bilirkişilerinin ortak raporunda, dava konusu taşınmazların bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde bir kısmının ise kıyı kenar çizgisi dışında ve derenin aktif etkisi dışında kaldığı açıklanmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların orman içi açıklık vasfında olmadıkları ve bu nedenle zilyetlik yoluyla kazanılabilecekleri gözetilerek, hükme esas alınan fen ve orman bilirkişilerinin ortak raporunda, 1990 yılı hava fotoğrafında kapalılık teşkil ettiği ve orman sayılan yerlerden oldukları belirtilen kısımlar ile harita mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişilerinin ortak raporunda dere yatağında kaldığı belirtilen kısımlar tespit edilerek bu bölümler yönünden davanın reddine, kalan kısımlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar ... ve ...'ün sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacılar ... ve ...'ün temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.