Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6325 K.2025/4661

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/6325 📋 K. 2025/4661 📅 18.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/6325 E.  ,  2025/4661 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/491 E., 2023/616 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/562 E., 2019/34 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davalı ... vekili, asıl davalı ... vekili ve birleşen davalılar ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 435 parsel sayılı 10.240,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının edinme sebebinde, 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı, üzerinde bulunan kargir ev ve narenciye ağaçlarının ... oğlu ...’a ait olup bu kişinin kullanımında bulunduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2009 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında taşınmaz ifraz edilmiş, 435 parselin ifrazıyla dava konusu 811 parsel sayılı taşınmazlar ile dava dışı başkaca taşınmazlar oluşmuş, 811 parselin davacı ... ile davalılar ... ve müştereklerinin kullanımında olduğu şerhi yazılmış, 811 parsel de 2012 yılında ifraz edilmiş, dava konusu 1001 ve dava dışı 1000 parseller oluşmuş, 811 parseldeki şerh 1001 parsele aktarılmıştır.
Asıl ve birleşen davacı ... vekili, dava konusu 1001 parsel sayılı (eski 811) taşınmazın 2003 yılından beri kullanıcısı olduğunu, 1998 yılından beri emlak vergileri ve ecrimisil ödemelerini yaptığını, taşınmazı satış belgesi ile ... ...’dan satın aldığını, davalıların taşınmazla bir ilgisi bulunmadığını belirterek, tapu kaydının beyanlar hanesinin düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacının iddialarını kabul etmediğini, davacıyı tanımadığını, hisselerini de devir veya satış yapmadığını beyan etmiştir.
Davalı ..., 435 nolu parselin hissedarları arasında rıza-i taksimle pay edildiğini, paydaşları olan ... ...'in hissesinin tamamı olan 2000 m² yeri kullandığını, etrafının fiziki olarak çevrildiğini, 435 parsel sayılı taşınmazdan bölünme ve hissedarı olduğu 2000 m² yeri 1993 yılından bu güne kadar vergilerini ödeyerek ecrimisilini, belediye temizlik bedellerini ve her türlü giderlerini ödediğini, ana parselden bölünme bütün parsellerin ölçümlerinin yanlış olduğunu, yanlış yapılan ölçümlerin orman kadastrosu tarafından belirtilen köşe taşlarının yerlerinden oynatıldığını ve orman sınırlarına tecavüz olduğunu, 435 nolu parselden bölünme 811 yeni 1001 parselin de kendisinin de 400 m² yeri olduğunu ileri sürerek davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, somut olayda, 2001 yılında yapılan kadastro sonucu çekişmeli taşınmazın, fiili kullanıcısının ve parsel üzerindeki kargir ev ve narenciye ağaçlarının ...'ın olduğunun şerh ile tespit edildiğini, 2009 yılında yapılan kullanıcı güncelleme çalışması sonucunda ise kullanıcı ...'ın öldüğünü ve mirasçılarının kullanıcı olduğunun belirlendiğini, davacı ...'in çekişmeli taşınmazın fiili kullanımını 2009 yılında satın aldığını ileri sürmüşse de 1983 yılından sonra lehine şerh verilen ... veya davacıların murisi ...'ın tüm mirasçıları ile birlikte mirasçılarından devraldığı ve satıcısı olduğu söylenen ...'dan devir aldığını iddia ettiği, zilyetlik koşullarının oluşması için davacının ve seleflerinin zilyetlik iradesi ile kullanımlarının devam etmesi gerektiği, keşif ve bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın 20 yıldır kullanılmadığı, içindeki muhtesatın terk edilmiş olduğunun anlaşıldığını, taşınmazın uzun süredir kullanılmaması, üzerindeki yapının terk edilmiş olması toprağın işlenmemesi nedeniyle davacıların taşınmaza zilyet olduklarını ispatlayamadıkları gerekçeleri ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hükmün davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu edilen 1001 parselin 811 parselden ifrazen oluştuğu, 811 parselin ise 435 parselden geldiği, 435 parselin 1983 yılında yapılan kadastro sonucunda Hazine adına tespit ve tescil edilerek ... kullanımında olduğuna yönelik şerh verildiği, davacının 2005 yılında ... mirasçılarından ...'dan devraldığı, ona da taksimen kendi ailesinden geldiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın ...'a düştüğünü gösterir krokili taksim senedi ve ...'ın kendisine devrini gösterir senetlere dayandığı, 2009 yılında güncelleme yapıldığı, ancak taşınmazın tamamının değil yalnızca ... payının davacı adına güncellendiği, davacının tamamının adına güncellenmesi istemiyle eldeki davayı açtığı, ilk celse davalı ... ve davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... 'nin dava konusu taşınmazın davalı ...'ye kaldığını ve onun da davacıya devrettiğini kabul ettiği, davalı ... ve ...'ın ise bu hususu kabul etmediği, davalı ...'ın eşinin davacının dayandığı devir senedinde tanık sıfatıyla imzası olduğu ve beyanında ...'nin yalnızca kendi payını devrettiğini bildirdiği, ancak devir senedinin içeriğinde taksim krokisine de atıf yapılmak suretiyle açıkça 811 parselin tamamının (B) ile gösterilen yerin ev de dahil olarak devredildiğinin bildirildiği, diğer senet tanıklarının da yerin davalı ...'ye babasından taksimen kaldığını ve davacıya devrettiğini, devrinden beri burayı davacının kullandığını ifade ettikleri, Mahkemece kullanımın olmadığı kabul edilmişse de bilirkişi heyet raporuna göre etrafının beton direk ve tellerle çevrili olduğunun, demir kapısının bulunduğunun, komşularla sınırlarının ayrı olduğunun, 2 katlı 45-50 yıllık yapının bulunduğunun, bunun da senette bahsi geçen ev olduğunun ve bu yapının metruk durumda olduğunun, bahçede ağaçların bulunduğunun, yere belediye hizmetlerinin geldiğinin ve komşuların da ev ve bahçesi niteliğinde olduğunun, davacının aboneliklerinin bulunduğunun ve ecrimisil ve vergi ödemeleri yaptığının anlaşıldığı, kullanım kadastrosu dosyalarında mülkiyet davaya konu olmadığından taşınmazlar üzerinde mülkiyet koşullarında aranan 20 yıllık imar ihya ve zilyetliğin aranmadığı, tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının taşınmazı güncelleme işleminden önce ...'dan devir aldığı ve zilyet olduğunun sabit olduğu, her ne kadar önceki tarihli şerh ...'a ait olup davacı yalnızca mirasçılardan birinden devraldığını ileri sürmekteyse de davacının dayandığı taksim senedi ve krokisinde bu kısmın ... mirasçılarından ...'ye düştüğünün açıkça gösterildiği ve bu hususun iki davalı dışındaki davalılar tarafından da doğrulandığı, 1991 tarihli taksim sözleşmesinin 7 mirasçı tarafından imza edildiği, bu tarihte ...'ın senedi imza eden mirasçılardan başka mirasçısı bulunup bulunmadığı bu aşamada tespit edilemiyor ise de eldeki dosyanın kullanım kadastrosu ve fiili kullanıma yönelik olduğu, zilyetliğin de davacıya devredildiği dikkate alındığında bu hususun davayı doğrudan etkileyecek nitelikte değerlendirilmediği, zira mülkiyete yönelik davalarda dahi devir sözleşmesinin geçersiz olması halinde bile zilyetliğin devri sağlanmışsa belli bir zamandan sonra sözleşmenin geçersizliğinin önem arz etmediği, kullanım kadastrosunda da 20 yıllık zilyetlik aranmadığından davacının şeklen dayandığı tüm deliller ve dosya kapsamı ile taşınmazın ... mirasçılarından ...'ye düştüğünü ve ondan da devraldığını, fiilen de zilyetliğin kendisinde olduğunu ispatladığı, Mahkemece bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçeleri ile, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.02.2019 tarihli 2013/562 E. 2019/34 K. Sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacıların davasının kabulüne, çekişmeli 1001 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin silinmesine, bunun yerine "İş bu taşınmaz eşit paylarla ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... kullanımındadır" ibaresinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm asıl davalı ... vekili, asıl davalı ... vekili ve birleşen davalılar ..., ..., ..., ... tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davalı ... vekili, asıl davalı ... vekili ve birleşen davalılar ..., ..., ..., ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55'er TL'nin temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.