Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/1671 K.2025/4654
8. Hukuk Dairesi 2023/1671 E. , 2025/4654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/161 E., 2019/12 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Konya ili ... ilçesi ... Mah/köyünde bulunan 1170 parsel sayılı 2.156,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmış, daha sonra ek tutanakla 1170 parsel sayılı 864,00 m² yüzölçümü ile malikhanesi açık bırakılıp 1.300,00 metrekarelik kısmı da 1785 parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılmış, aynı yer 1472 parsel sayılı 6.992,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfında ... Belediyesi adına tespit edilmiş, tutanağa eklenen şerh ile, 672,00 m²'lik kısmı 1786 parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılmıştır.
Davacı ..., 20 seneden fazla bir zamandır fasılasız, nizasız, malik sıfatıyla ve iyiniyetle zilyet bulunduğu, içinde ev ve mandıra bulunan, ...'nın ... mevkinde doğusu ..., batısı kendi evi, avlusu ve su kuyusu, kuzeyi kendi mandıraları, güneyi yol ile çevrili 10.000 m²'lik yerin kendisi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine ve ... Belediye Tüzel Kişiliği aleyhine açılan dava görevsizlikle Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, ilk hükümle, davacının davasının kısmen kabulüne ... ilçesi ... kasabası ... mevkinde bulunan 864 m² miktarlı 1170 parselin davacı adına senetsizden Kadastro Kanun'un 14. maddesi uyarınca tapuya kayıt ve tesciline, aynı mevkii 1300 m² miktarlı 1785 parselin mera vasfı ile tespitine karar verilmiş hükmün davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 13.12.2004 tarihli ve 2004/12750 Esas, 2004/13241 Karar sayılı ilamı ile; "...Kadastro tespitinden önce davacı ... asliye hukuk mahkemesinde hazine ve ... köyü tüzel kişiliğini hasım göstererek açtığı tescil davasında dava dilekçesinde yazılı doğusu ..., batısı kendi evi avlusu ve su kuyusu, kuzeyi kendi mandırası ve güneyi yol ile çevrili 10.000 m² yerin adına tescilini istemiştir. Kadastroca 1170 nolu parselin Asliye de davalı olduğu nedeniyle malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmesine rağmen 1472 nolu parsel ... Belediyesine tespit edilmiştir. 3402 sayılı kadastro yasasının 27/3 maddesinde asliye mahkemesinden devredilen ve henüz kesinleşmemiş bulunan davalara kaldıkları noktada bu kanun da öngörülen esas ve usul dairesinde devam olunacağı hükme bağlandığına göre öncelikle tescil davasına konu olan yerin keşfen belirlenmesi gerekir. 1170,1472,1785 ve 1786 nolu parsellerin yüz ölçümünün toplamı 9148 m² ettiğine göre 1472 nolu parselinde tescil davasına konu olan yer içerisinde kalması kuvvetle mümkündür. Ne var ki yukarıda açıklandığı üzere bu yönde bir belirleme yapılmamış ve 1472 nolu parsel hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde mahkemece yapılması gereken iş yerinde keşif yapılarak 1170,1472 ve 1786 nolu parsellerin tescil davasına konu yer olup olmadığı belirlenmek, tescil davasının konusu olduğu taktirde taraflara iddiaları sorulup gösterecekleri delillerle gerektiğinde re'sen lüzum görülecek delil toplanmak ve ona göre işin esası hakkında sicil oluşturmaya esas olacak biçimde olumlu yada olumsuz bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu yönün göz ardı edilmiş olması doğru değildir...'' gereğine değinilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, yeniden yapılan yargılama sonucunda, davaya konu ... ilçesi ... kasabası ... mevki 1170 ve 1472 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak; dosyada mevcut ... noterliğinin 18.07.1972 tarihli ve ... yevmiye numaralı tasdikli suretine göre ... Nahiyesi Muhtarlığına ait 94 numaralı ilmuhaberde bahsi geçen "Kolit yaylasında doğusu yol, batısı su kuyusuna elli metre kala, kuzey ..., güney köyden Uskundura giden yol ile çevrili on bin metre kare arsa" nitelikli taşınmazın müteveffa davacı tarafından ... Nahiyesi Muhtarlığı'ndan noter tasdik tarihinden evvelki bir tarihte satın alındığı, bu yerin müteveffa davacı adına kayıtlı bulunan 1969 yılına ait 1858 tahrir numaralı vergi kaydında yazan ... Yaylası mevki doğusu ..., batısı su kuyusu, kuzeyi ... ve güneyi ... yolu ve ... olan 1 hektar 50 ar'lık yani 10.500 m²'lik taşınmazla örtüştüğü, gerek ... Nahiyesi Muhtarlığına ait 94 numaralı ilmuhaberde ve gerekse 1969 yılına ait 1858 tahrir numaralı vergi kaydında bahsi geçen yerin mevki ve hudutları itibarıyla müteveffa davacı ... tarafından 14.06.1974 tarihli dava dilekçesiyle dava ettiği davaya konu taşınmaz parçasına uyduğu, 3
402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince zilyetin iktisap için iyiniyetli olması şart olmadığı, bu nedenle davaya konu taşınmaz parçalarının ... Nahiyesi Muhtarlığı tarafından müteveffa davacı ...'ya yapılan satışı geçersiz olsa bile davaya konu taşınmaz parçaları üzerinde müteveffa davacının satışın yapıldığı tarihinden itibaren malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu, böylece davacı adına kayıtlı bulunan vergi kaydının aynı zamanla zilyetlikle de birleşerek mülkiyet hakkı bahşedecek surette hukuki bir anlam kazandığı, müteveffa davacının bu şekilde satın aldığı arazi üzerine mandıra binası yapıp bu arazi parçasını ağıl olarak kullanmaya başladığı, bu suretle davaya konu taşınmaz parçalarına malik olma arzusuyla zilyet olduğu hususunu ortaya koyduğu, davaya konu taşınmaz parçalarının ... Kasabası imar planı içerisine alındığı 30.04.1986 tarihine kadar müteveffa davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının zaten gerçekleşmiş olduğu, davaya konu taşınmaz parçalarına öncesinde müteveffa davacı ... oğlu ... tarafından, ...'nun vefatından sonra da mirasçıları tarafından ırsi bağdan kaynaklanan külli halefiyete dayalı olarak malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyet olunduğu, müteveffa davacı mirasçılarının davaya konu taşınmaz parçaları üzerinde eklemeli zilyetlikle beraber 20 yılı aşan malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyetliklerinin bulunduğu, dava konusu taşınmaz parçalarının orman, mera gibi kamu malı niteliğinde bulunmadığı, müteveffa davacının ve mirasçılarının zilyetlik yoluyla iktisabına engel başkaca yasal bir engelin de bulunmaması sebebiyle müteveffa davacının bu parsellere yönelik olarak sübuta eren davasının kabulüne karar vermek gerektiği, davaya konu ... ilçesi ... kasabası ... mevki 1786 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak; 1786 parsel sayılı taşınmazın 2159 numaralı komisyon mera parseli içerisinde kaldığı, somut olguya ve eylemli duruma ters düşen yerel bilirkişi ve tanık gibi kişilerin beyanlarına itibar edilemeyeceği, emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi, komşu köy mahalli bilirkişileri, davacı tanıkları ve tanık sıfatıyla dinlenen kadastro tespiti tutanak bilirkişilerinin ve davacı tanıklarının birbirleriyle uyumlu yeminli beyanlarına İlk Derece Mahkemesince itibar edilmediği, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ne kadar olursa olsun hukuki bir değer taşımayacağı ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin, zilyetine mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği gerekçeleri ile, müteveffa davacı ...'nun davasının kısmen kabul kısmen reddine, davaya konu ... ilçesi ... kasabası ... mevki 1170 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın sübuta ermesi sebebiyle kabulüne, fen bilirkişisi harita mühendisi ... tarafından tanzim olunan 21.08.2017 tarihli bilirkişi raporu ekindeki haritada mavi renkli yuvarlak içerisine alınmış (A) harfiyle gösterilen ve mavi renkli kalemle etrafı çizili bulunan 875 m²'lik alana sahip 1170 no.lu parselin "Mandıra ve Arsası" niteliğiyle taşınmazın tamamı 3.600 pay kabul edilerek, davacı mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyet olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline,1472 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın sübuta ermesi sebebiyle kabulüne, fen bilirkişisi harita mühendisi ... tarafından tanzim olunan 21.08.2017 tarihli bilirkişi raporu ekindeki haritada mavi renkli yuvarlak içerisine alınmış (D) harfiyle gösterilen ve mavi renkli kalemle etrafı çizili bulunan 6.268 m²'lik alana sahip 1472 no.lu parselin "Arsa" niteliğiyle taşınmazın tamamı 3.600 pay kabul edilerek, davacı mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyet olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline, 1186 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın sübuta ermemesi sebebiyle reddine, fen bilirkişisi harita mühendisi ... tarafından tanzim olunan 21.08.2017 tarihli bilirkişi raporu ekindeki haritada Mavi renkli yuvarlak içerisine alınmış (C) harfiyle gösterilen ve mavi renkli kalemle etrafı çizili bulunan 820 m²'lik alana sahip 1186 no.lu parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B madde ve fıkrası uyarınca ''mera'' niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılarak özel siciline tesciline, davaya konu taşınmazların kadastro tespiti esnasında boş bırakılan nitelik ve malik sütunlarının bu şekilde doldurulmasına, 1789 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak; gerçekte dava konusu yapılmadığı anlaşılan Konya ili ... ilçesi ... Kasabası ... mevki 1789 parsel sayılı taşınmaz hakkında askı ilanı süresi içerisinde usulen açılmış bir davanın bulunmaması sebebiyle bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 1785 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki önce hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olmakla bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar dava konusu, 1170 ve 1472 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, davaya konu taşınmaz parçaları üzerinde müteveffa davacının satışın yapıldığı tarihinden itibaren malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu, böylece davacı adına kayıtlı bulunan vergi kaydının aynı zamanla zilyetlikle de birleşerek mülkiyet hakkı bahşedecek surette hukuki bir anlam kazandığı, müteveffa davacının bu şekilde satın aldığı arazi üzerine mandıra binası yapıp bu arazi parçasını ağıl olarak kullanmaya başladığı, bu suretle davaya konu taşınmaz parçalarına malik olma arzusuyla zilyet olduğu gerekçeleri ile kabul kararı verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince, 17.10.2028 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, dava konusu taşınmazlarda davacı murisi tarafından hayvan otlatıldığını, mandıra ve ağıl binalarında hayvanların muhafaza edildiğini ve taşınmazlarda zirai ekim dikim yapılmadığını beyan etmişler, keşif sonrası alınan Ziraat Bilirkişi raporunda da, taşınmazların mevcut durumu, kullanım şekli, eğimi, toprak yapısı ve toprak derinliği ve özellikleri, ... hazırda üzerinde yetişen bitki örtüsü gözönüne alındığında çevresindeki tarım arazileri ile fazla benzer özelliğe sahip olmadığı, daha önceleri toprak işlemeli tarım yapılması ve toprağın agrelaşma sonucu toprak işlemeli tarım yapılması ve toprağın agrelaşması sonucu havalanması ve su geçirgenliğinin tarım yapılmayan taşınmazlardan daha fazla olduğu belirtilerek taşınmazların mera vasfını kaybettiği belirtilmiştir. Yine, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden, yörede Toprak Tevzi Komisyonu çalışması yapıldığı ve dava konusu taşınmazların komisyonca hazırlanan mera paftası kapsamında kalmadığı İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiş, 20.11.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazlardan kadastro tespiti sırasında ifraz edilen aynı zamanda dava konusu taşınmazlara komşu olan 1785 ve 1786 parsel sayılı taşınmazların Toprak Tevzi Komisyonunun 2159 numaralı komisyon parseli içinde kaldığı tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın, davanın subutuna karar verebilmek yönünden yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Şöyle ki taşınmazın niteliği ile ilgili olarak ziraatçi bilirkişiden detaylı ve yeterli bir rapor alınmamış, zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince araştırılmamış, taşınmazın niteliğinin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesinde en önemli delil niteliğindeki uydu ve hava fotoğraflarından yararlanılmamış ve dava konusu taşınmazın temyize konu bölümü ile kalan bölümü arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı denetime elverişli olacak şekilde araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl ve toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı tarihten 15 - 20 - 25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde çekilmiş farklı tarihlere ait en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazın bulunduğu köyden ve bu köye komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından ayrı ayrı seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinin katılımıyla yeniden yeniden keşif yapılmalıdır. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, dava konusu taşınmazların kim tarafından neye istinaden ve ne zamandan beri zilyet edildiği, özellikle davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde 20 yılı aşan bir şekilde zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, tespite aykırı sonuca varılması durumunda tespit bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde ve komşu parsellerin dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da değerlendirilerek, dava konusu taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, kadim nitelikte yani öncesi bilinmeyen zamandan beri mera olup olmadığı, dava konusu taşınmaz bölümünün meranın bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını ve yan görünüş (kesit) krokisini ihtiva eden, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; hava ve uydu fotoğraflarının keşifte uygulanması suretiyle bilirkişi ve tanık beyanları denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı, taşınmazın temyize konu bölümü ile mera olan bölümünü ayırıcı unsur sayılabilecek bir doğal yapının bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, hüküm kısmının 3. bentinde, redde konu olan 1786 parsel sayılı taşınmazın parsel numarasının maddi hata sonucu 1186 parsel olarak yazılması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.