Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5448 K.2025/4626
8. Hukuk Dairesi 2023/5448 E. , 2025/4626 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/173 E., 2023/35 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesine istinaden yapılan kadastro sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 18, 42, 44 ve 50 parsel sayılı taşınmazlar sırası ile; 2.608,22 metrekare, 9.406,04 metrekare, 5.265,38 metrekare ve 3.455,50 metrekare yüzölçümü ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap koşullarının davalı yararına gerçekleşmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2021 tarihli ve 2021/270 Esas, 2021/2778 Karar sayılı ilamıyla; hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "dava konusu taşınmazlardan 42, 44 ve 50 parsel sayılı taşınmazların kadastro paftasındaki konumuna ve bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ve krokiye göre bu parseller ile bu parsellerin komşusu olan ve kadastro sırasında gerçek kişiler adına tespit edilip Hazinece aynı nedenle haklarında dava açılıp, haklarında Dairece aynı gün temyiz incelemesi yapılan 101 ada 43, 45, 46, 47, 48 ve 49 parsellerin bir bütün halinde; dört tarafının 101 ada 1 parsel sayılı orman parseli ile çevrili olduğu, Bu haliyle taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde oldukları ve zilyetlik yolu ile kazanılmasının da hukuken mümkün olmadığı, çekişmeli 101 ada 18 parsel yönünden ise, eski tarihli ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmadığı davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılmadığı bu sebeple yeniden keşif ve inceleme yapılarak karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 101 ada 42, 44, 50 parsel sayılı taşınmazların ormaniçi açıklık vasfında olduğu, 101 ada 18 parsel sayılı taşınmazın ise bozma ilamı sonrası yapılan keşif sonucu düzenlenen raporlarda incelenen hava fotoğraflarına göre orman vasfında olduğunun belirlendiği gerekçesi ile; davanın kabulüne, dava konusu İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi 101 ada 18, 42, 44 ve 50 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptali ile taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.