Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1512 K.2025/4607
8. Hukuk Dairesi 2025/1512 E. , 2025/4607 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/197 E., 2023/140 K.
KARAR : Davanın usulden reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... mirasçısı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; Ankara ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri iki parça taşınmazının tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek, taşınmazların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne dair ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12/07/2010 tarihli ve 2010/6614 Esas, 2010/9850 Karar sayılı ilamıyla; "... Dosya kapsamında yapılan tahdit uygulamasının usulüne uygun olmadığı, yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun 4785 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılıp kesinleştiğine göre orman sınırı dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenemeyeceği, dosya kapsamında yapılan zilyetlik araştırmasının da yetersiz olduğu açıklanarak, usulüne uygun tahdit uygulaması yapılarak taşınmazın tahditteki konumunun belirlenmesi ve eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritası ve amenajman planlarından yararlanmak suretiyle usulünce yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının usulünce araştırılması”..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kısmen kabulüne dair ikinci karar, davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 14.12.2021 tarihli ve 2021/8754 Esas, 2021/12445 Karar sayılı ilamıyla; "... dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında orman tahdidi çakıştırmasının denetime elverişli olmadığı, en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmediği, kullanım süresi ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde incelenen hava fotoğraflarının bu bakımdan değerlendirilmediği, davacıların ve aynı çalışma alanı içinde zilyetlikle edindikleri taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları istenilmişse de tutanakları dosya arasına alınmadığından senetsizden edinilip edilmediğinin anlaşılamadığı, sulu- kuru değerlendirilmesi yapılmadığı açıklaraka, davacının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ... Belediye Başkanlığına da davasını yönelterek taraf teşkilini sağlaması ve akabinde işin esasına girilerek yapılan orman ve zilyetlik araştırması neticesinde oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacılar vekiline kesin süre verilmesine rağmen kesin süreye riayet edilmediği ve taraf teşkilinin sağlanmadığı ..." gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçısı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, 19.10.2022 tarihli celsede davacıya Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını ve ... Belediye Başkanlığını davaya dahil etmek üzere iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilerek celse zaptı davacı vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde taraf teşkili sağlanmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı ...' ın 2013 yılında vefat ettiği ve 6100 sayılı HMK' nun 55. maddesi kapsamında mirasçılarının da yöntemince tebliğ yapılarak dava hakkında bilgilendirilmedikleri ve davayı takip edebilmelerine olanak tanınmadığı anlaşıldığından verilen sürenin geçerli olduğundan bahsedilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı HMK' nun 55. maddesi hükmü uyarınca, yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan davacı ...' ın mirasçılarının tespiti ile kendilerine yöntemince tebliğ yapılarak dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davayı takip edebilmelerine olanak tanınması ve bundan sonra yargılamaya devamla, davacı tarafa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ... Belediye Başkanlığı'nı davaya dahil etmeleri konusunda süre ve imkân tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, dahili davalılardan savunma ve delillerinin sorulması, bildirdikleri takdirde delillerinin toplanması ve akabinde hükmüne uyulan önceki bozma ilamında belirtilen araştırmalar usulünce yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı ... mirasçısı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.