Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2966 K.2025/4375
8. Hukuk Dairesi 2024/2966 E. , 2025/4375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/27 E., 2022/111 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mezarlığı mevkinde bulunan tapusuz taşınmazın yüz yılı aşkın süreden beri zilyet ve tasarrufunun dededen, babaya ve babadan da evlatlara intikal ettiğini, yapılan anlaşma gereğince dava konusu arazinin kendisine isabet ettiğini ileri sürerek, kadastro sonucunda dere terki olarak tespit harici bırakılan taşınmazın adına kayıt ve tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında davacının vefat etmesi nedeniyle dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2015/293 Esas, 2016/449 Karar sayılı kararıyla, "... davacının dava konusu taşınmaza 20 yılı aşkın süredir fasılasız ve nizasız malik sıfatıyla ve ekonomik amaca uygun olarak zilyet olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun)
713. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği ..." verilen, davanın kabulüne ve Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesinde tescil harici olan ve fen bilirkişisinin 04.01.2016 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 529,01 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı ... tapuya kayıt ve tesciline dair karar, davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2016/18051 Esas, 2020/2061 Karar sayılı ilamıyla; "... 4721 sayılı Kanun'un 713/3. maddesi gereğince tescil davalarında Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi gerektiği, ... ile Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da ilgili kamu tüzel kişilikleri olarak davaya dahil edilmeleri gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde 1977 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığı, taşınmazın evvelinde müteveffa davacının babasına ait olduğu, müteveffa davacı ve onun babası tarafından tarımsal amaçlı kullanıldığı ve dava tarihinden 3-4 yıl önce müteveffa davacı tarafından taşınmaza meyve fidanları dikildiği, dava konusu taşınmazın orman ile ilişkisinin bulunmadığı ve dere yatağından kazanılmadığı, bilirkişi raporları ile dava konusu taşınmazın 1994, 2011 ve 2015 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal amaçlı kullanılabilir durumda olduğunun tespit edildiği, taşınmazın tespit harici bırakıldığı tarih olan 1977 yılı ile dava tarihi olan 2015 yılı arasında kazanma şartı olan 20 yıllık zilyetlik şartının müteveffa davacı lehine sağlandığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin kesintisiz bir biçimde zirai faaliyetlerle devam ettiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve fen bilirkişisinin 26.11.2021 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 529,01 m² yüzölçümlü taşınmazın tarla vasfı ile müteveffa davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından, "zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, ağaç yaşlarının zilyetlik için uygun olmadığı, mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilemeyeceği, taşınmazın 2/B vasfında olup olmadığının yeterince değerlendirilmediğini, 2/B arazisinin zilyetlikle değil, Milli Emlak Müdürlüğünden satın ama yoluyla edinilebileceği" iddiasıyla temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve Kanuna uygun bulunmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli olduğundan söz edilemez.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın önce ... Mahallesinde bulunduğu, daha sonra ... Mahallesinde bulunduğunun belirlenerek hüküm kurulduğu, dosya içerisine de ... Mahallesine ait orman kadastrosu tutanaklarının getirdiği ancak ... Mahallesine ait orman kadastrosu tutanak ve belgelerinin getirtilmediği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro tutanaklarının, orman tahdit haritalarının ve diğer bilgi ve belgelerin tamamının dosya arasına alınmadığı, taşınmazın hangi yörede bulunduğu hususunda çelişki oluşmasına rağmen bu çelişki giderilmediği ve belgelerin ... Mahallesi esas alınarak toplandığı, bu kapsamda imar planının ... Mahallesine göre istendiği, davacıların senetsizden kazandıkları taşınmaz bulunup bulunmadığı, mevcut ise miktarının ne kadar olduğu hususunda ... Mahallesi kapsamında araştırma yapıldığı, yine 1958 tarihli memleket haritası dosyada bulunmasına rağmen bu memleket haritasının üretildiği hava fotoğrafının dosya arasına alınmadığı ve ayrıca taşınmazın neden tescil harici bırakıldığının belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazın hangi mahallede bulunduğu tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, taşınmazın kadastro paftası getirtilerek neden tescil harici bırakıldığı tespit edilmeli ve taşınmazın bulunduğu yöreye göre tüm orman kadastrosu, 2/B ve aplikasyon çalışma tutanakları, orman tahdit haritaları ile diğer bilgi ve belgeler, taşınmaza komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile davalı olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli, ayrıca taşınmazın bulunduğu mahalle belirtilmek suretiyle imar planı bulunup bulunmadığı, varsa imar planında hangi alanda kaldığı tespit edilmeli ve imar planına ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza ait tüm hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu fotoğrafları temin edilmeli, imar planı bulunması halinde imar planının onaylandığı tarihten, bulunmaması halinde ise dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden celp edilmeli, bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, taşınmazın bulunduğu mevkide yapılıp kesinleşen orman kadastrosu mevcut ise, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmek suretiyle tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı ve krokili rapor alınmalı ve bu raporda, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalara göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilmesi istenilmelidir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda orman tahdidi yapılmamış ise, dosya arasına getirtilen yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop alekiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli; ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ihya edilen taşınmaz mallara ilişkin 17. maddesinin 2. fıkrası, "il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmünü içermekte olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerektiği gözetilerek, dava tarihinden yada taşınmazların bu tarihten önce kesinleşmiş imar planının kapsamında kaldıklarının belirlenmesi halinde imar planının kesinleşme tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmelidir.
Ayrıca; dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, gerek dosya kapsamında bulunan gerekse de getirtilecek olan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığını ve tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlemesi istenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişisi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsünü, varsa ağaçların cinsini, yaşını, sayısını, kapalılık oranını ve taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmazın evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir ve önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, fen bilirkişisinden ise, varsa taşınmaz üzerindeki ağaçların cinslerine göre dağılım biçimini gösterir, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; dava konusu taşınmazın hangi çalışma alanında (mahallede) bulunduğu kesin olarak belirlendikten sonra, davacı / davacılar ve murislerinin adına belgesiz zilyetlik yoluyla kazanılan taşınmaz miktarı ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.