Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2217 K.2025/4325
8. Hukuk Dairesi 2024/2217 E. , 2025/4325 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1837 E., 2024/132 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/209 E., 2023/183 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 103 ada 1 parsel sayılı 1.903.685,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfı ile Hazine adına tespit edildikten sonra, yörede yapılan 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmaları neticesinde bu taşınmazdan ifraz edilen 103 ada 2 parsel sayılı taşınmaz Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman parseli olarak tahdit ve tespitinin yapıldığını, parselin bitişiğindeki tarla vasfındaki taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını ve 11.09.2015 tarihinde yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B madde uygulamasının dışında bulunduğunu ve orman vasfı taşımayan yerlerden olduğunu, taşınmazın......Noterliğinin........... yevmiye numaralı 28.10.1974 tarihli harici satış sözleşmesi ile ... tarafından davacıya satıldığını ve zilyetliğinin devredildiğini, ikinci bir tarla olan davacının 63 yıldır kullandığı taşınmazın ise kuzeyinde davacının tapusuz kullandığı 20 - 25 dönümlük tarlanın, daha kuzeyinde ...a ait tarlanın bulunduğunu, batısında ve doğusunda dere bulunan tarlayı da kullandığını, davacının aradan geçen 50 yıl boyunca söz konusu yere zilyet olduğunu ve burayı ekip biçmek suretiyle taşınmazdan yararlandığını beyan ederek, ... köyü 103 ada 1 parsel sayılı vasfındaki taşınmazın ve bitişiğindeki tarlanın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevabında; dava konusu 103 ada 1 parsel numaralı orman vasıflı 1.903.685,40 m² yüzölçümlü taşınmazın Orman Genel Müdürlüğüne tahsisli olduğunu, taşınmazın dosyasında yapılan incelemede tespit tutanağında 14.115,00 m² yüzölçümlü kısmının işgalli olduğunu, taşınmazın son durumunu gösteren krokisinde ve tapu kaydında yapılan incelemede işgal edilen bu alanın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılarak 18.131,09 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla 103 ada 2 parsel olarak 19.03.2019 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, davanın açılış tarihi olan 13.07.2021 tarihinden önce veya sonra 103 ada 1 parsel ve 103 ada 2 parsel numaralı Hazine taşınmazları üzerinde ecrimisil işlemi olmadığının anlaşıldığını, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... İdaresi vekili cevabında; ... köyünde 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışması yapıldığını, 30.11.2018 tarihinde askıya çıkarıldığını ve 30.12.2018 tarihinde kesinleştiğini, ... köyü 103 ada 1 parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığını ve dolayısıyla dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazların 4 tarafının 103 ada 1 parsel sayılı orman ile çevrili olduğu, bu durumda taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde bulunduğundan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanımının mümkün olmadığı, 6831 sayılı Kanun kapsamında Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu, davacının 103 ada 2 parsele yönelik iddiası yönünden ise, kesinleşen 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki çalışma alanında kalan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18. maddesi gereğince Hazineye ait yerlerden olduğu gibi 27.01.2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle 6831 sayılı Kanun'a eklenen Ek-10. maddenin "Orman Kanunu'nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi, 23.9.1983 tarihli 2896 ve 5.6.1986 tarihli 3302 sayılı kanunlarla değişik 2/B madde uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez." hükmü karşısında, 6831 sayılı 2/B maddesi kapsamında alanda kalan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı ve taşınmazın 4 tarafının ormanla çevrili olduğu, yine mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ...ve davacı tanığı 1940 doğumlu ...'nın taşınmazların evveliyatının orman olduğunu ve taşınmazların sonradan tarım arazine dönüştürüldüğünü beyan ettikleri, bu haliyle de davacının davasını ispat edemediği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... orman bilirkişi raporunda taşınmazın orman olmadığı ve orman içi açıklık olmadığı belirtilmiş ise de çekişmeli taşınmazların doğu, batı, kuzey, güney yönleri olmak üzere dört bir tarafının kesinleşmiş 103 ada 1 orman parseli ile çevrili olduğu gözetildiğinde taşınmazların bu haliyle 6831 sayılı Kanun'un 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde olduğu, orman içi açıklık durumunda olan yerlerin zilyetlikten kazanılmasının hukuken mümkün olmadığı, davacı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.