Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4398 K.2025/4313

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4398 📋 K. 2025/4313 📅 29.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4398 E.  ,  2025/4313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/10 E., 2023/336 K.
KARAR : Davanın kabulü
TEMYİZ EDENLER : Davalı Hazine vekili, davalı ...
Taraflar arasındaki orman sınırları içinde kalan bölüm hakkında tapuda şerh verilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, .................Mahallesi çalışma alanında bulunan 106 ada 9 parsel sayılı 264,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, beyanlar hanesine; "bahçe ve üzerindeki binanın 2001 yılından beri ...'un fiilî kullanımında olduğu ve 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu" yönünde şerh verilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ................... Mahallesinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan alanlarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanunla eklenen ek madde 4 kapsamında kadastro çalışması yapıldığını ve 15.09.2010 tarihinde ilan edildiğini,............ Mahallesi 106 ada 9 parselde bulunan binanın bir kısmı orman sınırları içerisinde kaldığı halde, beyanlar hanesine; "iş bu taşınmaz bahçe ve üzerindeki bina ...un fiili kullanımındadır" şeklinde belirtme yapıldığını beyan ederek, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan binanın orman sınırları içerisinde kalan kısmının tutanağın beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; davacının davasını ispat etmesi gerektiğini talep etmiştir.
Davalı ... cevabında; davayı kabul etmediğini ve yerinin 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında olduğunu beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 22.02.2018 tarih ve 2017/204 Esas, 2018/88 Karar sayılı kararla verilen, davanın kabulüne, ................. Mahallesinde bulunan 106 ada 9 parselin üzerinde bulunan binanın bilirkişilerin raporlarına ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 77,74 metrekarelik bölümü ile üzerinde bulunan binanın (b) ile gösterilen 11,38 metrekarelik bölümünün orman sınırları içerisinde kaldığının tespiti ile bu hususun tapu kaydının beyanlar hanesinde belirtilmesine dair karar, davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 09.11.2021 tarihli ve 2021/13107 Esas, 2021/11098 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen taşınmaz bölümlerinin orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, şöyle ki, görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesince yeniden keşif yapılmadığı, görevsiz kadastro mahkemesinde yapılan keşifle yetinilmiş olup, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağındaki yüzölçümü 284,87 metrekare olarak tespit edildiği halde, tapu kaydında yüzölçümünün hangi nedenle 264,04 metrekare olarak yazıldığı, aradaki farkın neden kaynaklandığı belirlenmediği gibi, kadastro mahkemesinde yapılan keşif neticesinde sunulan bilirkişi raporlarında taşınmazın yüzölçümünün 284,87 metrekare olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılmış olup, tespitten sonra taşınmazın çapının değişip değişmediği ve mevcut tapu kaydına göre taşınmazın tahdit hattı karşısındaki konumu belirlenmediğinden, çekişmeli taşınmazın orman sınırları içerisinde kalan bölümü yönünden tereddüt oluştuğu açıklanarak, çekişmeli taşınmazın yüzölçüm değişikliğinin neden kaynaklandığı araştırılarak, taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri dosyaya getirtildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi kurulu ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktalarının aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde ve her bir çalışma farklı renklerle işaretlenerek gösterilmesi; tutanaklardaki anlatımların değerlendirilmesi; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek çelişki bulunmakta ise, çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişkinin tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınması, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... bilirkişilerin sunmuş oldukları raporlarında, davaya konu ... Mahallesi 106 ada 9 parsel sayalı taşınmazın kullanım kadastrosu ile belirlenen sınırının krokide 1-2-3-4-5-6-8-9 no.lu noktaları birleştiren kalın / siyah çizgilerle gösterilmiş olup, taşınmazın kuzey cephesini oluşturan 1-2 hattı mutabakat sınırını oluşturduğu, taşınmazın orman kadastro tutanak ve koordinatlarına göre, 2082-2083 no.lu O.S noktaları birleştiren hattın güneyinde 264.04 m² yüzölçümünde olduğu, davalı ...un kullanımında olan kısmında orman sayılmayan alan içinde kaldığı, parsel üzerinde bulunan 2 katlı ev, kısmen parsel dışına ve orman içine taştığı, mutabakat sınırına göre, söz konusu evin krokide B harfi ile işaretlenen (51, 52, 53, 54) 24.97 m²'lik kısmının orman sınırı içinde kaldığı, 2 katlı evin, dosyada mevcut İmar koordinatlarının Memleket koordinatlarına dönüştürülerek elde edilen koordinat değerlerine göre, krokide A harfi ile işaretli (55, 51, 56) 11,38 m²'lik kısmının orman sınırı içinde kaldığı, 2 katlı evin, dosyada mevcut Orman Kadastro Komisyonu tarafından grafik usulle tersim edilen 2/B sınırına göre, 3,44 m²'lik kısmı orman sınırı içinde kaldığı, dosyada mevcut 3 adet 2/B sınırının incelendiği, bu sınırlardan (d) ve (f) maddelerinde belirtilen sınırların, mutabakat sınırının sayısallaştırmadan dolayı hatalı olduğunun eski tarihli hava fotoğraflarından ve arazi durumundan anlaşıldığı, yine (d) maddesinde pafta üzerinde görülen ve ilan edilen 2/B sınırının grafik tersim sonucu elde edildiğinden yeterli kontrolünün olamayacağı kanısına varıldığı, imar poligon taşlarına dayanarak ölçülen ve koordinat değerlerine göre oluşturulan 2/B sınırının uygulamada uygun olacağı kanaatine varıldığı, dava konusu 2 katlı evin, dosyada mevcut İmar koordinatlarının memleket koordinatlarına dönüştürülmesi sonucu elde edilen koordinat değerlerine göre A harfi ile işaretli 11,38 m²'lik kısmının Hekimbaşı Devlet Ormanısınırları içinde kaldığının anlaşıldığı tespitlerine yer verildiği, bu raporu gerekçeli ve hüküm vermeye yeterli bulunduğundan aynen benimsendiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ... mahallesinde bulunan 106 ada 9 parselin üzerinde bulunan binanın bilirkişilerin raporlarına ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 7774 metrekarelik bölümü ile üzerinde bulunan binanın (b) ile gösterilen 11,38 metrekarelik bölümünün orman sınırları içerisinde kaldığının tespiti ile bu hususun tapu kaydının beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ...'un temyiz isteminin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) 427 ila 454. maddeleri halen yürürlüktedir. 1086 sayılı Kanun'un 432. maddesi hükmüne göre temyiz süresi 15 gündür. Aynı Kanun'un 434. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre, temyiz isteği harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte, harca tabi değilse temyiz defterine kayıt edildiği tarihte yapılmış sayılır.
6100 sayılı Kanun'un 104. maddesine göre adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanun'un tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.
Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının, davalıya 17.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının temyiz süresinin adli tatil içerisinde sona erdiği, bu sebeple sürenin 31 Ağustos'tan itibaren bir hafta uzamış sayılacağı, uzayan sürenin son gününün 7 Eylül tarihine karşılık geldiği, temyiz dilekçesinin ise yasal süre geçirildikten sonra 18.09.2023 tarihinde verildiği anlaşıldığından, davalının yasal süresinden sonra sunduğu temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 6100 sayılı Kanun'un 294. maddesi gereğince, mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 6100 sayılı Kanun'un 298/2. maddesi hükmüne göre gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması; yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün usul ve kanuna uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, 28.04.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmiş ise de, anılan bilirkişi raporunda, "dava konusu 106 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kullanım kadastrosu ile belirlenen sınırının 1-2-3-4-5-6-8-9 no'lu noktaları birleştiren kalın/siyah çizgilerle gösterildiği, taşınmazın kuzey cephesini oluşturan 1-2 hattın mutabakat sınırını oluşturduğu; taşınmazın, orman kadastro tutanak ve koordinatlarına göre, ..............no'lu O.S noktalarını birleştiren hattın güneyinde 264.04 m² yüzölçümünde olup, davalı... kullanımında orman sayılmayan alan içinde kaldığı, parsel üzerinde bulunan 2 katlı evin kısmen parsel dışına ve orman içine taştığı; mutabakat sınırına göre, söz konusu evin krokide (B) harfi ile işaretlenen 24.97 m²’lik kısmının orman sınırı içinde kaldığı, 2 katlı evin, imar koordinatlarının memleket koordinatlarına dönüştürülerek elde edilen koordinat değerlerine göre, krokide (A) harfi ile işaretli 11,38 m²’lik kısmının orman sınırı içinde kaldığı, 2 katlı evin Orman Kadastro Komisyonu tarafından grafik usulle tersim edilen 2/B sınırına göre 3,44 m²’lik kısmının orman sınırı içinde kaldığının belirtildiği" ve bu raporda, mutabakat sınırına, 2/B sınırına ve orman kadastro tutanak ve koordinatlarına göre terditli değerlendirme yapıldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, söz konusu rapordaki hangi hesaplamanın dikkate alındığı açıklanmadan, sadece bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek ve raporda hesaplanan miktarlar ve kodlama yapılan harfler de birbirine karıştırılmak suretiyle kısa karar (hüküm) ile gerekçeli karar arasında çelişki ve tereddüt oluşacak şekilde hüküm kurulmuş ve bu haliyle gerekçeli karar ile kısa kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve kanun hükümlerine aykırı davranılmıştır.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine aykırı olarak gerekçeli kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması ve infaza elverişli hüküm kurulmaması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, başkaca hususlar incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'un temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ...'a iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.