Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2665 K.2025/4312
8. Hukuk Dairesi 2023/2665 E. , 2025/4312 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/916 E., 2023/272 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 2290 parsel sayılı 136.765,90 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; .................... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davacı adına kaydı yapılmayan 101 ada 2290 parsel sayılı taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesine başvuru sırasında sehven yanlış ada ve parsel numarası yazılmak suretiyle Kadastro Mahkemesinin 2006/631 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, Kadastro Mahkemesi dosyası incelendiğinde bu durumun anlaşılacağını, ...köyü .............mevkinde bulunan 101 ada 2290 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 20 yıldan fazla süreden beri fasılasız ve nizasız olarak zilyet edildiğini, mahalli bilirkişilerce bu hususun bildirildiğini, ziraat bilirkişisi tarafından da taşınmazın tarım alanı olduğunun belirtildiğini beyanla, dava konusu taşınmazın davacının kullandığı kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olup zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 01.11.2011 tarihli ve 2008/2314 Esas, 2011/2522 Karar sayılı kararla verilen, davanın kabulüne, ............. ...köyü ........... mevkinde bulunan 101 ada 2290 parsel no.lu 136765.90 m² yüzölçümündeki ham toprak vasfı ile Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın ekli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.505,38 m²'lik kısmına ait tapu kaydının iptali ile davacı (T.C.................. ) ............. oğlu 1956 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair ilk Hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.09.2012 tarihli ve 2012/1348 Esas, 2012/7834 Karar sayılı ilamıyla; "... dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığının ilgili orman biriminden sorulması, orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise orman kadastrosuna ait kesinleşmiş harita, tutanaklar ve kesinleşmeyi içeren tutanağın getirtilerek dosyaya eklenmesi, uzman orman bilirkişi aracılığıyla keşifte zemine uygulanması, taşınmazın 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan yerlerden olup olmadığının, orman niteliği taşıyıp taşımadığının ve toprağın orman toprağı olup olmadığının saptanmasına çalışılması, şayet orman kadastrosu yapılmamış ise, bu takdirde gizli memleket haritası, orman amenajman haritası ve 101 ada 2290 sayılı parselin kadastro tespitinin yapıldığı 28.01.2006 tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait (1976-1986 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları ayrı ayrı bulundukları yerlerden yöntemine uygun bir biçimde getirtilerek dosya arasına konulması, bundan ayrı dava konusu taşınmaza komşu 101 ada 742, 746, 747, 748, 749, 750, 823, 764, 765, 770, 771, 774, 634, 779, 788, 789, 790, 791, 795, 814, 816 ve 817 sayılı kadastro parsellerine ait kadastro tutanakları ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları ait oldukları yerlerden getirtilerek dosya ile birleştirilmesi, yazılacak yazıya teknik bilirkişinin krokisinin eklenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ile uzman orman bilirkişisi, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla, harita, belge ve kayıtların keşifte zemine uygulanması, gizli memleket haritası, amenajman haritası ve hava fotoğrafları ile komşu kayıt ve belgelere göre dava konusu yerin orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı, kültür arazisi durumunda bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaz yönüne ne gösterdiği üzerinde durulması, tüm bilirkişilerden taşınmazın niteliğini belirleyen gerekçeli Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık rapor istenmesi, hava fotoğraflarının mümkün ise ve imkanlar ölçüsünde stereoskopik alet ile üç boyutlu olarak uzman bilirkişi tarafından incelemeye tabi tutulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi, davacının taşınmazın hangi tarihte imar ve ihyasına başladığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü, ne biçimde emek ve para sarfettiği, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, yirmi yıllık kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanmasının düşünülmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek, bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, 01.10.2015 tarihli ve 2012/1230 Esas, 2015/549 Karar sayılı kararla verilen davanın kabulüne ve ................ ...köyü 101 ada 2290 parsel no.lu 136,765,90 m² yüzölçümündeki ham toprak vasfı ile Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın 13.05.2015 havale tarihli fen bilirkişisi ............in raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.622,49 m²'lik kısmına ait tapu kaydının iptali ile 29168131258 T.C. kimlik no.lu davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair ikinci karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 07.06.2022 tarihli ve 2021/9214 Esas, 2022/5391 Karar sayılı ilamıyla; ".... Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşifte, taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunduğunun anlaşılması durumunda, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümünün birleşik harita üzerinde gösterilmesi; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilerek, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişkinin tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınması; taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığının belirlenmesi durumunda ise, dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağının, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi; taşınmazın gerçek eğiminin klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmesi; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarınını belirgin olarak görünüp görünmediğinin tespit edilmesi; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalısı, ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının uygulanması suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılması; ziraatçi bilirkişiden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınması, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediğinin ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.622,49 m²'lik kısmın tarım arazisi olup, orman ile bir ilgisinin bulunmadığı, bu durumun ayrıntılı şekilde bilirkişi raporlarında belirtildiği, ayrıca keşifte taşınmazın başında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre imar-ihyanın 1960-1970'li yıllara dayandığı ve aradan yaklaşık 50-60 senenin geçtiği, yirmi yıllık kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı, bu tarihten itibaren hesaplama yapıldığı, dava konusu taşınmazın davacı tarafından kullanılan kısmının imar-ihya yapılarak davacının ailesi ve davacı tarafından 50-60 yıldır nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla tarla olarak kullanıldığı, davacı ve ailesinin senetsizden kazandıkları taşınmazların Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde belirtilen miktarın altında olduğu, taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastro tespitinin ise 2006 yılında yapıldığı, 1960'lı yıllar ile 2006 yılı arasında 40 yıldan fazla zaman geçtiği, bu durumda davacı taraf yönünden kazandırıcı zilyetlik koşullarının sağlandığı, davacı tarafın kullandığı alanda genişleme olmadığı, ilk keşifte yapılan tespitteki sınırları ile kullandığı, sayısal koordinatları aynı olduğu ancak yüzölçüm miktarının hatalı olarak hesaplandığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Kütahya ili Merkez ...köyü 101 ada 2290 parsel sayılı 136.765,90 m² yüzölçümlü ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazın harita mühendisi-jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi Süleyman Çavuşoğlu’nun 03.01.2023 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 7.622,49 m²’lik kısmının tapu kaydının davalı adından iptali ile adanın en son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; 03.01.2023 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin raporunda, 1954, 1970 ve 1991 tarihli hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapıldığı, dava konusu (A) harfi ile gösterilen taşınmazın komşularıyla birlikte değerlendirildiğinde açıklık alan olduğu, ağaçlanma vs. gibi bir durumun olmadığının net olarak görüldüğü, dava konusu alanda tarımsal faaliyetlerin (ekme, biçme, sürme izi) yapılıp yapılmadığının net olarak anlaşılamadığı, 2011 tarihli hava fotoğrafında ise dava konusu alanın tarımsal faaliyetlerde kullanıldığının anlaşıldığı ifade edilmiş; 09.05.2015 tarihli ziraat mühendisi bilirkişinin raporunda de, dava konusu (A) harfi ile gösterilen alanın 06.05.2015 tarihinde yapılan keşfe göre tahminen son 6 ay içinde sürüldüğü, arazinin bitki örtüsünün yabani formlardaki otlar ile kültürü yapılan bitkilerin tohumlarından kendiliğinden yetiştiğinin tespit edildiği açıklanmış; mahallinde 23.12.2022 tarihinde yapılan keşif sırasında keşif tutanağına aktarılan hakim gözleminde ise, dava konusu edilen bölümün sürülü olduğu, ekili dikili alan bulunmadığı, taşınmazın ve çevresindeki arazi yapısının taşlık olduğu, orman ağaçları bulunduğu, taşınmazın üst kısmından orman içi arazi yolu geçtiği belirtilmiş olup, bu duruma göre, kadastro tespit tarihine kadar çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı lehine kanunun aradığı zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı, her ne kadar yerel bilirkişiler ve tanıklar, davacı tarafın tespit tarihinden geriye doğru yirmi yıl zilyetliği ekonomik amaca uygun olarak sürdürdüğünü beyan etmiş iseler de, bu beyanların teknik bilirkişi raporlarıyla çelişmesi ve bu beyanları destekleyici başka bir delilin de bulunmaması nedeniyle, soyut içerikli yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına değer verilemeyeceği anlaşılmış olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.