Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3464 K.2025/4262

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3464 📋 K. 2025/4262 📅 28.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/3464 E.  ,  2025/4262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/163 E., 2024/117 K.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... dava dilekçesinde; ...........mevkisinde kain, dava dilekçesinde tarif ettiği ait taşınmazlarla çevrili yeri zeytin bahçesi ve tarım arazisi olarak kullandığını, zilyetliğin babasından kaldığını, babasının zilyetliğinin 1975 - 2011 yılları arasında devam ettiğini, babasının 2011 yılında öldüğünü, ancak taşınmazı 2010 yılında evlatlarına paylaştırdığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olmadığını, orman kadastrosunda orman dışında kaldığını belirterek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevabında; çekişmeli yerin Hazine adına tescilini istemiştir.
2. Davalı ... İdaresi, davalı ..., davalı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçelerinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın reddi ile 29.04.2014 havale tarihli fen bilirkişisi raporunun ekinde bulunan krokide (A) harfi ile gösterilen 254,50 m² ve (B) harfi ile gösterilen 1.443,50 m² yerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline dair önceki karar, davacının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2020/46 Esas 2020/495 Karar sayılı ilamıyla; "... husumetin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması ile yeniden keşif yapılarak taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının ve orman olmadığı takdirde davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerektiği açıklanarak, yöntemince taraf teşkilinin sağlanması ve fen ve orman bilirkişileri tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak 1990'lı yıllara ait 1/20000 ve 1/25000 ölçekli hava fotoğrafları incelenerek karara varılması ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişi beyanları, tanık beyanları, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu edilen alanda 3116 sayılı Kanun kapsamında orman tahdidi yapılmamış olduğu, 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışmalarda orman sınırları dışında kaldığının tespit edildiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi kapsamında yapılan çalışmalarda orman sınırlarının son halinin tespit edildiği, bu çalışmalarda dava konusu taşınmazın sarı alanda kaldığı tespit edilldiği, Harita Genel Komutanlığından hava fotoğrafları celp edilerek teknik bilirkişiler tarafından sunulan rapora göre dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, toprak yapısının niteliği itibarıyla tarım arazisi olarak kullanılmaya elverişli olduğu, 1958 yılında imar ve ihyanın tamamlandığı anlaşılmıştır. Keşif esnasında dava konusu yerde dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarına göre, davacı tarafından dava konusu yerin öncesinde babası tarafından babası öldükten sonra da kendisi tarafından kullanıldığı, buğday arpa ekilip zeytin dikilmek suretiyle kullanıldığı, hava fotoğrafı ve memleket haritalarına göre 1958 ve 1982 yıllarında tarımsal amaçlı kullanıma rastlanıldığı, bu haliyle mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile hava fotoğraflarının zilyetlik konusunda uyuştuğu, yapılan ilanlardan sonra hak iddia eden kimsenin olmadığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu yerin tek zilyetinin davacı olduğu ve davacı lehine tescil koşullarının oluştuğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile krokide (A) harfi ile gösterilen 1.629,71 m²'lik alanın, tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekilleri temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunmadığını belirterek, bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümünde davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca davalı ... İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.