Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/783 K.2025/4226

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/783 📋 K. 2025/4226 📅 27.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/783 E.  ,  2025/4226 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/319 E., 2022/483 K.
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Dairemiz tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında;
"Mahkemece, davacı/davalı ... tarafından dava konusu edilen taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; bilindiği üzere, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Orman Kanunu'nun 5653 sayılı Kanunla değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine Ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş olup, söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır. Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanuna göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir.
Davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaz bölümünün Karadağ Köyünde maki komisyonunca yapılan çalışmalar sonucunda makiye ayrıldığı, daha sonra 7 nolu Toprak Tevzi Komisyonunca 27.10.1951 tarihinde 4753 sayılı Kanuna göre tevzi edilerek 1952 tarihli ve 22 sıra numaralı kök tapu kaydının oluşturulduğu, bilahare 1 ada 51 numaralı tevzi parseli oluşturularak 28.000 metrekare yüzölçümüyle 1952 tarihli ve 71 sıra numaralı tapu kaydıyla ..................adına tapuya bağlandığı, 26.12.2005 tarihli satış işlemiyle 2005 tarih ve 11 sıra numaralı tapu kaydıyla ... adına tapuya tescil edildiği, anılan tevzi tapusuna isabet eden taşınmazların bir kısmının 163 ada 164 ve 217 parsel numarasıyla tevzi tapusuna dayanılarak gerçek kişiler adına tespit ve tescil edildiği, bir kısmının ise yörede 1996 yılında ilan edilen ve eldeki davaya konu olan orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bırakıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı/davalı ... tarafından dava konusu edilen taşınmazın, 4753 sayılı Kanuna göre tevzi edilip orman kadastrosu sırasında orman sınırları içerisinde bırakılan ve 08.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda DKA harfi ile gösterilen bölümünün maki komisyonunca 5653 sayılı Kanuna göre belirlenip 4753 sayılı Kanun gereğince tapuya bağlandığı sabit olduğundan, tapuya güven ilkesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı kararı uyarınca, hükme esas alınan 08.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda (D), (K), (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulü ile bu bölüm hakkındaki orman kadastro komisyonu işleminin iptaline ve orman sınırları dışarısına çıkarılmasına karar verilmesi" gereğine değinilmiş aynı bozma ilamında davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazı 163 ada 164 ve 217 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak Orman İdaresi tarafından açılan bir dava bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak devam eden yargılama neticesinde bozma ilâmındaki gerekçe ile; "davacı ...'nün açtığı dava açısından; davacı/davalı ... tarafından dava konusu edilen taşınmazın, 4753 sayılı Kanuna göre tevzi edilip orman kadastrosu sırasında orman sınırları içerisinde bırakılan ve 08.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 370 ada 1 parselin (D), (K), (A) harfi ile gösterilen kısımı hakkında davanın kabulü ile bu bölüm hakkındaki orman kadastro komisyonu işleminin iptaline ve orman sınırları dışarısına çıkarılmasına; birleşik davacı ...'nın açtığı dava açısından; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Antalya Kaş Karadağ köyü 163 ada 164 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, aynı yer 163 ada 217 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 27.05.2013 tarihli raporunda 217/A olarak belirtilen 5.194,04 metrekarelik alan, 217/B olarak belirtilen 1.066,63 metrekarelik alan, 217/C olarak belirtilen 744,69 metrekarelik alanın birleşik davacı ... üzerine tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre 1939 yılında yapılan ancak ilan edilmediği için kesinleşmeyen orman kadastrosu, daha sonra 1951 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen makiye ayırma işlemi, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılıp 26.07.1996 tarihinde ilan edilerek eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile daha sonra 2007 yılında 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışması vardır. Arazi kadastrosu 2006-2007 yıllarında yapılmıştır.
1. Davalı ... İdaresi vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; birleşen davada davacı tarafın orman tahdidine itiraz talebi bulunduğu halde, İlk Derece Mahkemesince bu yönde bir değerlendirmede bulunulmaması ve bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan; asıl dosyada davacı vekili Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, tevzi tapusu kapsamında kalan taşınmazların bir bölümünün yapılan orman tahdit çalışmasında orman sınırları içinde bırakıldığını belirterek, orman tahdit sınırları içinde kalan bölümle ilgili olarak orman tahdidinin iptali isteminde bulunmuş, yargılama sırasında yörede arazi kadastrosu yapılmış ve tevzi tapusu kapsamında ancak orman tahdit sınırları dışında kalan yerlere ilişkin eldeki dava sebebiyle davalı olduğundan bahisle 163 ada 164 ve 217 parsel numaraları altında tespit tutanağı düzenlenmiş ve asliye hukuk mahkemesince tutanak düzenlendiği gerekçesiyle kadastro mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Sonrasında kadastro mahkemesinde açılan birleşen davada davacı vekili dava konusu 163 ada 164 ve 217 parsellerin bir kısmının müvekkili tarafından asıl davacı ...'den ekteki satış sözleşmesi ile satın alındığını ve bu yönde ... ile aralarında bir ihtilaf olmadığını, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığını, devam eden orman tahdidine itiraz davasına katılmak amacıyla ayrıca bu davayı açtıklarını belirterek, 163 ada 164 ve 217 parsellerin müvekkili adına tespit ve tescilini istemiş ve kadastro mahkemesince birleştirilen iki davada yapılan yargılama sonucunda, birleşen davacının dava konusu yaptığı yerin esas dosyada dava konusu yapılan taşınmaz ile aynı olduğu, bu kısmın arazi kadastrosu sırasında parsel numarası almayıp orman tahdidi içerisinde kaldığı ve esasen 163 ada 164 ve 217 parsellere ilişkin açılan bir dava olmadığı, davacı ve birleşen davacı tarafın davalarının bu anlamda orman kadastrosunun ref ve iptaline ilişkin olduğu, tutanak düzenlenen kısımların dava konusu olmadığı dolayısıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada görevsizlik kararı verilmesi üzerinde merci tayini için dosyanın gönderildiği Yargıtay Dairesince davanın, arazi kadastrosu sırasında davacılar adına tespit gören 163 ada 164 ve 217 nolu parsellere yönelik olmadığı, dosya kapsamından orman tahdidinin kesinleştiği, dava konusu edilen bölüm hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde olduğu ve bu bölüme yönelik eski tapuya dayalı olarak orman tahdidinin iptali ve tescilinin istendiği ve bu durumda, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklanan süreç uyarınca; 163 ada 164 ve 217 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tespite itiraz yönünden açılmış bir dava bulunmadığının kabulü gerekir. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmadığı halde tutanak aslı dosyada bulunan 163 ada 164 ve 217 parsel sayılı taşınmazların tutanak asıllarının olağan usule göre kesinleştirme işlemleri tamamlanmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre; elde asıl ve birleşen olmak üzere iki ayrı dava varken ve her biri için ayrı yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
S O N U Ç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... İdaresi vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... İdaresi vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.