Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4628 K.2025/4206

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4628 📋 K. 2025/4206 📅 27.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/4628 E.  ,  2025/4206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/44 E., 2016/2 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine,
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, bir kısım davacılar vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ......................köyü çalışma alanında bulunan 108 ada 7 parsel sayılı 28150 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1295 tarih 6 ve 12, Aralık 1953 tarih 4, Eylül 1965 tarih 6 ve 11 nolu tapu kayıtları uygulanmak suretiyle, genel mahkemede dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı ..., ................. ve ... ile ...'ın, davalı ... aleyhine, tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı ve davalı ...'ın kardeşi olması nedeni ile taşınmazda payı bulunduğunu ileri sürerek ............nin katıldığı elatmanın önlenmesi davası, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlediğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince verilen, davanın reddine ve taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline dair ilk karar, davacılardan ................ mirasçısı ............. ve ... ile katılan davacı ... ............ nin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.03.2005 tarihli ve 2005/814 Esas, 2005/892 Karar sayılı ilamıyla; "... Çekişmeli taşınmazın tutanağı, davalı olması nedeniyle malik hanesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlendiğinden sadece mahkeme divanhanesine ilânın yapılmasının yeterli olmadığı, taşınmazın bulunduğu köy ya da belde de ilânın yapılmasının zorunlu olduğu, çekişmeli taşınmaz sınırında orman olması ve tutanağına malik hanesinin açık olarak tutulmuş olması nedeniyle taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiği ve yapılan tapu uygulamasının yetersiz olduğu ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda; "çekişmeli taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılmayan bölümün ise.......... oğlu .............’den intikal ettiği ve mirasçıları arasında yapılan paylaşım neticesinde taşınmazın ........ye kaldığı, ........’nin ölümünden sonra ise, mirasçıları asında mal paylaşımı yapılmadığı" gerekçesiyle verilen davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu Yumaklar köyü 108 ada 7 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaline ve taşınmazın 25409 m² yüzölçümüyle kararda gösterilen .......... kızı ............ mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline dair ikinci hükmün, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.10.2013 tarihli ve 2013/4290 Esas, 2013/8995 Karar sayılı ilamıyla; "Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yargılaması sırasında yörede 3402 sayılı Kanun uyarınca genel arazi kadastro çalışması yapılmış ve çekişmeli taşınmaza 108 ada 7 parsel sayısı verilerek ve davalı olduğundan malik hanesi doldurulmak üzere 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine devredilmiş olduğu, bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince hakimin re’sen lüzum gördüğü delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlü olduğu, çekişmeli taşınmazın devlet ormanına sınır olması ve mahkeme gerekçesinde de bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edilmiş olması karşısında, husumetin Hazine ve Orman İdaresince yaygınlaştırılması husumet yaygınlaştırıldıktan sonra tarafların delillerinin toplanması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesinin yerinde olmadığı, ayrıca, çekişmeli 28.150 m² yüzölçümündeki taşınmazın 25.409 m²lik bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle 25.409 m²lik bölümün kararda gösterilen kişiler adına tesciline karar verildiği halde parselin geriye kalan bölümü hakkında sicil oluşturulmamış olduğu, kadastro hakiminin düzenli sicil oluşturmak zorunda olup, taşınmazın geriye kalan bölümü hakkında sicil oluşturulmamış olmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 108 ada 7 parselin kadastro tespitinin iptaline ve fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.878 metrekarelik bölümün ayrı bir parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 25.409 m²lik bölümün ......... kızı ...............mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, bir kısım davacılar vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına ve dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporlarından çekişmeli 108 ada 7 parselin (B) harfi ile gösterilen 25.409 metrekarelik bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dosya kapsamından çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin tespiti bakımından hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığı, taşınmazın kimden kime intikal ettiği ve kimin tarafından kullanıldığı hususlarında ise tespit bilirkişileri ile mahalli bilirkişilerin bayanları arasında çelişki bulunmasına rağmen, tespit bilirkişilerinin de keşifte dinlenilerek gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmediği ve böylelikle eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmaza ait Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü / Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihi olan 1991 yılından 15 - 20 - 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden celp edilmeli, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas alınan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişileri ile ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; yapılacak bu keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dosya kapsamında önceki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasındaki mevcut çelişki ve doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkilerin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle, dava konusu taşınmazın sınırını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde ve ekinde bahsedilen hava fotoğraflarının Netcad vasıtasıyla çakıştırılarak gösterildiği denetime elverişli rapor alınmalı; teknik bilirkişiden, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları gösterir, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli krokili rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesine göre "Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması" zorunludur. 6100 sayılı Kanun'un 297 ve 298. maddeleri de kararların gerekçeli olarak yazılmasını zorunlu kılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 297/c maddesi uyarınca gerekçenin; "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" göstermesi gerekir. Bir başka anlatımla; gerekçe okunduğunda, Mahkemece verilen hükme nasıl ulaşıldığının anlaşılması gerekir. Böylece, davacı veya davalı sıfatıyla bir yargı organı önüne gelen kişilerin, hukuk Devletinde yaşamanın doğal sonucu olarak hukuk güvencesi, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakları uyarınca haklarında verilen kararlar yanında kararların hukuki süreci ve yargısı da denetlenebilir olur.
Bu ilkeler ışığında temyiz incelemesine konu gerekçeli karar incelendiğinde; kararda, davanın neden kısmen kabul edildiği hususunda bir açıklamanın yer almadığı, delillerin tartışılarak değerlendirmesinin yapılmadığı, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer almadığı ve kararın denetlenebilirliğinin olmadığı görülmekte olup, bu haliyle kararın gerekçe içermediği açık ve tartışmasızdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, gerekçesiz şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda (2-a) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2-b) no.lu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.