Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/780 K.2025/4233

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/780 📋 K. 2025/4233 📅 27.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/780 E.  ,  2025/4233 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/538 E., 2017/358 K.
KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, bozma ilâmında özetle; çekişmeli taşınmazın eski tarihli belgelerde ne şekilde göründüğünün belirlenmesi ve dayanak tapu kaydı uygulanarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak devam eden yargılama neticesinde; dava konusu yerin Devlet ormanı sayılan yer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre 1939 yılında yapılan ancak ilân edilmediği için kesinleşmeyen orman kadastrosu, daha sonra 1951 yılında 5653 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun (5653 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp kesinleşen makiye ayırma işlemi, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılıp 26.07.1996 tarihinde ilân edilerek eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile daha sonra 2007 yılında 4999 sayılı Kanunla Değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışması vardır. Arazi kadastrosu 2006-2007 yıllarında yapılmıştır.
1. İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; bilindiği üzere, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Kanun'un 5653 sayılı Kanun'la Değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine Ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş olup, söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır. Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da, maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanuna göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir.
Davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaz bölümünün Karadağ köyünde maki komisyonunca yapılan çalışmalar sonucunda makiye ayrıldığı, daha sonra 7 no.lu Toprak Tevzi Komisyonunca 27.10.1951 tarihinde 4753 sayılı Kanun'a göre tevzi edilerek 1952 tarih ve 22 sıra numaralı kök tapu kaydının oluşturulduğu, bilahare 1 ada 42 numaralı tevzi parseli oluşturularak 5.000 metrekare yüzölçümüyle 1952 tarihli 37 sıra numaralı tapu kaydıyla ...adına tapuya bağlandığı, 2002 yılında davacı ...'a satıldığı anılan tevzi tapusuna isabet eden taşınmazın bir kısmının 163 ada 171 parsel numarasıyla tevzi tapusuna dayanılarak tespit edildiği, bir kısmının ise yörede 1996 yılında ilan edilen orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bırakıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; dava konusu edilen taşınmazın tevzi tapusu kapsamında kalan ve bilirkişi raporunda O harfi ile gösterilen bölümünün maki komisyonunca 5653 sayılı Kanun'a göre belirlenip 4753 sayılı Kanun gereğince tapuya bağlandığı sabit olup, Mahkemece, tapuya güven ilkesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadı uyarınca tevzi tapusu kapsamında kalan dava konusu taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulü ile bu bölüm hakkındaki orman kadastro komisyonu işleminin iptaline ve orman sınırları dışarısına çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmadığı halde tutanak aslı dosyada bulunan 163 ada 171 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslının olağan usule göre kesinleştirme işlemleri tamamlanmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.