Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2668 K.2025/4237

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2668 📋 K. 2025/4237 📅 27.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/2668 E.  ,  2025/4237 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/610 E., 2021/942 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup; bozma ilâmında "Mahkemece dava konusu (A), (T) ve (V) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2008 tarihli ve 2008/20-157 Esas, 2008/194 Karar sayılı ilamı ile de benimsenmiş olduğu üzere; delicelik ve yabani zeytinliklerin aslı orman ağacı olmakla beraber, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilmesi, daha sonra da imar ve ihya koşullarının oluştuğu belirlenerek temlik kararı verilmesi, bu temlik kararı uyarınca tapu kaydı oluşturulması halinde artık bu gibi yerlerin orman olduğundan söz edilemez. Bir başka deyişle, zeytincilik parsellerinin dağıtılıp imar ve ihya koşullarının tamamlandıktan sonra kişiye tahsis ve temliki yapılmak suretiyle tapu kaydının oluşturulması halinde o yer Hazinenin mülkiyetinden çıkarak orman sayılmayan yer haline gelecek, aksi takdirde dağıtım ve tahsis yapılmamış ve tapu oluşmamışsa, öncesi itibarıyla orman sınırı içinde kalması nedeniyle orman olmaya devam edecektir. Somut olayda tüm dosya kapsamı ile dava konusu (V) harfli taşınmazın 1 ada 79 parsel sayılı zeytincilik parselinin kapsamında kaldığı ve 4753 sayılı Kanun uyarınca tevzisi yapılarak 1952 tarihli ve 31 sıra numarası ile davacıların murisleri adına tapu kaydı oluşturulduğu, (A) ve (T) harfli taşınmazların ise 1 ada 80 parsel sayılı zeytincilik parselinin kapsamında kaldığı ve 4753 sayılı Kanun uyarınca tevzisi yapılarak 1952 tarihli ve 32 sıra numarası ile davacıların murisleri adına tapu kaydı oluşturulduğu belirlenmiştir. Buna göre yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu sabit olup dava konusu (A) harfi ile gösterilen bölüm hakkında bilahare yapılan 2/B madde uygulamasının ve 3402 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosunun yok hükmünde olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, dava konusu (A), (T) ve (V) harfleri ile gösterilen taşınmazlar yönünden orman kadastrosu işleminin iptali ile taşınmazların orman sınırları dışarısına çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (A), (V) ve (T) harfi ile gösterilen bölümler yönünden bozulmasına karar verilmiştir..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak devam eden yargılama neticesinde bozma ilâmındaki gerekçe ile davanın kısmen kabul kısmen reddine; 25.09.2017 havale tarihli fen ve orman bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1.638,73 m², (T) harfi ile gösterilen 16.041,22 m² ve (V) harfi ile gösterilen 8.254,74 m² ile ilgili yapılan orman kadastro işlemlerinin iptali ile, taşınmazların Kaş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/232 Esas ve 2005/2020 Karar sayılı veraset ilamında tespit edilen paylar nispetinde zeytinlik vasfı ile orman sınırları dışarısına çıkarılmasına karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Orman Kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1939 yılında yapılan ancak ilân edilmediği için kesinleşmeyen orman kadastrosu, daha sonra 1951 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen makiye ayırma işlemi, 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılıp 26.07.1996 tarihinde ilân edilerek eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen Orman Kadastrosu ve (2/B) uygulaması ile daha sonra 2007 yılında 4999 sayılı Kanun'la değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışması vardır. Arazi Kadastrosu 2006-2007 yıllarında yapılmıştır.
1. Davalı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi gereğince mahkemeler, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince orman kadastro işleminin iptali ile, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması ile yetinilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde veraset ilâmında tespit edilen paylar nispetinde zeytinlik vasfı ile orman sınırları dışarısına çıkarılmasına şeklinde verilen karar bozmayı gerektirmekte ise de bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... İdaresi vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle reddine,
2. Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazının (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının ''1'' numaralı bendinde geçen "Kaş Sulh Hukuk Mahkemesi 2005/232 Esas ve 2005/2020 Karar sayılı veraset ilamında tespit edilen paylar nispetinde zeytinlik vasfı ile" ifadesinin çıkartılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.