Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5254 K.2025/4132
8. Hukuk Dairesi 2023/5254 E. , 2025/4132 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/40 E., 2023/602 K.
KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddi
Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl ve birleşen dosya davacıları vekili, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosya davacı vekili, dava dilekçesinde; ................köyünde bulunan 454, 417, 418, 419, 437, 446, 1/238 ada/parsel sayılı taşınmazlarla çevrili, 60 dekarı aşkın tarla niteliğindeki taşınmazın 35-40 yılı aşkın bir süreden beri müvekkili tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu ...köyünde 1984 tarihlerinde kadastro çalışmalarının başladığını, dava konusu alanın taşlık olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakıldığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddeleri gereğince tescil şartlarının oluştuğunu belirterek, taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosya davacı vekili, dava dilekçesinde; .............ilçesi ...köyünde bulunan 454, 417, 418, 419, 437, 446 parseller ile 1 ada 238 parsel sayılı taşınmazla çevrili, 60 dönümü aşkın tarla niteliğindeki taşınmazın 35-40 yılı aşkın bir süreden beri müvekkili tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu ...köyünde 1984 tarihlerinde kadastro çalışmalarının başladığını, dava konusu alanın taşlık olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakıldığını, dava konusu taşınmazda müvekkili ve Mahkemenin 2012/341 Esas sayılı dosya davacısı ... dışında kimsenin hak iddia etmediğini, 4721 sayılı Kanun'un 713/1, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri gereğince tescil şartlarının oluştuğunu belirterek, dosyanın 2012/341 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili 05.03.2018 tarihli dilekçesinde, 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın tescile tabi olduğunun anlaşılması halinde Hazine adına tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.
Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.12.2012 tarihli ve 2012/341 Esas, 2012/1632 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 09.11.2012 havale tarihli kadastro bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretli 46.272,17 m²’lik bölümün davacı ...; (B) harfi ile işaretli 34.505,93 m²’lik bölümün davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporunda 1953 tarihli memleket haritası uygulanmış olmasına rağmen, dayanağı hava fotoğrafının getirtilip uygulanmadığı, bu nedenle orman yönünden yapılan araştırmanın yeterli olmadığı gibi çekişmeli taşınmazın 1985 tarihinde yapılan kadastro sırasında taşlık niteliğiyle tescil harici bırakılmış olmasına rağmen, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın imar ve ihyasının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tamamlandığı tarihin belirlenmediği, bilirkişilerin yetersiz raporlarına dayalı hüküm kurulamayacağı, dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının da anlaşılamadığı gerekçeleriyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazların bulunduğu ...köyünün Batman ili Hasankeyf ilçesine bağlandığı gerekçesiyle, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Batman Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın kesinleşmesi ve talep üzerine dava dosyası Batman 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/40 Esasına kaydedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların taşlık niteliğiyle tescil harici bırakıldığının dosyaya gelen belgelerden anlaşıldığı, bu nitelikte taşınmazların mülkiyetinin kazanılması için 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu olduğu, yapılan keşif neticesinde dosyaya sunulan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazların imar ve ihyasının tamamlanmadığının bildirildiği, dava konusu taşınmazların imar ve ihya edilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl ve birleşen dosya davacıları vekili, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri var olmadığına ve dava konusu taşınmazların sular altında kaldığının anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen dosya davacıları vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davacılarından alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.