Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/137 K.2025/4136

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/137 📋 K. 2025/4136 📅 26.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/137 E.  ,  2025/4136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/32 E., 2023/66 K.
KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Arazi kadastrosu çalışmaları sırasında, ..................Mahallesi çalışma alanında bulunan çekişmeli 112 ada 1 parsel sayılı ve 1.451,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tek katlı ahşap bina ve tarla niteliğiyle, 1950 tarihli ve 36 sıra, 1989 tarihli ve 2 sıra, 1997 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak davalılar murisi ... adına tespit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 3116 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre 1951 yılında yapılıp kesinleşmiş, 2001 yılında yapılan aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması çalışması ise 19.07.2002 tarihinde ilan edilerek, kadastro tespitinden önce kesinleşmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; ............beldesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, kadastro çalışmalarının yapıldığı ...............(..........) köyü .................. Cami mevkinde 1952 tarihli ve 131 sıra numaralı tapu kaydının 1/4 hissesinin Hazineye ait olduğunu, bu tapunun Ermenilere ait olup Zilkade 1889 tarihli ve 21/125 sayılı tapu kaydına istinaden Hazineye intikal ettiğini, anılan tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında uygulanmadığını, bu nedenle davalı adına yapılan tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın nitelik olarak gerçek kişiler adına tespitinin mümkün olmadığını belirterek, tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının dayandığı tapu kaydının uygulanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamadığından davanın reddine, dava konusu parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesince; "...Davacı Hazine 9 Zilkade 1288 tarih 21/125 sayılı kök tapu kaydı ve tedavüllerine, davalı taraf ise Ağustos 1332 tarih 8 sayılı tapu kaydı ve tedavüllerine dayanmıştır. Mahkemece davacı Hazinenin tutunduğu tapu kaydının uygulama olanağı bulunmadığı gerekçe gösterilmiş ise de bu gerekçenin yasal bir dayanağı bulunmadığı gibi davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmamıştır. Öteyandan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde uzman bilirkişiye bir harita da düzenlettirilmemiştir. Kaldıki davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediği gibi soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir..." gerekçesiyle eksik inceleme ve araştırma nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın davacının dayandığı tapu kaydı sınırlarının dışında kaldığı, aksine 1950 tarihli ve 36 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında bulunduğu, taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu, nizasız ve fasılasız yirmi yılı aşkın süredir, fındık bahçesi olarak davalıların ve evvelinde murislerinin kullanımında olduğu, kadastro tespit tutanağındaki hususların 3402 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereği doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine, dava konusu ... Mahallesi, Pazaryeri mevki 125 ada 1 (eski 112 ada 1) parsel sayılı taşınmazın 22/A uygulamasındaki sınırları ve yüzölçümü ile kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve nitelikte kadastro tutanağı gibi ...'nun 24.01.2009 tarihinde ölümü ile 3402 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca resen düzenlenen 05.10.2023 tarihli veraset ilamı gereği hisseleri oranında davalılar adına tespit ve tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.