Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3591 K.2025/4140
8. Hukuk Dairesi 2024/3591 E. , 2025/4140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/195 E., 2024/89 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; İstanbul ili ... Mahallesi 200 ada 3 ve 201 ada 1 parselin güneyinde kalan yaklaşık 8.000 m²'lik taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, davacılar tarafından dava konusu yerin imar ve ihya edilmek suretiyle 40 yılı aşkın bir süreden beri çekişmesiz aralıksız kullanıldığını belirterek, dava konusu taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine ve ..., dava konusu taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerinde öngörülen kazanma süresi ve koşulları ile imar ihya koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.09.2015 havale tarihli rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 3.280,12 m²'lik kısmın aynı adanın son parsel numarasından sonra gelmek kaydıyla tarla vasfıyla davacılar adına eşit olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, çekişmeli taşınmazın kuzey sınırında devlet ormanı ile orman sınırları dışına çıkarılan (2/B) parselleri olduğu, buna rağmen yapılan orman araştırmasında çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmadığı ve taşınmazın güney sınırındaki komşu taşınmazlara ait kadastro tutanak ve varsa dayanaklarının getirtilmediği, öte yandan, mahallinde yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan ziraat bilirkişi raporunda, söz konusu taşınmazın kireçsiz kahverengi orman toprağı (KKOT) büyük toprak grubuna girdiği belirtildikten sonra, sonuç kısmında taşınmazın üçüncü sınıf tarım arazisi niteliğinde bulunduğu belirtilmek suretiyle raporun kendi içinde çeliştiği, bu çelişki üzerinde durulmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümüne ait hava fotoğraflarında taşınmazın açıklık alanda bulunduğu belirtilmesine rağmen, taşınmaz bölümü üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulup bulunulmadığının açıklanmadığı gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın sübut bulmadığından reddine, dava konusu İstanbul ili ... Mahallesi hudutlarında bulunan 23.03.2023 havale tarihli rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 3.280,12 m²'lik kısmın aynı adanın son parsel numarasından sonra gelmek kaydıyla tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; 25.05.2023 tarihli orman bilirkişi kurulu raporunda, çekişmeli (A) harfi ile gösterilen 3.280,12 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman vasfında olmadığı belirtilmiş ise de, en eski tarihli hava fotoğrafları dosya arasına getirtilerek incelenmemiş, usulünce orman araştırması yapılmamıştır. Öte yandan, İstanbul Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünce dosyaya gönderilen yazıda çekişmeli taşınmazın 1980 yılında onaylanan 1/50000 ölçekli İstanbul Metropolitan Nazım İmar planı kapsamında kaldığı bildirilmiş olmasına göre, bu tarihe kadar imar-ihya koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği halde, dosyada 1970 yılı öncesine ait hava fotoğrafı bulunmadığından zilyetlikle iktisap koşullarının yöntemince araştırıldığından da söz edilemez.
O halde, Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, taşınmazın imar planı içine alındığı 1980 yılına kadar imar-ihya koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek, toplanacak tüm kanıtlarla birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.