Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5252 K.2025/4133

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5252 📋 K. 2025/4133 📅 26.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5252 E.  ,  2025/4133 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1990 E., 2023/406 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/397 E., 2020/112 K.
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın tüm davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tüm davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu .................Mahallesinde bulunan, doğusu .............. Mahallesi 363 parsel, batısı ... Mahallesi 118 parsel, kuzeyi ... mahallesi 117 ve kısmen 118 parseller ve güneyi ...........'e ait narenciye bahçesi ile çevrili taşınmazın, daha önce nehir yatağı iken tespit dışı bırakıldığını, ...Nehrinin 1969 yılına kadar devam eden yatak değiştirmesi sonucunda dava konusu yerin çalılık, fundalık, böğürtlen gibi bitkilerle kaplı bir tarla haline geldiğini, müvekkilinin bu yeri para ve emek sarfıyla imar ve ihya ederek 1989-1990 yıllarında tarla haline getirdiğini, tarlada buğday, pamuk, karpuz gibi ürünler yetiştirdiğini, daha sonra bu yeri narenciye bahçesi haline getirdiğini, ...Nehrinin kadastro tespitinden sonra 1969 yılına kadar yatak değiştirdiğini, daha sonra nehir yatağının değişmediğini ve bugünki yatağında akmaya başladığını, taşınmazın bulunduğu yerde 1969 yılından beri taşkın olmadığını, bu yerin ...Irmağının aktif yatağından ve etkisinden kesin olarak kurtulduğunu ve terk edilmiş nehir yatağı niteliğinde olduğunu belirterek, müvekkilinin imar ihya yoluyla tarım arazisi haline getirdiği 11.000,00 metrekare yüzölçümündeki yerin müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asli müdahil vekili müdahale dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı, davacı ile birlikte malik sıfatıyla, nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını belirterek, yaklaşık 11.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı ve müvekkili adına eşit hisselerle tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 25.06.2020 tarihli duruşmada, dava konusu taşınmazın Belediye adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hükmün, davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, eksik inceleme ve araştırma nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; 11.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu taşınmazın imar ihya yönünden yapılan incelemesinde ...Nehrinin 1975 yılından sonra yatak değiştirmemiş olduğu, davacının bu tarihten sonra emek ve para harcayarak taşınmaz üzerinde bulunan çalıları temizleyip tarla tesviyesini yaptığı, yine Çiftçi Kayıt Sistemindeki kayda göre 1989 yılında narenciye bahçesi tesis ettiği, dava konusu taşınmazların hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerindeki konumunun yapılan incelemesinde, taşınmazın geçmişte ırmak yatağı olduğu ve orman sayılmayan yer olarak gözüktüğü, bitişiğinde ve yakın çevresinde orman alanı bulunmadığı, meyli %12'den az (%1-2), toprak yapısı, toprak rengi, topraktaki değişimi göz önünde bulundurulduğunda sulu tarıma elverişli mutlak tarım arazisi, kıyı kenar çizgisinin tamamen dışında kalan, orman örtüsü ile bağlantısı bulunmayıp komşu tarım parsellerinin devamı niteliğinde orman sayılmayan yerlerden olan dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi gereği imar ve ihyasının 1975 ile 1989 yılları arasındaki bir zaman diliminde tamamlandığı, davanın açıldığı 2014 yılından geriye dönük en az 20 yıl öncesinde imar ve ihyası tamamlanmış alana isabet etmesi nedeniyle taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve karar vermeye elverişli olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, 14.10.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9.899,44 m²lik taşınmazın eşit hisseli olarak tarla vasfı ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin evveliyatında ...nehir yatağı olduğu, ...Nehrinin 1975 yılından sonra yatak değiştirmediği, davacının davanın açıldığı tarihten geriye doğru 20 yıl öncesinde dava konusu taşınmazın imar ihyasını tamamladığı, taşınmazın orman ile ilgisinin bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin aşağıda yazılı husus dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak, Mahkemece hükümde atıf yapılan 14.10.2019 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın yüzölçümü 9.889,44 metrekare olarak tespit edilmiş olmasına rağmen, infazda tereddüt yaratacak şekilde taşınmazın davacılar adına 9.899,44 metrekare yüzölçümü ile tesciline karar verilmesi isabetsiz olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, işbu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan "9899.44 m2'lik" ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine "9.889,44 metrekarelik" ifadesinin yazılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.