Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2191 K.2025/4119
8. Hukuk Dairesi 2025/2191 E. , 2025/4119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1980/487 E., 1992/716 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince onanmış ve bu karar 02.04.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonra davacı vekili tarafından tavzih kararı verilmesinin talep edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 04.09.2024 tarihli ek kararlarıyla, davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiş olup, iş bu ek karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; .....................köyü 36 parsel sayılı taşınmazın 04.02.1948 tarih 216 nolu tapu kaydına göre 2758 m² olarak tespit ve tescil edildiğini taşınmazın Rumlardan kaldığın batısının fundalık olduğunu buraya tecavüzden dolayı bur parselin yüzölçümünün 29640 m² olarak gösterildiğini ileri sürerek, taşınmazdaki kayıt fazlası kısma ilişkin tapu kaydının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 1980/487 Esas ve 1992/716 Karar sayılı kararla, davalılar adına kayıtlı olan ... köyü 39 sayılı parselin tapu kaydının bilirkişi .......................'nin 17.6.1992 tarihli ek raporuna ilişkin krokide belirtildiği şekilde mavi renkle çizili görülen 2758 metre karesinin davalılara, geri kalan kısmının ise aynı adadaki son parsel numarasına göre davacı Hazine adına fundalık niteliğinde olmak üzere kütüklenmesine, bu nedenle ... 39 sayılı parselin tapu kaydının iptal edilmesine, (Hazine adına oluşturulacak parselin yeni bir parsel sayısı verilerek oluşturulmasına, davalılara bırakılan kısmın parsel sayısının 39 parsel olarak kalmasına ve değiştirilmesine yer olmadığına) karar verilmiş; hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.1994 tarihli ve 1993/4557 Esas, 1994/6454 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş ve davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2012 tarihli ve 2012/3888 Esas, 2012/4912 Karar sayılı ilamıyla reddine karar verilmekle İlk Derece Mahkemesi kararı bu tarihte kesinleşmiş ve bilahare, harita bilirkişisi tarafından kararın infazı için koordinat tablosu, ölçülendirme ve kroki içeren 02.06.2015 tarihli 2. ek bilirkişi raporu düzenlendiği ve İlk Derece Mahkemesine sunulmuş olduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 28.03.2016 havale tarihli tavzih dilekçesi ile, 02.06.2015 tarihli 2. ek bilirkişi raporu düzenlendiği belirtilerek kararda belirtilen bilirkişilerce verilen ek rapor ve krokinin sunulduğuna ilişkin infaza elverişli ek karar verilerek tavzihen düzeltilmesi talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 04.09.2024 tarihli ek kararıyla, "... hüküm verildikten sonra davadan el çekilmiş olup, istinaf ve temyiz yoluyla bozulmadıkça ya da iade-i muhakeme hali olmadıkça hükmün değiştirilemeyeceği ..." gerekçesi ile davacı vekilinin tavzih isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, tavzih talebinde bulunan davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu karar 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun)
tavzih ile ilgili hükümlerine uygun düşmemiştir.
Şöyle ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün tavzihi” başlıklı, 305. maddesinde; “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” düzenlemeleri getirilmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından, İlk Derece Mahkemesine sunulan ek raporun kararda işlenerek kararın infaza elverişli hale getirilmesi talep edilmiştir. Bu talebin hükmün değiştirilmesine yol açacak nitelikte olmadığı, hükmün icrasındaki tereddütleri ortadan kaldıracak nitelikte olduğu anlaşılmakta olup, bu durum karşısında tavzih talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 04.09.2024 tarihli ek kararının BOZULMASINA,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.